Adı:
Paris, Modernitenin Başkenti
Baskı tarihi:
Şubat 2012
Sayfa sayısı:
479
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755705514
Kitabın türü:
Çeviri:
Berna Kılınçer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
"Büyüyüp dünyaya başkent olsan bile hiçbir zaman yurttaşların olmayacak senin," diyor Jules Ferry geçmişe özlemle. Modern hayatın karşısında başı dönen Baudelaire şehri, "hastane, hapishane, kerhane, araf, cehennem" diye tanımlıyor ve ekliyor; "Seviyorum seni, rezil başkent." David Harvey Paris, Modernitenin Başkenti’nde, Balzac, Baudelaire, Flaubert, Zola gibi edebiyatçıların tasvirleri ve gelecek vizyonları, Daumier’in karikatürleri ve Marville’in fotoğrafları eşliğinde Haussmann’ın kenti "zorla modernliğe sürüklediği" ve baştan yarattığı İkinci İmparatorluk Parisi’nden günümüze bakıyor.

Göç, banliyöleşme, temaşa, alışveriş, mutenalaştırma... Barikatlarla olduğu kadar spekülasyon ve kiralarla da ikiye bölünen bir kent. Haussmann’ın yeni Paris’i İkinci İmparatorluğun gösteri salonu mudur yoksa piyasanın fuhuş merkezi mi? Harvey’in her yönüyle gözler önüne serdiği Paris’in öyküsü, aynı zamanda içinde yaşadığımız kentlerin öyküsüne, örneğin İstanbul’un ‘80 sonrası dönüşümüne dair çarpıcı ve net bir fotoğraf koyuyor. Kenti; modern toplumun, hayatın ve bireyin politik bedenini masaya yatırıyor.
479 syf.
·Puan vermedi
Var olan kentsel dönüşüm mitinin ilk örneklerinin görüldüğü yer olan Paris panaroması çiziyor yazar. Bir yandan şehrin içinden uzaklaştırılan fakir halk ve bir yandan da şehrin en güzel yerlerine yerleşmeye başlayan sermaye. Bütün bunların yarattığı bir de sosyal gerilim var tabiki. İşte bu gerilimi de en çok romanlardan okuyoruz. Victor Hugo'nun sefilleri kitabını okuyunca neden bir kanalizasyon tasfir edişini, şehrin içindeki bu gerilimin insanları nasıl etkilediğini görüyoruz ya da diğer Paris aşığı yazarların bunu neden yaptığını.

Kitap Paris'in başına getirilen bir mimarın şehri nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor. Bugün bizim için önemli çünkü İstanbul benzer bir durum ile karşı karşıya ve sanki bu durumdan hiç örnek almadan o trene binmiş gidiyor. Sanayi devrimi sonrası, ihtilal devrimi sonrası şehrin artan nüfusu ve bunu karşılamak için yeni yollar, yeni raylı sistemler, park ve bahçeler, banliyoların oluşumu... Bunları resmini çizerek zihninizde bir resmi tamamlamanıza yardımcı oluyor.

Şehircilik, kentleşme vb konular ile alakadar iseniz ve hatta meraklısı iseniz okumanızı tavsiye ederim.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paris, Modernitenin Başkenti
Baskı tarihi:
Şubat 2012
Sayfa sayısı:
479
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755705514
Kitabın türü:
Çeviri:
Berna Kılınçer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
"Büyüyüp dünyaya başkent olsan bile hiçbir zaman yurttaşların olmayacak senin," diyor Jules Ferry geçmişe özlemle. Modern hayatın karşısında başı dönen Baudelaire şehri, "hastane, hapishane, kerhane, araf, cehennem" diye tanımlıyor ve ekliyor; "Seviyorum seni, rezil başkent." David Harvey Paris, Modernitenin Başkenti’nde, Balzac, Baudelaire, Flaubert, Zola gibi edebiyatçıların tasvirleri ve gelecek vizyonları, Daumier’in karikatürleri ve Marville’in fotoğrafları eşliğinde Haussmann’ın kenti "zorla modernliğe sürüklediği" ve baştan yarattığı İkinci İmparatorluk Parisi’nden günümüze bakıyor.

Göç, banliyöleşme, temaşa, alışveriş, mutenalaştırma... Barikatlarla olduğu kadar spekülasyon ve kiralarla da ikiye bölünen bir kent. Haussmann’ın yeni Paris’i İkinci İmparatorluğun gösteri salonu mudur yoksa piyasanın fuhuş merkezi mi? Harvey’in her yönüyle gözler önüne serdiği Paris’in öyküsü, aynı zamanda içinde yaşadığımız kentlerin öyküsüne, örneğin İstanbul’un ‘80 sonrası dönüşümüne dair çarpıcı ve net bir fotoğraf koyuyor. Kenti; modern toplumun, hayatın ve bireyin politik bedenini masaya yatırıyor.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Ali Can
  • Seda Arslan
  • Halil
  • missprufrock
  • Sibel Kaya Kuştemir
  • Demlendirici Krem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0