Pop Çağı Ateşi

·
Okunma
·
Beğeni
·
406
Gösterim
Adı:
Pop Çağı Ateşi
Baskı tarihi:
Ocak 1995
Sayfa sayısı:
189
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754704754
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Ateşi hangi anlamıyla alırsanız alın, pop çağının ateşi altındayız. Her şey “pop” artık, müzik, şiddet, sevgi, İslam, milliyetçilik... Linç hukukundan reality şovlara, Tarkan’dan Çiller’e, “kara kafa” diye dışlananlardan site hayatına, Halk Ekmek büfelerinin önündeki kuyruklardan döviz büfesi kuyruklarına, ülkücü hareketin yükselişinden “kimlik açgözlülüğü”ne, pop çağı hayatı üzerine bir araştırma... Niçin “Ayy, inanmıyoruuz!” ki?...
189 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Can kozanoglu nun 80leri gazeteci gözüyle hicvettiği Cilalı İmaj Devrinden sonra okuduğum 2. Kitabı olan Pop çağı Ateşinde yazar;
90ları müzik kültürü üzerinden Siyasi, Sosyal,tarihsel olarak değerlendiriyor.

Yazar Sol kökenli kimliğini (kendisi belirttiği için belirtiyorum) direkt yansıtmadan sosyolojik olarak güzel eleştiriler getirdiği gibi, çerez tadında okunabilecek bu kitapta aslında geçen 25 yılda (yayın tarihi:1995) hiç bir șeyin degișmedigini ve günümüze yansıyan yönleriyle oldukça tutarlı çıkarımlar yaptığını da görebiliyorsunuz.

Kitabın çok az baskısı yapıldığını ve sahaf dışında bulanamadığını farkedebilirsiniz.

1990larda aslında 'gazetecilik' denen ve sık sık eleştirilen şeyin yerinde harabe olarak degerlendirilebilecek bir katmanın kalmadığını ve tamamen 'reklamcılık' ve 'medya memuriyeti' ne evrildigini acı şekilde görebiliyorsunuz.

Yazarın sık atıf yaptığı Bir kaç yazar dışında kendine özgü eğlenceli değerlendirmeleri olduğunu okurken gülerek tecrübe ettim.

90 doğumlu ve 30 yılını yeni doldurmuş bir 'Çağ magduru' olarak bu kitabı okuyup hiç birseyin değişmediğini hissetmemeniz için okumamanızı ;
kent sosyoloji, müzik kültürü ve Türkiye üzerine yazılmış ve ince çıkarımlar içeren bu kitabı okuyarak günümüz Türkiye sosyolojisine dair ana hatları görebilmeniz için okumanızı tavsiye ederim.
(cümleyi düzeltirken yol tükendi ben tükendim ey eyy..)

Sevgiler..
İyi günde Batılılık hissi egemen oluyordu, kötü günde Doğululuk hissi. Her kriz döneminde yükselen Avrupa-Batı düşmanlığı da bunun sonucuydu galiba.
Bir yazar öldürülüyor; tek damla kanın akmadığı, bir tek taşın yerinden kalkmadığı cenazede slogan atılması ve törenin naklen yayımlanması rövanş hissi doğuruyordu. Başka bir cenazeyle rövanş alındıktan sonra; tahrik olmayı otomatiğe bağlamış kitle 37 insanı diri diri yakıyor ve yakılan insanların cenaze töreninden önce tehdit geliyordu. "Müslümanları provoke edecek her türlü durum yaratılırsa" mutlaka kanlı rövanş gelirdi ha, ona göre. Mutlaka...
Bir yandan "adil düzen", ezilenlere sahip çıkma nutukları atılırken, fakirlerin hastane kapılarında süründükleri filan anlatılırken, RP'li Mehmet Metiner, Yüksek Tansiyon programında "Biz yoksulların partisi değiliz" diyebiliyor ve bu sözünü bir örnekle besliyor: "Biz paralı eğitimden ve paralı sağlık hizmetinden yanayız."
Cumhuriyet kuşağının evlatları ya da torunları, büyüklerinden, "Siz o sakallı yobazlara bakmayın, asıl Müslüman biziz" konuşmalarını bol bol dinlemişlerdir, hala da dinliyorlar. İbadete mesafeli duran ya da ibadeti "mahrem" alanların dışına pek çıkarmayan, "kuruluş ideolojisi"ne uygun bir tavır bu; dindarlığı anlatırken bile özünde laikliğe vurgu yapan Cumhuriyet kültürü. Oysa bugün merkezde karşılaşılan şey, popüler kimliğin bir parçası olarak, laikliği anlatırken dindarlığa vurgu yapan İslami kültür.
Bir ara, turistlerin gözündeki ilk Türkiye izlenimi "olumlu" olsun diye gümrük memurlarının sarışınlardan seçilmesi düşünüldü bu ülkede, başka söze gerek var mı?
Bir dönem iyimserlik modası vardı Türkiye 'de. Mevcut durumla ya da gelecekle ilgili en ufak bir endişeyi dile getirenler, hemen felaket tellalığıyla suçlanıyordu. Aynı tepkilerle hala karşılaşılsa da, iyimserlik eski statüsünü kaybetti. Artık "Türkiye tıkandı" demek pirim yapıyor.
....
Çünkü Türkiye gerçekten tıkanmış durumda ve kaybedecek fazla vakti yok; tıkanmayı bir an önce aşmak, zaaflarından bir an önce kurtulmak zorunda. Ve "Ne olacak bu Türkiye'nin hali?" sorusundan önce "Nedir bu Türkiye’nin hali?" sorusuna vakit ayırmak zorunda... "Düşmanlar azdı, Cumhuriyet elden gidiyor" feryarlarının bir faydası yok. "Bir nesil geliyor ki, hiç merak etmeyin" edebiyatının da öyle... "Devlet" i ve iktidarı tartışmadan, doldur-boşalt taktiğiyle varılacak yer, bugünkğnden daha iyi olmayacak çünkü...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pop Çağı Ateşi
Baskı tarihi:
Ocak 1995
Sayfa sayısı:
189
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754704754
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Ateşi hangi anlamıyla alırsanız alın, pop çağının ateşi altındayız. Her şey “pop” artık, müzik, şiddet, sevgi, İslam, milliyetçilik... Linç hukukundan reality şovlara, Tarkan’dan Çiller’e, “kara kafa” diye dışlananlardan site hayatına, Halk Ekmek büfelerinin önündeki kuyruklardan döviz büfesi kuyruklarına, ülkücü hareketin yükselişinden “kimlik açgözlülüğü”ne, pop çağı hayatı üzerine bir araştırma... Niçin “Ayy, inanmıyoruuz!” ki?...

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • Öner Bozdemir
  • Ayşe Asya güneşdoğdu
  • Duygu Y
  • HvvMhc
  • Betül
  • Deniz deniz
  • Zeynep can
  • Murat Emre Çakmak
  • İrem Ece Keskin
  • makif demir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%33.3 (2)
8
%50 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0