Yavuz Alogan

Yavuz Alogan

ÇevirmenEditör
8.5/10
164 Kişi
·
407
Okunma
·
3
Beğeni
·
165
Gösterim
Adı:
Yavuz Alogan
Unvan:
Çevirmen, Editör
Ocak 1983'ten beri çeşitli yayınevleri için çevirmenlik ve editörlük yapmaktadır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
398 syf.
Kitabın kapağı ve Washington Post'un abartılı övgüsünün de yer aldığı açıklama kısmına aldanıp kitabı okumamanızı tavsiye ederekten başlıyorum ...

Kapağına bakınca tarihe adını yazdıran liderleri görüp içinizden şu soru geçiyor ; "Acaba ne gibi akıl hastalıkları var , neler yapmışlar ?" Ama sorularınızı cevaplayacak liderlerin çılgın akıl hastalığı hikayelerini bulamayacaksınız. Benim çocukluğumdan bir iki birşeylerimi anlatmam tarihse , bu kitapta da öle tarih barındırıyor ucundan köşesinden.

Yazarın bizim Palu Ailesinden haberi yok ne delilik hikayesi patlardı aslında :) Bu liderlerin manik depresif , hipertimi, distimi , bipolar hastalıkları yanında. Aslında dünya üzerinde teşhisi konulmamış milyonlarca distimi,hipertimi,manik-depresif insan var. Bunun liderlerde olması çok da ilginç gelmedi bana. Toplum içinde konuşamayıp , yüzyüzeyken methiyeler dizebilen lider niye olmasın ?, Katıldığı savaşlar ve bu savaşların stresine, sonucuna bağlı uykusuzluk , aşırı yeme yada yiyememe , alkol tüketiminin artışı .. bunlar bana çok anormal akıl sağlığı problemi gibi gelmedi. Bir aileyi yöneten baba bile cinnet geçirip siyanürle ailesini zehirlerken , bir ülkeyi yönetinin böyle ruhi problemler yaşaması( depresyon, çok konuşma veya asosyal olması , yahut seks düşkünü olması) gayet normal ve basit geldi bana.

Kitapta anlaşılmaz kelimeler yok zaten kelimelerin çoğunu giriş kısmı dahil olmak üzere açıklamış yazar. Psikoloji türünden bir eser olmasından mütevellit bu türe ait terimlerin olduğunu bilerek elinize almanızı tavsiye ederim. 200'lü sayfalarda Hitler'i anlatırken yazar kendinin karmaşık hislerini anlatmış ve sorgulamış, çok fazla tekrire düşmüş bunu da satış kaygısına bağladım ben.( şahsi fikrim) Kennedy ve Roosevelt için insanı bunaltan , kulağı uzataraktan tutan anlatımı bunlar kafayı yememiş ama ben kafayı yiyeceğim dedirtiyor.

Çok bayıla bayıla okuduğum bir eser olmadı,bazı kitap sitelerindeki beş yıldızlı yorumlara katılamıyorum bu yüzden.

Keyifle başka eserler okumalar diliyorum :)
313 syf.
Maldoror= İnsanın içindeki kötülük yapma dürtüsü.

Biz hem iyi hem kötünün alaşımıyız. Daha çok kötünün. Tanrı'nın varlığını hiçe sayan, onunla dalga geçen, onun da kötü olduğunu yüzüne vuran bir Maldoror.
Neden izin veriyorsun yeryüzünde bunca acı çekilmesine?

Birbirine sarılarak denizde kaybolan kardeşlerde, ailesi tarafından terk edilen çocuğun acıyan bakışlar altında yine çaresiz ve yalnız kalmasında, küçük kızın ormanda tecavüze uğrayıp köpeğe parçalatılmasında, bedenini satan kadınların korkunç evlerinde, yakarılan ve dua edilen tanrı yoktu.

Maldoror öyle öfkeli ki. O kötü adam. O adı geçildiğinde insanları titreten şeytan. Bütün karanlıkların toplandığı bir beden.

Hiçbirinizin söyleyemediği cümleleri o söylüyor. Bitmesini hiç istemedim. Bunları duymayı, gerçekleri duymayı özlemişim. Yerler ucuz aşk safsatalarını. Kaçınız onun dediklerini duymaya hazır?
Eminim ki tekrar tekrar okuyup o kötülüğü belleğimde canlı tutmaya çalışacağım.

22-23 yaşında yazmak tüm bunları, 24 yaşında ölmek. Belki sandığın kadar kötü değildin Maldoror.

-Okuduğum en iyi kitaplardan.
291 syf.
- les chants de maldoror -

bir bilinçaltını okudum bu kitapta.

salvador dali'yi, rene magritte'ı gördüm diyebilirim. tıpkı bir naldan tekerliği görmek gibi gitmek fiilini en gerçeküstü haliyle okudum. hatta insanın kendi içsel bilinçaltı patlamalarını bulması bile mümkün. ben buldum.

henüz yirmili yaşlarındaki bir gencin kaleminden çıkmış olması ise üzerine düşünülmesi gereken ayrı bir konu.

kitabı okuan her yazar, düşünür, analist maldoror hakkında bir tanımlama yapma ihtiyacı duydu. maldoror öyle karanlığıydı ki insanın tanımlayamazsa acı saplanıp kalacaktı içine. kimi şeytan diye tanımladı, kimi lanetli bir yaratık olarak ancak maldoror insan benliğinin ta kendisiydi. yorumların hepsi doğru olduğu gibi hepsi yanlıştı da...

dizeler öyle müthiş ki karanlıkta boğulmuş gibi hissetmesine bile seviniyor insan.

tam da gergedan ve dali incelemesine girişme noktası burası ama o kadar uzatmayacağım.
cengiz tolstoyevski
cengiz tolstoyevski Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991 Aşırılıklar Çağı'ı inceledi.
%23 (176/788)
·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın özetlenecek yanı pek yok. Tuğla gibi kalın bir kitap. Gazete küpürlerinden taşıp da sayfalara bulaşan bir dehşet var. Ölüm kol geziyor bu yüzyılda. Almanlar 1.dünya savaşında 1.8 milyon, Fransa 1.6 milyon ve Britanya 800.000 insan kaybediyor. 2.Dünya savaşındaki ölü sayısı 3-5 katıdır. Almanların Leningrad kuşatması 900 gün sürüyor. Açlık ve bitkinlikten 750 bin insan ölüyor. 2.Dünya savaşında Almanya'daki 5.7 milyon Rus savaş tutsağın 3.3 milyonu ölüyor. Polonya'daki ölüm kamplarına trenlerle ulaştırılan 5 buçuk milyon Yahudi öldürülüyor.
Gelmiş geçmiş en kanlı yüzyıldır 20.yüzyıl.
320 syf.
bir modernite ve holocaust olmasa da en'ler arasında yerini alan bauman kitabı.

bauman modernliğin çıkmazlarından hareket ederek postmodernizm ve etik üzerinden toplum ve devinim tartışmalarını gerçekleştirmiştir. modernist toplumun açmazlarının, toplumun aynı doğa halinde yansıtılan hobbes-çu teorilerden farklı olduğunu ve asıl olanın salt toplumsal düzen için otoriter fikirlerin etkin kılınması değil, toplumda bir arada yaşamaya çalışan ve birbirinden farklı olan kesimlerin, diğerleri için rahatsız edici olmamasıdır. bu yaklaşım içinde yeniden tanımlamaya çalıştığı postmodernizm ve bağlantılı olduğu etik anlayışın temelleri öteki için olmak olgusunun temellerini oluşturmaktadır. bu noktada demokrasi olgusunu yeniden işlemiş ve bunu, hobbes-çu yaklaşımın esnekliği olarak kullanılmasını değil, toplumun kendini gerçekleştirmesi noktasında bir adım olarak yorumlamıştır.

liberal düşüncenin kendini açıklayamadığı noktalardan biri olan vatandaş-birey-müşteri bağlamında kalan insanın sorunu konusunda bauman oldukça net çözüm yolları sunmuş, sorunun giderilmesi için başta yaşam ve bakış açısının değiştirilmesi gerektiğine konuyu atfederek virgül atacak şekilde son cümleyi bırakmıştır.

bu noktadan sonra insanlar arasında kitap üzerinden tartışma başlıyor.

bauman burada bir devrimden mi bahsediyor yoksa evrimden mi? bunların dışında salt bir sistem düzenlemesi gerektiğine mi atıfta bulunuyor? soruları üzerinden tartışması oldukça zevkli bir kitap.
Sadrettin
Sadrettin Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991 Aşırılıklar Çağı'ı inceledi.
788 syf.
·Puan vermedi
Kitap hakkında, başka kitap ve makalelerde yapılan atıflar ile bilgi sahibi oldum. Hacim ve dil olarak göz korkutucu bir eser. Ama okudukça yoğun bir yaşanmışlık ve gerçek bir bilgi yağmuruna tutuluyorsunuz.
Yazarımız yaşadığı ve birinci elden topladığı verileri bizimle paylaşıyor. 2 büyük kanlı savaşı ve uzun bir soğuk savaşı tüm yönleriyle öğrenme imkanı veriyor bize.
Özellikle yazarımızın kullandığı iktisadi veriler ile asrımızın büyük ve küçük olaylarının arkasındaki gerçek sebeplerin, ekonomik çıkarlar olduğunu görme imkanına sahip oluyoruz.

20. Asrı biraz tanımak istiyorsanız ve sabırlı birisi iseniz, okunacak önemli bir kaynak olduğuna inanıyorum.
440 syf.
Noam Chomsky'nin ABD emperyalizmini ve ABD'nin Ortadoğu üzerinde faaliyette bulunduğu askeri , siyasi , sosyal argümanlarının ; tarafsız , hukuk normlarını dikkate alarak , yıllarca süren deneyim ve araştırma birikimleriyle bizlere aktardığı bir eser . Kitap Noam'ın değerlendirmeleri ağırlık olmak üzere Gılbert Achcar ile hasbihal ederek bizlerin görmediklerini gösteriyorlar . Bir çok etnik grubunun , gerek baskı ve şiddet yolu gerekse etnisite vasıtaları ile nasıl yönlendirildiğini bizlere sunuyorlar . Ayrıca , kitabın hiç okunmamış , site arşivine girmesi için benim istek atmam oldukça üzdü beni (:
Yağmur Karaduman
Yağmur Karaduman Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991 Aşırılıklar Çağı'ı inceledi.
788 syf.
·Puan vermedi
Sayfa sayısı çok gözükse de okuyucuyu sürükleyen ve yalın bir dili var.
Bir tarihçi olarak okunması gereken kitaplardan biridir.
Yıllar ve dönemler arasında ki değişiklik size anlatır
187 syf.
·Puan vermedi
İlericilik;
ekonomik, siyasal ve kültürel alanlaraki ilerleme, gelişme ve yenileşme;
Çağdaşlıktan, reformlardan, aydınlanmadan yana olma, medeniyetle uzlaşma, destekleme ve savunma olarak tanımlayabiliriz.
Gericiliği ise ilerici karşıtı, değişim ve yenileşme karşıtı olarak açıklayabiliriz.
Muhafazakarlık da; her şartta, ne olursa olsun varolanı sürdürme,/koruma, değişime ve yenileşmeye karşı gelenekçi olma eğilimi diyebiliriz.
Bir de Statüko var ki; mevcut durum ve bu durumun korunması olarak söylersek, işte tüm bunlar kitabın konularından...
Aynı zamanda ekonomist olan yazarımız, bu konuları çağın aydınlarla, filozoflarıyla, tarihsel olarak örneklendirmiş.
Gericiliği bazen toplumun gelenekçi yapısından kaynaklı bazen de kutsallık atfederek(dinsel) , bazende evrensel realiteye ters olarak örneklendirmiş.
Alman yazar Albert Hirscheman, ilerici hamlelere yönelik üç tepkisel tezle ortaya koymuş.
Bunlardan birincisi Aksi Tesir tezi,
ikincisi Boşunalılık Tezi,
üçüncüsü ise Tehlikeye Atma Tezi.

Bana göre ; Üslup ve dil olarak çok ağır ve oldukça sıkıcı bir kitap.
Kitabı bitirmek için çok zorlandım.
Kendi adıma tavsiye edebileceğim bir kitap değil, elbet ilgilileri hariç.

KitaplaKalın

Yazarın biyografisi

Adı:
Yavuz Alogan
Unvan:
Çevirmen, Editör
Ocak 1983'ten beri çeşitli yayınevleri için çevirmenlik ve editörlük yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 407 okur okudu.
  • 41 okur okuyor.
  • 821 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.