Pervin Abla

Mahmut Yesari
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·422 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
. Pervin Abla, mahalle hayatını, insan ilişkilerini, özellikle güçlü kadın karakter üzerinden toplumsal yapıyı anlatan, sıcak ve samimi bir roman. Pervin Abla, ilk olarak 1926 yılında, Yeni Ses gazetesinde, 124 bölümlük bir tefrika olarak okuyucuyla buluşmuş, bir sene sonra Ahmet Kamil Matbaası tarafından kitap olarak basılmış. Romana gelince; başkarakteri Muzaffer, aşkta şansı olamamış, mutluluğu bulamamıştır. Sevdiği tarafından sevilmediği gibi, kendisine aşık olan zavallı Pervin Abla'yı da hor görür. Evin küçük kızı olmasına rağmen kendisine "abla" denilen, sürekli ezilen, görmezden gelinen, acılı, sabırlı, kendi halinde, ama içten içe Muzaffer'e duyduğu aşkla kaynayan Pervin ise, sadece bir “abla” değil; çevresindeki insanlara yön veren, koruyan, bazen sert ama içten içe çok merhametli bir figürdür. Bu yönüyle hem güçlü hem de insani bir karakterdir. Pervin Abla bir aşk romanı ancak romanın neredeyse üçte biri savaşla, cephede geçiyor. Muzaffer de romanın yazarı Mahmut Yesari gibi Çanakkale'de vatanını savunuyor. Böylece roman, Türk'ün destanlaşan mücadelesini de tasvir eden, bir kat daha değerli bir eser haline geliyor. Roman genel olarak mahalle kültürünü çok iyi yansıtan, insan ilişkilerini doğal ve gerçekçi anlatan, duygusal ama abartısız bir anlatı sunuyor. Mahmut Yesari’nin dili oldukça akıcı; okurken sanki eski bir İstanbul sokağında dolaşıyormuşsun gibi bir his de veriyor. #PervinAbla ^ ^ ^ #mahmutyesari #mirhankitap #edebiyat #bloghemsire
Pervin AblaMahmut Yesari · Mirhan Kitap · 202635 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2026 65. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:45
Mahmut Yesari’nin Pervin Abla romanını okurken, dönemin İstanbul’unu ve insan ilişkilerini anlatan bir hikâyeden çok daha fazlasıyla karşılaştığımı hissettim. Kitap bittiğinde aklımda olaylardan çok karakterler kaldı. Çünkü Mahmut Yesari, bu romanda insanları kusurlarıyla, zaaflarıyla ve çelişkileriyle anlatmayı başarmış. Benim için romanın merkezinde elbette Pervin Abla vardı. Onu okurken sadece bir karakter değil, çevresindeki insanların hayatlarına dokunan güçlü bir kişilik gördüm. Pervin Abla zaman zaman fedakâr, zaman zaman sert, zaman zaman da kırılgan yönleriyle bana gerçek bir insan gibi geldi. Bu yüzden onu tek bir sıfatla tanımlamak mümkün değil. Roman boyunca çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkiler, karakterinin farklı yönlerini ortaya çıkarıyor. Kitapta hoşuma giden şeylerden biri de karakterlerin idealize edilmemiş olmasıydı. Kimse tamamen iyi ya da tamamen kötü değil. Herkes kendi şartlarının, hayallerinin ve hatalarının içinde yaşamaya çalışıyor. Bu nedenle romanı okurken bazı karakterlere bir bölümde yakınlık hissederken, başka bir bölümde onlara kızdığımı fark ettim. Mahmut Yesari’nin anlatımı oldukça akıcı. Özellikle insanların konuşmaları ve günlük hayatın ayrıntıları bana yapay gelmedi. Romanın yazıldığı dönemin sosyal yapısını hissetmek mümkün ama buna rağmen karakterlerin yaşadığı duygular bugün bile yabancı durmuyor. Aşk, fedakârlık, hayal kırıklığı ve aidiyet arayışı gibi temalar hâlâ güncelliğini koruyor. Kendi adıma romanda en çok etkilendiğim nokta, insanların birbirlerinin hayatlarında ne kadar büyük izler bırakabildiğini göstermesiydi. Pervin Abla’nın varlığı sadece kendi hikâyesini değil, çevresindeki insanların kaderlerini de etkiliyor. Bu yüzden romanı okurken tek bir kişinin hikâyesini değil, birbirine bağlı hayatların hikâyesini
1000Kitap
Pervin AblaMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202635 okunma

Yazar Hakkında

Mahmut YesariYazar · 30 kitap
1895 yılında İstanbul'da doğdu. Soyadı, büyük dedelerinden gelmektedir. 18. yüzyılın son yarısında şöhret bulmuş hattat Mehmet Esat Efendi, sol eliyle yazdığından dolayı 'Yesari' lakabıyla anılırdı. Ailesi de bu adı muhafaza etti. Talik yazıda üstat olup, şiirleri de vardı. Osmanlı Sultanı Üçüncü Mustafa Han, bu zatı sarayına almıştı. İstanbul Lisesi'ni bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi'nde okudu. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı çıktı. Bunun üzerine askere alındı. Dönüşünde Diken dergisinde karikatürist olarak gazeteciliğe başladı. Sonra Kelebek adlı edebiyat ve mizah dergisini çıkardı. Piyesler yazmaya başladı. Daha sonra roman ve hikayeler yazdı. Bunlarda hayattan alınmış sahneler çoktur. Romanları daha romantiktir. Tiyatro sahasına trajedi yazmakla girdi, sonra komediye yöneldi. İlk romanının adı Namus'tur. Piyeslerinden çoğu Darülbedayi tarafından temsil edildi. Anlaşılan bir dili ve usta bir anlatımı vardır. Hayatının sonuna kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazı hayatını sürdürdü. 1945 yılında tedavi gördüğü Yakacık Sanatoryumu'nda öldü. ESERLERİ: Çoban Yıldızı (roman, 1925) Çulluk (roman, 1927) Pervin Abla (roman, 1927) Kırlangıçlar (roman, 1930) Su Sinekleri (roman, 1932) Bahçemde Bir Gül Açtı (roman, 1932) Tipi Dindi (roman, 1933) Yakut Yüzük (roman, 1937) Yakacık Mektupları (hikayeler, 1938) Bağrı Yanık Ömer Geceleyin Sokaklar PİYESLERİ: Tablo Asri Hülyalar Bekir'in Rüyası Ayrı Oda Çürük Merdiven Sancağın Şerefi Sürtük Telli Turna Hanife Hanım Hizmetçi Arıyor Serseri