Savaş Romanı yazarları okur musunuz? Dünyada çok fazla savaş romanı yazarı yokturdur. Genel bilgi açısından önce biraz yazara değineceğim çünkü geçmiş kuşaklar onu tanısa da ülkemizde okunması pek azdır. Yurt dışında tanınma sebebi de ihtilaflar nedeniyle olmuştur. Bir grup onun bunları yaşadığını iddia ederken diğer grup düzenbaz bir yalancı olduğunu düşünmektedir. Bu karşıtlık da ona yaramış, hem tanınmasına hem okunmasına vesile olmuştur.
Şöyle ki Danimarka doğumlu yazar birkaç işte çalıştıktan sonra Almanya’ya geliyor. Burada da iş bulamayınca kendini orduya yazdırıyor. Daha sonrasında savaş çıkınca da ordudan kaçıyor. Yakalanıyor ve Ceza Taburları da denilen Lanetliler Taburuna gönderiliyor ki bu isimde bir kitabı olup, bu kitap aynı zamanda okuduğum ilk kitabıdır. Yine kanıtlanmamış bilgilere göre bu taburdan kurtulabilen birkaç kişiden biridir ve bunlar kanıtlanamadığı için de kendisi sadece hayal kuran biri olarak kabul edilmiştir. Bu iki paragrafı tüm kitaplarının incelemesine, tanınması açısından yazacağım.
Kitap ise 1944 Temmuz ayında Paris’i savunmak üzere Normandiya çıkarması sonrası birliğin gönderilmesine bağlı hikayelerden oluşuyor. Yazarın, savaşın tüm kötü yanlarını duyurmak için arkadaşlarına söz verdiğini, bu durumun ne kadar kötü olduğunu hissettirme çabalarını da anlıyoruz okurken.
Ayrıca kitapta Lejyoner, Küçük Kardeş, Moruk benzeri takma isimler kullanılıyor ki bunu da yazar arkadaşlarına bir saygı olarak, onların adını açıklamamakla beraber anlatıyor.
Tam karşı çıkacakken, tarihsel bilgilerle bir tezatlık yerine benzerlik olması da onu haklı çıkarıyor ve popüler Hitler romanları yerine bu tarz kitapların daha çok ilgimi çektiğini bir kez daha söyleyerek hepimize iyi okumalar diliyorum..