Psikeart Sayı 28 (ŞıpSevdi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
201
Gösterim
Adı:
Psikeart Sayı 28
Alt başlık:
ŞıpSevdi
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
103
Format:
Karton kapak
ISBN:
9771308704501
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Art Yayın
Seviveriş
HAMDULLAH AYDIN
Belki de şıpsevdi kendindekini sevdiydi. Ne zaman ki aradığı ile buluşma tamamlanamadı, yeniden sevdi. Arayışlar içinde sevme, aramalarda şıpsevme.

Esasında bu da aşk!
AGÂH AYDIN
Aşk onu yaşamayanın, yaşayamayacak olanın bilemeyeceği, idrak edemeyeceği bir duygudur ve aslında aşk yoktur diyen de haklıdır! Esasında bu da aşkı arayan aşksız şıpsevdilerin trajik aşklarıdır; hep aynı adamlar, hep aynı kadınlar, hep aynı boşluk.

Böyle bir sevmek
TAMER AKER
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Sistem kadın erkek eşitliğini şıpsevdi
OĞUZ BERKSUN
Seks günümüzde şıpsevdi ilişkilerde kendine yeni anlamlar ararken, gerçek aşkın yerinde yeller esiyor.

An’ların vazgeçilmez ağırlığı
HİRA SELMA KALKAN
Hayatın geçiciliğini yadsıyan, ölümsüzlük haliyle kavrulanların Don Juan’ın cezalandırılmasını istemeleri anlaşılır bir şey. Onların tüm öğretilerini çürüten, çeşitliliği gösteren, anlık olanın mümkün ve kabul edilebilir olduğunu, dahası sonlu yaşamı gözüne gözüne sokan bir bilge. Dolayısıyla tehdit edici.

Don Juan Olmak
FİGEN ABACI
Psikodinamik açıdan Don Juan’ı analiz ettiğimizde pek de şiirlerdeki sempatik yüze ulaşamıyoruz (…)
Kendinden çıkamayanın ötekine varmasını bekleyemeyiz ama Don Juan’lar bu varışın fantezisi peşinde daha pek çok ilişkiye yelken açacaklardır.

Şıpsevdi üzerine
AYHAN EĞRİLMEZ
Şişirir ve söndürür
şişirir ve söndürür
Her şıpsevdi aşığı çok kısa zamanda terk edilmeyi tadacaktır.
(…) Şıpsevdi, âşıklarının imgeleriyle balon gibi oynar.
(…) Sevgilinin gelecek zamanı kısa, nesnesi değişkendir.

Bahar yağmuru
Şıp şıp şıp
YEŞİM DORMAN
Keşke hepsi tek bir adamda toplansaydı. Emre gibi içli, Alp gibi ateşli, Hasan gibi doğal, Kemal gibi varlıklı, Yusuf gibi bonkör, Batu gibi muzip… Yok yok o zaman da dünden kalma pilavla ezogelin çorbasına dönerdi erkekler. Böyle daha iyi. Hepsinin tadı başka. (…)teneke çatıya nasıl da güzel damlıyor yağmur şıp şıp şıp…

Şıpsevdiler neden aşk acısı çekmezler ve konformist olurlar?
CENGİZ GÜLEÇ
Her toplumda uydumcu şıpsevdiler ile uymazcı devrimcilerin varlığı hem yararlı hem tehlikelidir.

Yalnızlık fırtınasındaki ruhların sığınağı aşklar
FEYRUZ USLUOĞLU
Biten bir ilişkiden sonra durmaksızın başkasına başlamak hayatın verdiklerini cömertçe yaşamak mıdır?

Sevemez kimse beni benim sevdiğim kadar
ŞEBNEM SOYSAL
Şıpsevmek iyidir. Bu dayede kişinin yalnızlık hissi ortadan kalkar, ait olma ve güvenlik ihtiyacı giderilir. Sevi nesnesi sayesinde organizma bütünlüğünü koruyup hayatına devam etmesini sağladığı için şıpsevmek işlevseldir.

İki mektuptan aşk
AHMET İNAM
Birdenbire anladım: senin biricikliğinden, yıllar yılı görmediğim bir sevgilinin biricikliğine geçivermiştim.

Şıpsevdi: Beni dinler misiniz?
ÇETİN BALANUYE
Ağzımızdan çıkan bölük pörçük ve çoğun küçük yalanlarla tamamlanan o görkemli hikâyemizin, bir kadının kulaklarına ulaşınca aldığı kıvam afrodizyakların en güçlüsüdür. (…) Bizi dinlerken, cinsel bir baştan çıkarıcıyı dinler gibi değil, çocuksu bir içtenlikle dinlemesi gerekir. Böylece yeni bir bakire kulakla daha aşkımız başlamış olur.

Kısa bir hikâyedir şıpsevdilik
SİBEL ERENTAY
Her hazdan tadıp kendini tüketen bu zaman hırsızlarının başladığı noktaya dönmediği görülmüyor. Hep en başa dönülüyor, ilk kırılan kalbe.

Postmodern bir şıpsevdinin akıl hastanesi günlüğü
küçük İSKENDER
Departmanımızın başındaki kadın sık sık kimi bayi toplantılarında brifing için Kuzey Afrika ülkelerine uçuyordu. Refakat için bulunmaz elamandım; ben de onunla gidiyordum. (…) Bazı gecelerde şen dulu mutlu etmek de benim yaşımdaki bir delikanlı için bulunmaz nimetti.

Şıpsevdi erkek midir yoksa kadın mı?
YAŞAR SÖKMENSÜER
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Şıpsevdi” romanındakiler kadar olmasa da, o “rol” genelde erkeğe yakıştırılır.(…) Erkeğe yakıştırılması, kadına yakıştırılanına başka “ad” taktıkları için midir bilinmez bizim ülkede? “Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya âşık olur” atasözü, fonetiğindeki gibi ironik, hoşgörülü yansı(tıl)maz kadına.

Aşk ve sanat
TAHİR ABACI
Yaşını başını almış erkek yazarların genç kızlara yönelik ilgisinde performans korkusundan kaynaklanan bir patoloji bulunduğu ileri sürülür. Vladimir Nabokov’un “Lolita”sında, Yasunari Kawabata’nın “Uykuda Sevilen Kızlar”ında bu tür bir patolojinin bakış açısından yayıldığı hissedilir. (…) Kabul edelim ki aşk, ilk gençlik kuşağında ya da 35 yaş sonrasının burnu sürtülmüşlerinde daha uygun iklim bulabiliyor.

“Yaşasın libido enerjisi”
Söyleşi: M. Emin Önder
Karikatürist: Mehmet Çağçağ
“Belki de şıpsevdilik bir gün yaşamın gerçeği olacak. Şıpsevdiler yeni hayatın sert koşullarına karşı daha dayanıklı nesiller olacak, kim bilir?”

Yeni Paradoks Diyalektika’dan
Şıpsevdiyi sevmek (sevmenin doğal hali)
HAYDAR ERGÜLEN
Şıpsevdilerin adresi belli: Gezi Parkı. Şimdi orada değiller ama şıpsevdiye her yer Gezi, her yer park zaten!(…) şıpsevdiler gerçekte her şeyin geçici, malın mülkün dünya hal olduğunu aşkın da baki olmayacağını, kimseye kalmayacağını göstermek için kendilerini feda eden çapulcular olabilir.

Derin bir “ahh!” çekiştir şıpsevdilik…
GÜROL TONBUL
Koş vatandaş koooş. Durma yanaş,yok burada savaş!
Ayakta durma ayaktan olursun, gözle bakma gözden olursun.
Bir bilet al,içeri dal! Koooş vatandaş kooş!

Seyrişıpsevdi
FUNDA SAKAOĞLU
1664 yılında Moliere’in kaleminde hayat bulan Tartuffe’ün ve 1959 yılında Nazım Hikmet’in kaleminde hayat bulan Tartüf 59’un, 2013 yılında olayların seyrine göre saf değiştiren çağdaşlarından ideolojik olarak hiçbir farkı yoktur.

Don Juan ve Kazanova
GÜLSELİ İNAL
Don Juan ve Kazanova; her ikisi de ataerkil toplumun birer aşk figürü. Ortak noktaları her ikisinin de “geçiciliği” temsil etmeleri. Bir başka ortak nokta ise ataerkil toplumda anaerkil iki erkek figürü olmaları. (…) 21. Yüzyılda onlara daha sık rastlayacağız; çünkü gerçek anlamda anaerkil dönem başladı artık.

Keşke “şıp” diye sevsek
KÜLTEGİN ÖGEL
Sevmenin şapına, şıpına, şupuna bakmasak, hatta fark etmesek.
Şıp’ın götürdüğü yere gitsek.

Eros’un gezileri
ASLI KAPROL
Şıpsevdiliklerine kılıf giydirmek için doğaya yelken açan bazı nüktedanlar şöyle savunurlar zaaflarını: “Bak arılar bile en iyi balı yapmak için bin bir türlü çiçeğe konuyor. Doğanın kanunu bu. En iyi sonuca kavuşmak için çok çiçek koklamalısın ki nadide olanın kıymetini bilesin.” İyi de arı en iyi balı yapmak için çabalıyor senin yapmak istediğin bal ne? Arı kadar bile beyin taşımayacaksan yaşamanın ne anlamı var?

Leyla’dan geçme faslındayız
TARHAN GÜRHAN
Şu kahpe dünyada şıpsevdiliği bir dönem de olsa yaşamamış olan var mıdır? Kim istemez ki şıpsevdi olmayı!

Vay canına, bana deli oluyor!
MÜGE YONCA ÖZDOĞAN
Hayat bir aşk şarkısı mı acaba? Kim daha güzel söylüyor? (…) Ruhumuza acıdığımız, berbat ve yalnız hissettiğimizde ne yapılabilir bilmiyorum, herkes için tek bir şarkı yok çünkü… Bugün sizin kulaklarınızda çınlayan müzik, yarın başka bir yerde olacak, dün başka yerdeydi zaten…

Fikriye Teyze’yle yaz monoloğu
TUĞÇE ISIYEL
Birbirimize bedenlerimizi sunmaktan değil ama ruhlarımızın çıplaklığını göstermekten utanıyoruz. (…) Bedenlerimizin terli yerlerine dokunuyoruz da ruhlarımızın terli yerlerine tahammül edemiyoruz, hatta ondan iğreniyoruz. (…) Sevişmekten utanmadığımız birine, sevdiğimizi söylemekten utanabiliyoruz. Bedenlerimizi özgürleştiriyoruz ama bu özgürlükte ruhlarımızı boğuyoruz.

Aşk yanılsamaları ekseninde şıpsevme ve iktidar ilişkisi
ZÜLKÜF KAÇMAZ
Önce hızlı bir şekilde yüceltir göklere sevdiğini, doyamaz seyretmeye, sonra yeni sevgili gelince de çeker ellerini, umursamaz ve düşüşünü izler acımasızca.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“O kentte insanlar ruh ikizi diye bir heyula ile karşılaşmak için harcadıkları zamanı kendilerini tamamlamak için kullansalardı, öteki yarıları şimdiye kadar çoktan bulmuş olurdu onları!
O kentte bedenin tüm arzularına yasak koyan, çıkartılarına pis diyen ve onun tüm yalvarmalarına kulak tıkayan insanlar vardı ve akılları başka başka akıllara esir düşmüştü.
O kentte öyle hünerli insanlar yaşardı ki bir kadının topuklarına bakarken memelerini görür, sonrada gördüklerine dayanamayıp o kadınlara tecavüz ederlerdi!
O kentte insanlar duygulanınca bir aydın kadar iki yüzlü davranır, turistleri görünce bir politikacı vicdanı kadar kötü kokarlardı!
O kentte insanlar yalnızca beyinlerine güvenir ve mantık evliliği yaparlardı. Az kullandıkları bir organa bu kadar güvenmeleri şaşırtıcıydı.
O kentte insanlar safça birbirlerine ve kendilerine inanır sonrada kızın para için seviyormuş gibi yaptığını, esas oğlanın da kimi erkeksi hevesleri için kızı oyaladığını öğrenip üzülürlerdi kendi sonlarının böyle olmamasını dileyerek filmin sonunda.
O kentte hep örtülüydü etin sömürüsü, anguslar serbest dolaşıma girmeden evvel. “Temeli” olunca “adalet”, ilelebet “mülktür” artık “et”! Bazan siyasal, bazan dinsel, ama hep örtülü ve vahşiydi erkeğin kara tecavüzü etin beyazına.
Aradan seksen “Yeşilçam Yılı” geçmişti. O kentlilerde geçmeyen tek bir şey vardı; bu esas oğlanlar ve kızlar politikacı kılığına girip de kendilerine para ve et için yaklaşınca o madrabazları yine tanıyamıyorlardı!”
Psikeart Dergisi
Sayfa 11 - Agâh Aydın, sayı:28/2013

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikeart Sayı 28
Alt başlık:
ŞıpSevdi
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
103
Format:
Karton kapak
ISBN:
9771308704501
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Art Yayın
Seviveriş
HAMDULLAH AYDIN
Belki de şıpsevdi kendindekini sevdiydi. Ne zaman ki aradığı ile buluşma tamamlanamadı, yeniden sevdi. Arayışlar içinde sevme, aramalarda şıpsevme.

Esasında bu da aşk!
AGÂH AYDIN
Aşk onu yaşamayanın, yaşayamayacak olanın bilemeyeceği, idrak edemeyeceği bir duygudur ve aslında aşk yoktur diyen de haklıdır! Esasında bu da aşkı arayan aşksız şıpsevdilerin trajik aşklarıdır; hep aynı adamlar, hep aynı kadınlar, hep aynı boşluk.

Böyle bir sevmek
TAMER AKER
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Sistem kadın erkek eşitliğini şıpsevdi
OĞUZ BERKSUN
Seks günümüzde şıpsevdi ilişkilerde kendine yeni anlamlar ararken, gerçek aşkın yerinde yeller esiyor.

An’ların vazgeçilmez ağırlığı
HİRA SELMA KALKAN
Hayatın geçiciliğini yadsıyan, ölümsüzlük haliyle kavrulanların Don Juan’ın cezalandırılmasını istemeleri anlaşılır bir şey. Onların tüm öğretilerini çürüten, çeşitliliği gösteren, anlık olanın mümkün ve kabul edilebilir olduğunu, dahası sonlu yaşamı gözüne gözüne sokan bir bilge. Dolayısıyla tehdit edici.

Don Juan Olmak
FİGEN ABACI
Psikodinamik açıdan Don Juan’ı analiz ettiğimizde pek de şiirlerdeki sempatik yüze ulaşamıyoruz (…)
Kendinden çıkamayanın ötekine varmasını bekleyemeyiz ama Don Juan’lar bu varışın fantezisi peşinde daha pek çok ilişkiye yelken açacaklardır.

Şıpsevdi üzerine
AYHAN EĞRİLMEZ
Şişirir ve söndürür
şişirir ve söndürür
Her şıpsevdi aşığı çok kısa zamanda terk edilmeyi tadacaktır.
(…) Şıpsevdi, âşıklarının imgeleriyle balon gibi oynar.
(…) Sevgilinin gelecek zamanı kısa, nesnesi değişkendir.

Bahar yağmuru
Şıp şıp şıp
YEŞİM DORMAN
Keşke hepsi tek bir adamda toplansaydı. Emre gibi içli, Alp gibi ateşli, Hasan gibi doğal, Kemal gibi varlıklı, Yusuf gibi bonkör, Batu gibi muzip… Yok yok o zaman da dünden kalma pilavla ezogelin çorbasına dönerdi erkekler. Böyle daha iyi. Hepsinin tadı başka. (…)teneke çatıya nasıl da güzel damlıyor yağmur şıp şıp şıp…

Şıpsevdiler neden aşk acısı çekmezler ve konformist olurlar?
CENGİZ GÜLEÇ
Her toplumda uydumcu şıpsevdiler ile uymazcı devrimcilerin varlığı hem yararlı hem tehlikelidir.

Yalnızlık fırtınasındaki ruhların sığınağı aşklar
FEYRUZ USLUOĞLU
Biten bir ilişkiden sonra durmaksızın başkasına başlamak hayatın verdiklerini cömertçe yaşamak mıdır?

Sevemez kimse beni benim sevdiğim kadar
ŞEBNEM SOYSAL
Şıpsevmek iyidir. Bu dayede kişinin yalnızlık hissi ortadan kalkar, ait olma ve güvenlik ihtiyacı giderilir. Sevi nesnesi sayesinde organizma bütünlüğünü koruyup hayatına devam etmesini sağladığı için şıpsevmek işlevseldir.

İki mektuptan aşk
AHMET İNAM
Birdenbire anladım: senin biricikliğinden, yıllar yılı görmediğim bir sevgilinin biricikliğine geçivermiştim.

Şıpsevdi: Beni dinler misiniz?
ÇETİN BALANUYE
Ağzımızdan çıkan bölük pörçük ve çoğun küçük yalanlarla tamamlanan o görkemli hikâyemizin, bir kadının kulaklarına ulaşınca aldığı kıvam afrodizyakların en güçlüsüdür. (…) Bizi dinlerken, cinsel bir baştan çıkarıcıyı dinler gibi değil, çocuksu bir içtenlikle dinlemesi gerekir. Böylece yeni bir bakire kulakla daha aşkımız başlamış olur.

Kısa bir hikâyedir şıpsevdilik
SİBEL ERENTAY
Her hazdan tadıp kendini tüketen bu zaman hırsızlarının başladığı noktaya dönmediği görülmüyor. Hep en başa dönülüyor, ilk kırılan kalbe.

Postmodern bir şıpsevdinin akıl hastanesi günlüğü
küçük İSKENDER
Departmanımızın başındaki kadın sık sık kimi bayi toplantılarında brifing için Kuzey Afrika ülkelerine uçuyordu. Refakat için bulunmaz elamandım; ben de onunla gidiyordum. (…) Bazı gecelerde şen dulu mutlu etmek de benim yaşımdaki bir delikanlı için bulunmaz nimetti.

Şıpsevdi erkek midir yoksa kadın mı?
YAŞAR SÖKMENSÜER
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Şıpsevdi” romanındakiler kadar olmasa da, o “rol” genelde erkeğe yakıştırılır.(…) Erkeğe yakıştırılması, kadına yakıştırılanına başka “ad” taktıkları için midir bilinmez bizim ülkede? “Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya âşık olur” atasözü, fonetiğindeki gibi ironik, hoşgörülü yansı(tıl)maz kadına.

Aşk ve sanat
TAHİR ABACI
Yaşını başını almış erkek yazarların genç kızlara yönelik ilgisinde performans korkusundan kaynaklanan bir patoloji bulunduğu ileri sürülür. Vladimir Nabokov’un “Lolita”sında, Yasunari Kawabata’nın “Uykuda Sevilen Kızlar”ında bu tür bir patolojinin bakış açısından yayıldığı hissedilir. (…) Kabul edelim ki aşk, ilk gençlik kuşağında ya da 35 yaş sonrasının burnu sürtülmüşlerinde daha uygun iklim bulabiliyor.

“Yaşasın libido enerjisi”
Söyleşi: M. Emin Önder
Karikatürist: Mehmet Çağçağ
“Belki de şıpsevdilik bir gün yaşamın gerçeği olacak. Şıpsevdiler yeni hayatın sert koşullarına karşı daha dayanıklı nesiller olacak, kim bilir?”

Yeni Paradoks Diyalektika’dan
Şıpsevdiyi sevmek (sevmenin doğal hali)
HAYDAR ERGÜLEN
Şıpsevdilerin adresi belli: Gezi Parkı. Şimdi orada değiller ama şıpsevdiye her yer Gezi, her yer park zaten!(…) şıpsevdiler gerçekte her şeyin geçici, malın mülkün dünya hal olduğunu aşkın da baki olmayacağını, kimseye kalmayacağını göstermek için kendilerini feda eden çapulcular olabilir.

Derin bir “ahh!” çekiştir şıpsevdilik…
GÜROL TONBUL
Koş vatandaş koooş. Durma yanaş,yok burada savaş!
Ayakta durma ayaktan olursun, gözle bakma gözden olursun.
Bir bilet al,içeri dal! Koooş vatandaş kooş!

Seyrişıpsevdi
FUNDA SAKAOĞLU
1664 yılında Moliere’in kaleminde hayat bulan Tartuffe’ün ve 1959 yılında Nazım Hikmet’in kaleminde hayat bulan Tartüf 59’un, 2013 yılında olayların seyrine göre saf değiştiren çağdaşlarından ideolojik olarak hiçbir farkı yoktur.

Don Juan ve Kazanova
GÜLSELİ İNAL
Don Juan ve Kazanova; her ikisi de ataerkil toplumun birer aşk figürü. Ortak noktaları her ikisinin de “geçiciliği” temsil etmeleri. Bir başka ortak nokta ise ataerkil toplumda anaerkil iki erkek figürü olmaları. (…) 21. Yüzyılda onlara daha sık rastlayacağız; çünkü gerçek anlamda anaerkil dönem başladı artık.

Keşke “şıp” diye sevsek
KÜLTEGİN ÖGEL
Sevmenin şapına, şıpına, şupuna bakmasak, hatta fark etmesek.
Şıp’ın götürdüğü yere gitsek.

Eros’un gezileri
ASLI KAPROL
Şıpsevdiliklerine kılıf giydirmek için doğaya yelken açan bazı nüktedanlar şöyle savunurlar zaaflarını: “Bak arılar bile en iyi balı yapmak için bin bir türlü çiçeğe konuyor. Doğanın kanunu bu. En iyi sonuca kavuşmak için çok çiçek koklamalısın ki nadide olanın kıymetini bilesin.” İyi de arı en iyi balı yapmak için çabalıyor senin yapmak istediğin bal ne? Arı kadar bile beyin taşımayacaksan yaşamanın ne anlamı var?

Leyla’dan geçme faslındayız
TARHAN GÜRHAN
Şu kahpe dünyada şıpsevdiliği bir dönem de olsa yaşamamış olan var mıdır? Kim istemez ki şıpsevdi olmayı!

Vay canına, bana deli oluyor!
MÜGE YONCA ÖZDOĞAN
Hayat bir aşk şarkısı mı acaba? Kim daha güzel söylüyor? (…) Ruhumuza acıdığımız, berbat ve yalnız hissettiğimizde ne yapılabilir bilmiyorum, herkes için tek bir şarkı yok çünkü… Bugün sizin kulaklarınızda çınlayan müzik, yarın başka bir yerde olacak, dün başka yerdeydi zaten…

Fikriye Teyze’yle yaz monoloğu
TUĞÇE ISIYEL
Birbirimize bedenlerimizi sunmaktan değil ama ruhlarımızın çıplaklığını göstermekten utanıyoruz. (…) Bedenlerimizin terli yerlerine dokunuyoruz da ruhlarımızın terli yerlerine tahammül edemiyoruz, hatta ondan iğreniyoruz. (…) Sevişmekten utanmadığımız birine, sevdiğimizi söylemekten utanabiliyoruz. Bedenlerimizi özgürleştiriyoruz ama bu özgürlükte ruhlarımızı boğuyoruz.

Aşk yanılsamaları ekseninde şıpsevme ve iktidar ilişkisi
ZÜLKÜF KAÇMAZ
Önce hızlı bir şekilde yüceltir göklere sevdiğini, doyamaz seyretmeye, sonra yeni sevgili gelince de çeker ellerini, umursamaz ve düşüşünü izler acımasızca.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Çekdar Yaman
  • Mercan
  • Yağmur
  • Yok

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0