Postmodernizm ve Alımlama EstetiğiYılmaz Özbek

·
Okunma
·
Beğeni
·
65
Gösterim
Adı:
Postmodernizm ve Alımlama Estetiği
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054639595
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çizgi Kitabevi
Çağımızın kafası karışık insanının ürettiği, karmaşık ruh yapısının ürünü olan bir yapıtı özümlemek için sınırları belli olan bir kuram çok işe yaramaz. Yapıtın oluşumunda anlık düşüncelerin yaratıcılığı önemli olduğu kadar, yorumlamada da anlık izlenimlerin, çağrışımların yaratıcılığı da önemlidir; yapıtın amacı ile yorumun ulaştığı sonuç farklı olsa bile, çağdaş sanat estetik bir zenginliği hedeflemekten daha çok tüketiciyi sorgulamaya, düşünmeye götüren bir yapının peşine düşer. Yaşamın anlamsızlıklarına, kaosa, kargaşaya karşı bir tepki, bir tavır olarak da görülebilecek olan Post modern yapıtlar tüketiciyi de yaratıcılık sürecine katarak onu da tepkiye ortak eder; estetik büyüyü, beğeniyi beslemekten çok insanda yaratıcı, üretici gücü harekete geçirerek onu dinamik hale getiriyor; uyutmuyor, uyanık tutuyor, var olan kurallar, kurumlar, anlayışlar sorguluyor, bireyi eleştirel düşünmeye, irdelemeye götüryor. Yoksa belli bir sonuca ulaşmayı dayatmıyor.
Anahtar Kelimeler: Yılmaz Özbek, Post-modernzim ve Alımlama Estetiği, Post-modernizm, Alımlama Estetiği, Yorumbilim, Modernizm, Teori, Uygulama, Öykü.

Alman edebiyatı profesörü Yılmaz Özbek’in Çizgi Kitabevi tarafından basılan kitabı, Alımlama Estetiği kuramının Post-modernizm ile koşut olduğunu ve Post-modern eserlerin en iyi yorumlanma biçiminin alımlama estetiğine dayanması gerektiğini savunuyor.

Post-modernizm ortaya çıktığı günden beri edebiyat dünyasında çok tartışılsa da üzerinde hemfikir olunan bir tanımı yapılamamış, çoğu okurun yıldızı bu akımla barışmamıştır. Edebiyatın bu üvey akımı, Modernizm’in dayattığı tekdüze, kalıpsal, derinliği olmayan ve giderek bireyselleşip kolektiflikten uzaklaşan hayat ve sanat düzenine karşı anarşist bir hareket olarak tanımlanmalıdır. Buradan yola çıkılarak Post-modernizm’i anlamanın ve yorumlamanın ön koşulunun Modernizm’i anlamak ve yorumlamak olduğu sonucuna ulaşılabilir. Kısaca, Modernizm ne değilse Post-modernizm odur.

Metnin yapısından çok tematik anlamı ve metindeki sembollerin çözümlenmesi üzerine odaklanan Alımlama Estetiği’nin atardamarı okur ve okurun yorumudur. Bu yorum kuramına göre yazar eseri ortaya koyduktan sonra artık söz okuyucudadır. Okur, eseri kendi birikimleriyle paralel, ancak metne dayandırarak yorumlama özgürlüğüne sahiptir. Görüldüğü üzere okurun özgürlüğü sınırsız bir özgürlük değildir. Okur metinle ve kendiyle tutarlı olmak zorundadır. Her okurun birikimi ve yorumu farklı olduğuna göre bir eserin alımlanması, yani yorumlanması da çoğuldur. Alımla Estetiği bu çoğulculuğu olumlar. Kuram, okuyucuyu ve onun tüketimini merkeze almasını nedeniyle edebi bir kapitalizm olarak nitelenebilir. Ancak bu kapitalizm, sanata değer katan pozitif bir kapitalizmdir.

Yılmaz Özbek, eserini bir deneme olarak tanımlıyor. Çalışma sunuş, giriş ve sonuç bölümleri dışarıda tutulduğunda iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde teori, ikinci bölümde uygulama var. Birinci bölümde Alımlama Estetiği’ni, Post-modernizm’in ortaya çıkışını ve özelliklerini Modernizm’e göndermeler yaparak açıklayan yazar, bir anlamda alımla estetiğinin Post-modern eserlerin iri bedenlerine göre biçilmiş bir kaftan olduğunu söylüyor. Gerçekten de, Post-modern eserlerdeki simgesel anlatım ve metin boşlukları göz önüne alındığında Alımlama Estetiği’nin bu eserleri yorumlama konusunda yetkin olduğu ortaya çıkıyor.

İkinci bölümde ise yazar, iki tanesi kendine, diğerleri Kafka, Brecht, Patrick Süskind, Wolf Biermann ve Peter Weis gibi ünlü yazarlara ait, toplamda 8 adet öyküyü alımlama estetiğine göre yorumluyor. Yani birinci bölümde teorik olarak açımladığı iki kavramı birleştirerek elde ettiği formülle laboratuarda deney yapıyor. Bu deneyi yaparken kendi 8 yorum yazısına ek olarak kendi öykülerine dair başkaları tarafından yazılmış yorumları da ekliyor. Burada belirtilmelidir ki, yazarın kendine ait öyküleri kendinin de yorumlaması Alımlama Estetiğinin özüne aykırıdır. Çünkü Alımlama Estetiği, metin kaleminden çıktıktan sonra yazarın rolünün sona erdiğini savunuyor. Diğer yandan yazarın kendi öykülerini yorumlaması okuyucunun yorumlarına da ket vurur.

Kitabın dili, açık ve anlaşılır olduğu kadar yazarın sözcük seçimleri ve dili kullanışı da ustaca. Dil, bazı bölümlerde devrik cümlelerin çokluğuna bağlı olarak zorlayıcı olabiliyor. Ek olarak, yazarın bazı bölümlerde kavramlara dair yaptığı açıklamalar da birbirine yakın. Ancak unutulmamalıdır ki yazar, tekrara düşmek gibi algılansa da kavramları daha derin açıklamak ve somutlaştırmak adına bunu yapıyor.

Özet olarak Post-modernizm ve Alımlama Estetiği, Post-modern eserlerin Alımlama Estetiğine göre nasıl yorumlanacağını, metnin nasıl silkeleneceğini ve sembollerin nasıl çözümleneceğini hem teorik açıdan hem de uygulamalı olarak gösteren bir kullanma kılavuzudur. Ayrıca okur, örnek metinlere dair yaptığı çıkarımları, örnek metinlere eklenen yorum yazılarıyla karşılaştırma imkânı bulurken, yazarın ele aldığı yazarlara dair verdiği bilgilere de ulaşma fırsatı da yakalıyor.
Eco'ya göre "Yazar yazmayı bitirdikten sonra, metnin yolunu tıkamamak için ölmelidir." Barthes'a göre "Okurun doğumu, yazarın ölümü pahasına gerçekleşmelidir." Milorad Paviç'e göre ise "Hep yetenekli yazarlardan bahsediyoruz; artık yetenekli okurlardan bahsedelim."
Özgürlük, çağın yükselen değeri, insanlığın peşine düştüğü yüksek bir ülkü olmasına karşın, o kadar da masum değil. Özgürlük, modernizmin insana sunduğu en önemli değerlerden birisidir. Belki de en önemlisidir; fakat özgür insan, ilişkilerinde sağlam bir zemin oluşturma, güçlü bağlar kurma yeteneğini günden güne yitirir hale geldi; kendi kendine yetmesi dışladı onu bir ölçüde sosyal yaşamdan.
Bugünün sanat anlayışı olarak ortaya çıkan Post-modern sanat sıradan insanların sıkılmadan tüketeceği bir yapıda değildir, çok karmaşık, içinden çıkılması zor bir orman gibidir. Bir de pusulanız yoksa işiniz hiç de kolay değildir; çıkış tüketicinin donanımına bağlıdır. Zaten Post-modern yapıtların içsel tutarlığından söz edilemez; yorumcudan da mantıklı eleştiriler beklenmez; yorumcudan beklenen, tutarlılık, savlarını ortaya koyarken, bilimsel tutarlılık sergilemek, yani düşüncelerini temellendirmektir.
Giderek tek boyutlu yaşamın kölesi oluyordu insanoğlu. Tek düze toplumlar yarattı modernizm ve yavanlaştı yaşam; sanat üretimi de olumsuz etkilendi. Tek düze yaşam yaratıcılığı beslemez oldu. Dünyanın yeni bir anlayışa, yeni bir duruşa ve yeni bir yoruma gereksinimi vardı. Bu Post-modernizm olabilir miydi?
Kafka'nın babasına yazdığı ve göndermediği mektup, tipik bir şizoit kişilik davranışıdır. Babası ile yüzyüze gelip, onunla sorunları tartışacağı yerde, bir mektup aracılığı ile içini dökerek, bu yolla ruhsal arınmaya, psikolojik baskılardan kurtulmaya çalışıyor; sözde sorunları içinde dağ gibi büyümekte ve sonra da bunun altında ezilmektedir.
Hep farklıydı Kafka başkalarından; bu farklılık onun dünyaya, topluma bakışını da farklı yaptı; kalabalık içinde yalnız hissetti hep kendisini; bu acı veriyordu ona; kendi gibi biri olmayışı dünyaya farklı açıdan bakması acı veriyordu ona; hiçbir yerde rahat edemiyordu; başkalarını güldüren şeyler ona acı veriyordu; duyarlı bir yürek, ince bir deri, kocaman bir dünya.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Postmodernizm ve Alımlama Estetiği
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054639595
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çizgi Kitabevi
Çağımızın kafası karışık insanının ürettiği, karmaşık ruh yapısının ürünü olan bir yapıtı özümlemek için sınırları belli olan bir kuram çok işe yaramaz. Yapıtın oluşumunda anlık düşüncelerin yaratıcılığı önemli olduğu kadar, yorumlamada da anlık izlenimlerin, çağrışımların yaratıcılığı da önemlidir; yapıtın amacı ile yorumun ulaştığı sonuç farklı olsa bile, çağdaş sanat estetik bir zenginliği hedeflemekten daha çok tüketiciyi sorgulamaya, düşünmeye götüren bir yapının peşine düşer. Yaşamın anlamsızlıklarına, kaosa, kargaşaya karşı bir tepki, bir tavır olarak da görülebilecek olan Post modern yapıtlar tüketiciyi de yaratıcılık sürecine katarak onu da tepkiye ortak eder; estetik büyüyü, beğeniyi beslemekten çok insanda yaratıcı, üretici gücü harekete geçirerek onu dinamik hale getiriyor; uyutmuyor, uyanık tutuyor, var olan kurallar, kurumlar, anlayışlar sorguluyor, bireyi eleştirel düşünmeye, irdelemeye götüryor. Yoksa belli bir sonuca ulaşmayı dayatmıyor.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Taluy Kan

Kitap istatistikleri