Evhâdüddîn-i Kirmânî, kendisine hayranlık duyduğum kişilerden bir diğeri.
Her şey 1-2 sene önce bir dörtlüğüne rastlamam ile başladı :) Sözlerin manâ derinliğine hayran kalınca yine iz sürdüm ve onunla ilgili piyasada bulunan üç kitabı edindim. Kendisinden bahsetmeden olmaz.
1164 yılında İran’ın Kirman bölgesinde doğar. Bölge o dönemde Kirman Selçukluları Devleti yönetimi altında bulunmaktadır. Türkmen kökenli olduğu, türkçe konuştuğu ve soylu bir aileye mensup olduğu kaynaklarda geçer. Sadreddin Konevî onu kendi eserinde Türkmen olarak anmıştır.
Rubâilerini farsça yazmıştır, kaynaklarda türkçe şiirler yazdığı da geçer. Gençliğinde Bağdat medreselerinde Şâfî fıkhı ve çeşitli ilimler okur, daha sonra müderris olur. Ebû'l-Ferec İbn-i Cevzî ile çağdaştır ve onunla görüştükleri rivâyet edilir. Sonra tasavvufa ilgi duyar, Sühreverdiyye yoluna intisâb eder. Daha sonra Anadolu'ya geçer. Malatya, Sivas, Konya ve Kayseri’ye gider, buralarda ikâmet eder. En uzun ikâmet ettiği yer Kayseri’dir. Konya'da İbn-i Arabî Hazretleri ile görüşür. İbn-i Arabî Hazretleri ile yakın arkadaşlığı "sıkı dostluk" diye nitelenir. Yine gittiği bölgelerde o dönemin çeşitli büyükleri ile görüşür. Vefât edinceye kadar seyahatlerine devam eder. Horasan, Mâverâünnehir, Şam, Bağdat, Hicaz, Mısır ve daha birçok yerlere gittiği Menâkibnâmesi’nde anlatılır.
Menâkibnâmesi’ni okuyunca akıllı, zeki ve insanları etkisi altına alan oldukça heybetli bir zât olduğunu görüyorsunuz.
Günümüzde pek fazla tanınıp bilinmiyor, bu da aslında işime geliyor.
Mesela fazla meşhur olması veya meşhur oldurulması nedeniyle Hazret-i Mevlânâ'nın sözleri maalesef artık amacı dışında kullanılıyor, tüketim toplumunun kapitalist bir ürünü hâline dönüştürüldü ne yazık ki. Mevlânâ'yı âdeta bir Buda veya Osho kıvamına indirgediler.
İçinde tahkike muhtaç çok rubaî var. Bu haliyle tavsiye etmiyorum. Ayrıca mizanpajı bu kadar kötü ikinci bir kitap daha gördüğümü hatırlamıyorum. Roman basar gibi Dîvân basmışlar.
RubailerEvhadüddin-i Kirmani · İnsan Yayınları · 199922 okunma
On üçüncü yüzyıl Anadolu'nun büyük fikir mimarlarından biri olan Evhadüddin-i Kirmânî'nin rubailerinden oluşan bir seçki. Kitapta Kirmânî'nin fikir dünyasını ışık tutacak rubailere yer verilmiş.
Ancak ben, Ömer Hayyamin Rubailerini daha çok beğendiğimi ifade edebilirim.
İran’ın Kirman bölgesinde doğdu. Asıl adı Hâmid, lakabı Evhadüddin’dir. Kaynaklarda genellikle lakabıyla anılır. Adı sadece Kazvînî (Âŝârü’l-bilâd, s. 248) ve Kerbelâî’de (Ravżatü’l-cinân, s. 60) Hâmid kelimesinin muhaffefi olan Ahmed şeklinde geçer.