Devası Olmayan Dert

Özgürlük

Slavoj Zizek
Çevirmen:
Yavuz Alogan
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 20 dk.
Sayfa Sayısı:
400
Basım Tarihi:
23 Ağustos 2024
Yayınevi:
Say Yayınları
Orijinal Adı:
Freedom: A Disease Without Cure
ISBN:
9786050210903
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·400 syf.··
2025 15. kitabı
Kitabı okurken sayfalar arasında sürekli düşüncelerim aktı. Özellikle bir kadın olarak, özgürlüğün ne kadar karmaşık, ne kadar çok katmanlı bir mesele olduğunu bir kez daha iliklerime kadar hissettim. Özgürlük bazen sadece bir karar vermek bile olabiliyor; o kararı verirken taşınan suçluluk, yalnızlık, beklentiler… Ve işte tam da orada başlıyor özgürlüğün asıl sınavı. Yazar, özgürlüğü yalnızca toplumsal bir kavram olarak değil, bireyin kendi iç dünyasında verdiği bir mücadele olarak ele alıyor. Okurken birçok kez durup kendime sordum: “Gerçekten özgür müyüm, yoksa sadece özgür olduğuma mı inanmak istiyorum?” Ve yine düşünürken bir cümle çıktı karşıma: “Özgürlük, tam da canımızı en çok yaktığı yerde başlar.” Sanki kalbimin duyamadığı bir sesi tercüme etmişti. Kitabın dili yer yer şiirsel, yer yer tokat gibi. Ama her satırıyla dürüst. Hiç süslememiş duyguları; olduğu gibi bırakmış. Belki de bu yüzden bu kadar çarpıcı. Bu kitabı özellikle kendi sesini arayan, kendi içindeki “izinleri” yeniden yazmak isteyen herkese öneriyorum. Kolay bir yol değil ama çok gerçek bir yolculuk. Ve bazen, en güzel şifa yüzleştiğimiz o “devası olmayan” dertte saklı.
ÖzgürlükSlavoj Zizek · Say Yayınları · 202412 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 07:10
Devası Olmayan Dert ÖZGÜRLÜK (Felsefi Deneme) Slavoj Zizek 1949 Slovenya doğumlu sosyolog, filozof ve kültür eleştirmeni Slavoj Zizek tarafından İNSAN türünün kadim sorunsalı ÖZGÜRLÜK üzerine kaleme alınmış çok güzel bir felsefi deneme kitabı. Kitapta özgürlük kavramının insan için bir olanak mı olduğu yoksa bir tuzak mı olduğu üzerine felsefi bir soruşturma yürütülüyor. Öyle görünüyor ki özgürlük boynumuza takılmış, bizi bize hapseden, bizi bize bağlayan bir tasmaya dönüşmüş durumda. Bu öyle bir şey ki bir yandan özgür olmadan insan olamayacağımız diğer taraftan da özgürlük prangasıyla içimize hapsedildiğimiz dile getiriliyor. Bir çok filozoftan felsefi değerlendirme alıntılayarak soruşturmasına devam eden Zizek bu günün medeniyetinin neyin üzerine kurulduğunu da ortaya koymuştur:Özgürlük. Sartre varoluşçuluğunun gizemli sözcükleri olan “İnsan özgürlüğe mahkumdur.” temasındaki karmaşaya dikkatinizi çeken Zizek ,özgürlüğün kırılgan ve geçici teması üzerinde dururken, özgürlükçü bireycilik anlayışını da eleştiriyor. Zizek’in ortaya attığı sorunsal şudur: Evvela, “Özgürlüğümüzün sınırlarını nasıl yeniden keşfedeceğiz ya da özgürlüğümüzü nasıl sınırlamak zorunda kalacağız?” Sonra, “Özgürlükten kaçmak yerine onu nasıl kucaklayabiliriz? Žižek, kitapta okurlarını tüm bu soruları cevaplamaya ve özgürlük kavramının karmaşıklığıyla yüzleşmeye çağırıyor. Aşağıdaki alıntılar da bunu anlamakta destekleyici olacaktır:
ÖzgürlükSlavoj Zizek · Say Yayınları · 202412 okunma
Puan vermedi·400 syf.·
2025 2. kitabı
Buridan'ın Eşeği paradoksuyla başlıyoruz her şeye. Ortadan mantığı, öğretiyi ve korkuları kaldırınca karar veremememiz, özgürlüğe olan uzaklığımızı mı gösteriyor? Özgürlük, diyor, sizin seçim yapabilme durumunuzdan ibaret değildir; o seçeneklerin de size dayatılmış olma ihtimali unutulmamalıdır. Modern neoliberal salakların kendisini özgür zannetmesine geçirmiş Zizek Efendi, aferin Zizek Efendi. Disiplin ve terbiyenin bizi özgürlükten uzak tuttuğundan bahsederken, benim bir aralar düşündüğüm “379 sene önce doğsaydım böyle bir insan olmazdım.” fikrim aklıma geldi. Maalesef adına biz dediğimiz bu et torbasının içerisinde biz namına pek de bir şey bulunmuyor. Kim olacağımıza karar vermedik, sadece seçenekler arasından seçebildik. Acı verici bir düşünce. Lacan ve Hegel bahsi çok geçiyor. İkisini de henüz okumadım ama okumam gerektiğini anladım. Özellikle Lacan'ın dil konusundaki teorilerini bir ara ben de düşünmüştüm. Marksist bir ortamda yetiştiği için sakallı piç (Marx) ile diğer sakallı piç (Engels) de sıklıkla anılıyor. Engels yine saçma sapan konuşmuş, Zizek de onu düzeltiyor. Kierkegaard ve onun “İnsanın ontolojisinin özünde kaygı ve umutsuzluk vardır.” felsefesini, özgürlüğün kaçınılmaz yan etkisi olarak görüyor. Bir başlık var: Geçmişi yeniden yazmak. İşte anlatıyor, şöyle böyle… Örnek olarak Kızıl Devrim geldi. Bir toplumun geçmişinin değiştirilerek nasıl belirli bir fikre doğru manipüle edildiğinden bahsetti. Sonra aynı konuya Sex and the City'nin bir bölümünü örnek verdi :)). Community dizisindeki Abed gibi, film ve dizi göndermesi yapmadan duramıyor abimiz. Bulletproof Monk filmi analizine gelirsek... Sen bir delisin, Zizek. Sen bir ucubesin. Matrix: Resurrections hakkında olumlu cümleler kurduğu bir bölüm var, okumamayı tercih ettim. Garip herif neyini
ÖzgürlükSlavoj Zizek · Say Yayınları · 202412 okunma

Yazar Hakkında

Slavoj ZizekYazar · 66 kitap
Lübliyana, Slovenya'da (o tarihte Yugoslavya'nın bir parçasıydı) doğdu. Felsefe doktorasını Ljubljana'da aldı ve Paris Üniversitesi'nde Psikanaliz eğitimi gördü. Batı ülkeleri tarafından saygı görmesinden ötürü sosyalist Yugoslavya'da fazla baskıya maruz kalmadığını belirtmektedir. 1990 yılında Slovenya Cumhuriyeti Başkanlığı için Slovenya Liberal Demokrat Partisi'nin adayıydı. Žižek popüler kültürün yeniden okunmasında Jacques Lacan'ın çalışmalarını kullanmasıyla ünlüdür. Şu konuları da içeren sayısız konuda yazmaktadır; ideoloji, köktendincilik, hoşgörü, politik doğruluk, küreselleşme, öznellik, insan hakları, Lenin, mit, internet, postmodernizm, çok kültürlülük, post-marksizm, David Lynch ve Alfred Hitchcock. Düşünürün sevdiği ve önerdiği filmler Hero'dan Korkunç Ivan'a kadar çeşitlilik göstermektedir. Çağdaş felsefenin görmezden gelinemeyecek önemli bir ismidir. Žižek Sosyoloji Enstitüsü, Ljubljana Üniversitesi, Slovenya'da uzman araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda, burada sıralanan üniversitelerin yanı sıra başka üniversitelerde de misafir profesör olarak ders vermektedir: The University of Chicago, Columbia, London Consortium, Princeton, The New School, The European Graduate School, The University of Minnesota, The University of California, Irvine and The University of Michigan. Bugünlerde Birkbeck Institute for the Humanities Birkbeck, Londra Universitesi'nde uluslararası yönetici olarak çalışmaktadır. Žižek 2004 yılında 26 yaşındaki Arjantinli model Analia Hounie ile ikinci evliliğini yaptı, daha önce Renata Salecl ile evliydi. Žižek mesleğinin başlangıcında 1970'lerin Yugoslavya'sının politik ortamında engellendi. 1975'te master tezinin siyasi açıdan şüpheli görülmesinden sonra Ljubljana Üniversitesi'nde bir yer sahibi olması önlendi. Takip eden yıllarda Yugoslavya Ordusu'nda görev aldı ve sonunda Jacques Lacan'ın psikonalitik teorisine dönük kuramsal odaklanmaları olan bir grup Slovenyalı bilgin ile yakınlaştı. Žižek'in büyük bir sosyal kuramcı olarak uluslararası tanınması 1989'da İngilizce basılan ilk kitabı The Sublime Object of Ideology'ye kadar sürdü. Žižek'in en dünya çapında en çok tartışılan kitabı The Ticklish Subject (1999), onu açıkça dekonstrüksiyonizmcilerin, Heideggercilerin, Habermascıların, bilişsel işlemlerle uğraşan bilimadamlarının, feministlerin ve Žižek'in New Age "obskürantizmciler" olarak tanımladıklarının karşısına koyar. Žižek'in çalışma ve düşünceleri belirlemedeki sorunlardan birisi onun kuramsal konumunu çok sık olarak kitapları arasında, hatta bazen aynı kitabın farklı sayfalarında değiştirmesidir (mesela, Lacan'ın yapısalcı mı yoksa post-yapısalcı mı olduğu konusunda). Bu nedenle onu eleştiren bazı kişiler, onu tutarsızlık ve entelektüel düzey eksikliği ile suçlamaktadır. Ne var ki Ian Parker herhangi bir "Žižekyen" felsefe sistemi bulunmadığını öne sürmektedir çünkü Žižek, bütün tutarsızlığıyla beraber, bize, bizim bir tek yazardan neyi almak ve onda neye inanmak istediğimiz konusunda daha derinlemesine düşünmemiz konusunda yardımcı olmaya çalışıyor.(Parker, 2004) Aslında, Žižek'in kendisi, bir felsefecinin tavrının, bizim kendi ideolojik ön kabullerimizi sorgulamak yerine bize dünyayı anlatan Büyük Öteki gibi davranmak olmaması gerektiğini tartışarak, Jacques Lacan'ın kendi kuramlarını sürekli yenilemesini savunmaktadır. Žižek için felsefeci, soruları yanıtlamaya çalışan birisinden daha çok, eleştiren birisidir. En son olarak Žižek Abercrombie & Fitch için hazırlanan bir katalogda yer alan Bruce Weber'in fotoğraflarına eşlik edecek bir metin yazdı. Büyük bir entelektüelin reklam metni yazmasının uygun olup olmadığı sorulduğunda, Žižek Boston Globe'a şunları söyledi: "Eğer para kazanmak için bu tür işler yapmak veya tam zamanlı çalışan Amerikalı bir akademisyen olarak imtiyazlı bir yer kapmak için kıç öpmek zorunda kalmak arasında bir seçim yapmam istenseydi böyle yerlerde yazı yazmayı seçmekten zevk alırdım!" Kendisine dönük ters ifadelerden utanmayan ateşli ve renkli bir öğretim üyesi olarak kabul edilmektedir. Üç bölümden oluşan 'The Pervert's Guide to Cinema' belgeseli İngiltere kanalı More4'da Temmuz 2006'da yayınlandı.