Sevmek ile başlar her şey; çiçekleri, ağaçları, kuşları ve insanları... Kısaca yaratılmış olan ve bize sunulan her şeyi... Böyle bir cümle ile hayatı kısaca özetlemişti üniversiteden kıymetli bir öğretmenim. Kitap aşk, ihanet, insanlar ve hayvanlar (genelde yılanlar) arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkiler vasıtası ile bir şeyleri anlatıyor. Olaylar insanlar ve yılanlar arasında geçiyor evet ama bunlar hikâyede kalan şeyler değil veya geçmişte kalmış şeyler de değil. Çünkü dönüp günümüze baktığımız zaman kitapta hayvanlar ve insanlar arasında geçen olaylar ve insanların yılanlara yaptığı o merhamet, vicdan barındırmayan eylemleri 21. Yüzyılda insanın insana yaptığını açık bir şekilde görüyoruz. Kitapta padişahın iyileşmek için yılanların kraliçesi olan Şahmaran'ı öldürüp kanı ile iyileşmek istemesini günümüz dünyasında İŞGALCİ İSRAİLİ'n yaptıklarına kendi devlet sağlığı için ses çıkarmayan ABD, BM, AB ve daha sayamadığım birçok ülke, Çin'in Doğu Türkistan'da yaptığı soykırım ile benzerliğini görmemek mümkün değil. Belki şu anda çok fazla vicdan dışı olayları gördüğüm için bu benzerliği gördüm veya yaptım ama olan bu. İnsanlar nasıl kitapta kendi dışında olan varlıklara hatta kendi gibi olan insana sevgi, merhamet, barış, özgürlük hakkı vermiyorsa günümüzde toplumları oluşturan insanlar kendi dininden ,mezhebinden, ırkından, etnik topluluğundan, sportif topluluğundan olmayan insanlara da aynı şekilde sevgi beslemiyor, merhamet duymuyor hatta öyle bir hâle geldi ki kendi dışında hiçbir şeye olumlu bir duygu besleyemez hale geldi!