Michael Ferber’in Oxford’un “A Very Short Introduction” serisi kapsamında çıkan kitabı romantizmi çeşitli başlıklar altında inceliyor. Bu başlıklar sırasıyla; romantizm kelimesinin anlamı, duyarlılık çağı, şair, din, felsefe ve bilim, romantizmin toplumsal tasavvuru ve sanatlar olarak sınırlanmış. Başlıklar arasında iç referans ve tutarlılık açısından pek bağlantı yok. Ayrıca bir Avrupa hareketi olan Romantizm genellikle İngiliz yazarlar ekseninde incelenmiş. Alman ve Fransız romantiklerine pek değinilmemiş. Bununla beraber yazarın kimi başlıkları diğerlerinden daha mahir ele aldığı görülüyor. Ben de bu incelemede tek bir başlığa, din, felsefe ve bilime, odaklanmayı tercih edeceğim. Romantiklerin din, felsefe ve bilim konusundaki görüşlerinin bizim bazı kanılarımızla çelişiyor olabileceğini iddia edeceğim. Kitabın, konu hakkında pek bilgisi olmayanlar için güzel fragmanlar barındıran ancak bütüncül bakış sunma hususunda pek başarılı bir kitap olmadığını söyleyerek esas konuya gireyim.
Yazarın uzun ama takdire şayan romantizm tanımını konunun çerçevesinin anlaşılması için doğrudan alıntılamak istiyorum: “Romantizm, sembolik ve içselleştirilmiş romans kurgusunda, kişinin kendini/benini ve başkalarıyla ve doğayla olan ilişkisini keşfetmesini sağlayacak araçları bulan; akıldan daha yüce ve kapsayıcı bir yeti olarak hayal gücüne imtiyaz tanıyan; doğada bir teselli bulmanın ya da bizzat doğayla uzlaşmanın peşinde olan; Tanrı'yı ya da kutsalları doğada veya ruhta içkin görerek, dini ”aşkınlıktan uzaklaştırıp", teolojik doktrinlerin yerine metafor ile hisleri koyan; şiir sanatını ve insan yaratımlarının en yücesi olan tüm sanatları onurlandıran; neoklasik estetik anlayışın kalıplaşmış yargılarına, hem aristokrasinin hem de burjuvanın toplumsal ve politik normlarına isyan