Türkçeniz iyiyse, klasik Türkçe'ye biraz da olsun hakimseniz mutlaka Ahmed Avni Konuk'un sadeleştirilmemiş tercümesinden okuyunuz. Yer yer diğer tercümelerle kıyaslama imkanım oldu, Hz. Mevlana'nın incelikli üslubunu tamamen ıskalamışlar. Arkasında sözlük vardı benim okuduğum versiyonun, okurken bakmak beni birazcık uğraştırdı ama böyle kitaplar için uğraşmaya değer.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabı Okumayanlar İçin
Baş karakter maskülen erdemlere sahip bir asker. Uhuvvet ile bağlandığı silahdaşının kız kardeşi ile pasif-agresif bir aşk hikayesi yaşıyor. Yazarın nispeten ağır bir üslupla karakterlerin psikolojik analizini yaptığı bu kitap güzel bir sonla bitiyor.
Kitabı Okuyanlara
Savaş çok kötü bir şey. Bununla beraber içinde ne kadar güzel erdemler de barındırıyormuş. Bugün için onur, kardeşlik gibi kavramlar için can vermek/can almak ne kadar absürt gözüküyor. Karakterlerin 30-40 yaşındaki insanların olgunluğuna sahip 20'li yaşlardaki kişiler olması savaşın insanı ne kadar olgunlaştırdığının da kanıtı.
Yourcenar savaşın bu dönüştürücü etkisini iyi işlemiş. Esasen savaş teması iki yönden riskli. İlkin karakteriniz Almansa onu ve fikirlerini zemmetmek zorunluluğu hissedebilirsiniz. İkincisi savaşın vahşetini bol bol anlatmak zorunda hissedersiniz. Yazar bu iki tehlikeye de düşmemiş. O yüzden tebrik ediyorum. Ayrıca maskülenitenin tehdit altında olduğu bu günlerde pozitif bir maskülenite portresinin çizilmesinden de memnun oldum.
Kitapla ilgili beğenmediğim hususlarda iki şey yer alıyor. Üslup bazen garip bir şekilde bilgiçleşiyordu. Durduk yerde garip benzetmelerle karşılaştım. İşte Rembrand'tın Frick Müzesi'ndeki şu resmi gibi, bilmem ne piyano sonatının allegro'su... Bunlar hakikaten gerekli miydi, bize ne kattı emin olamadım. İkinci olarak da Sophie'nin ayrılışı ve düşman güçlerine katılışı sürecinin yeterince iyi işlenmemiş olduğunu düşünüyorum. Neredeyse Sophie bir gün uyandı ve düşman güçlerini katıldı gibi hissettim. Bu olayın gelişim sürecine biraz daha şahitlik etmek isterdim. Çünkü Sophie'nin sadece Eric'e tepki olarak düşman saflarına katıldığını düşünmüyorum.
Bir Ölüm BağışlamakMarguerite Yourcenar · Helikopter Yayınları · 2011388 okunma
Psikopolitika kitabı Han'ın okuduğum ikinci kitabı. Okuduğum ilk kitabı olan Enfokrasi'den daha kuvvetli argümanları var bu kitapta. Ancak yine bir akış yok. Konular çok zayıf şekilde birbirine bağlanmış. İstese tek bir alt başlık üzerine odaklanıp daha derinlikli bir iş çıkarabilirmiş. Onun yerine bazı bölümleri ağır bazı bölümleri hafif bir kitap ortaya çıkmış. Altını doldurmadığı reklamlık cümleleri de cabası, fazla Adorno etkisi sanırım.
PsikopolitikaByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20191,046 okunma
Adorno ilişkisel şekilde anlamlandırılması gereken kavramların yalıtılıp hareketsizleştirilmesini hipostazlaştırma olarak tanımlıyor. Mesela mitler insanı kaynak aldığı gibi insan da mitleri kaynak alır. İki tarafdan birinin diğerini belirlediğini söylemek hipostazlaştırmazdır. Bu kavramlar ilişkiseldir. Söylem eylemi, eylem de söylemi kurar.
Yazar büyük veri sayesinde insan doğası hakkında hiç sahip olmadığımız bilgilere sahip olacağımızı ve bunun sosyal bilimlerde devrim yaratacağını düşünüyor. Gelecek neslin Marx ve Foucault'ları veri bilimci olacak diyor. Yazar bu argümanında söylemin/teorinin/kurgunun gücünü hafife almışa benziyor.
Bir kere bahsettiği yazarlar verileri kullanmıyor değillerdi. Marx Kapitali yazdığı dönemde tek tek çeşitli ülkelerdeki işçi maaşlarını çalışma saatlerini falan araştırıyordu. Bununla beraber Marx'ı Marx yapan şey o veriler değil, o verileri yaptığı kurgunun/söylemin/inşanın içine yerleştirebilmesiydi. Veriyi işler hale getiren teoridir. O yüzden daha çok veriye sahip olmak bize bilim açısından her zaman daha parlak sonuçlar vaadetmez.
Hele gerçeklik hakkında bir çerçeve çizme iddiasından uzak, garkolduğumuz sistem içersindeki tekil meseleler hakkında çözüm bulmanın şizofrenik mutluluğunu ideal kabul eden dataizm hiç parlak sonuçlar vaadetmez. Dataizmin peşinden gitmek tek tek bütün varlığımızı nicelleştirip dataya çevirmek ve nihâyetinde âyânlığımız içinde nihân olmaktır.
Bana Yalan SöyledilerSeth Stephens-Davidowitz · Koç Üniversitesi Yayınları · 201866 okunma
Kafa yormayan, eğlenceli popüler bilim kitabı. Can sıkıntısını nispeeten bilgiyle geçirmek isteyenler için uygun. Evrimsel biyolojiyi hiç bilmeyenler ve çocuklar eğlenebilir.