Her dizenin birbirinden bağımsız duygulara çevirmen olması çok ilginç bir özelliğidir şiirlerin. tıpkı Sarnıç şiirindeki şu dizeler gibi:
.
İnceliğin ürpertirdi masadaki vazoyu
Çiçekler anksiyete yaşardı saksıdaki yatağında
Kurbağalar sarnıçlarda çoğalırdı
çıkmazlarına tutunarak...
.
Yazarın sözcüklerdeki betimlemeleri oldukça yoğun. Doğayla, duygularla iç içe geçmiş dizeleri çözümlemek için biraz ağırdan okumak gerekiyor. Tıpkı "Şair burada ne demek istiyor?" sorusunun karşılığı gibi tüm şiirler. Belirli bir uyak düzeni olmaması kendine özgü bir biçem katmış. Her şiir betiğinde olduğu gibi yine her okurun algılayacağı kendine özgü olacak. Yine şiirleri anlamanız için bir örnek de Yüzünüz şiirinden:
.
Kavşakta bir iş makinesi
kendi ekseninde döner durur
korkuyu en çok o çoğaltır
çakıl taşlarını asfalta zorlayarak
Rutubetli bir akvaryumda balıkların çırpınışı
ve bataklıktaki karabatakların uğultusu
bir kum torbasının kendini yumruklaması
gibi derme çatma yüzünüz.
.
Yazarın dizelere eklemiş olduğu katmanları en iyi kendisi çözse de şiirseverlerin bu katmanlardan kaçını kaldırıp hangi anlama ulaşacakları şiirle olan ilişkilerine bağlı. Sözcüklerdeki imgeleme, benzetme yetisini başarılı buldum. Adlandıramadığınız duygulara tanı koyması dileğiyle.
.
Betikle esen kalın.