"Pir Sultan Abdal, 1980'lere kadar çoklukla tekke şairi, Şii-Batini şiirler yazan bir halk ozanı olarak işaret edilmiştir.
Pir Sultan Abdal üzerinde diğer şairlere nispeten daha fazla durulması "kavga"ya dahil edilmesinden dolayıdır. Özellikle 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta meydana gelen ve 37 kişinin ölümüne yol açan üzücü olaylardan sonra şair artık "devrimci" bir kişiliktir. S:58
"Türk Halk Edebiyatı'nın ana unsuru Alevi ozanlardır. Bu ozanlar içinde çağımızda öne çıkan ozan ise Pir Sultan Abdal'dır
. Pir Sultan'ın bir Osmanlı paşası tarafından asılması, yaşadığı zamanda, Aleviler üzerine devlet politikası olarak uygulanan baskı, bir özdeşlik, bir benzerlik, bir yanlılık ortaya çıkarmıştır.
Tasavvufi anlayış, 13., 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu'da çok yaygındı. Ahi Evren, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Şeyh Bedreddin başlı başına ekollerdi diyebiliriz. 16. yüzyıldan itibaren ise durağanlık görülür. Bu yüzyılda ortaya çıktığı düşünülen Pir Sultan'ın şiirlerinin ana temasını da tasavvufi algıdan uzak tutmak mümkün değildir. Pir Sultan'a ait 131 şiir tespit edilebilmektedir. Bu şiirlerin ise sadece dokuzu "din dışı" gösterilmektedi"
"Bu şiirlerin yanı sıra, Pir Sultan, Pir Sultan Abdal, Sultan Pir Abdal mahlaslarıyla en az yedi Pir Sultan'dan bahsedebiliriz. Bizim konumuz olan, asılan Banazlı Pir Sultan, bir başka Pir Sultan Abdal'ın adını mı almıştır,
yoksa gerçek Pir Sultan Abdal odur ve onunla kendilerini özdeşleştirenler deyişlerini ona mı mal etmişlerdir? Pir Sultan asıldığı için, Türk geleneğinde görüldüğü üzerine, -zamanımızın ağıtlarında karşımıza çıkar- "ölen kişi"nin ağzından şiirler söylenmiştir.
Bu şiirleri, teknik ayırıma tabi tutsak bile bir "dava" peşinde olduğu için Pir Sultan üzerinden topluma yansıtmak mahzurlu görülmemiştir. Aynı mahlasla