Giriş ve sonuç bölümleri haricinde altı ana bölümden oluşan kitap, altmış sekiz alabaşlığı bu bölümlerin altında barındırmaktadır. Kitap başlangıcında şamanlığın ve Şamanizm’in tanımını yapan yazar, bu inanç sistemi için en çok sorulan sorulara da cevap vererek devam etmiştir.
Perrin, Şamanizm’i, ‘toplumun ve kurumlarının tümünü ilgilendiren toplumsal bir olgu’ olarak tanımlamıştır. Şamanizm, buna göre üç alt başlık içerisinde incelenmiştir. Beden ve ruh başta olmak üzere düalist bir görüşle incelenen inanç sistemi, beden ve ruh arasındaki ilişkinin inanca dökülmüş hali olarak görülebilir. Öyle ki Şamanizm’de yer alan inanca göre, beden öldükten sonra ruhun yaşayacağı yönündedir. Bunun kitap içerisinde verilen ilk bilgilerden biri olması elbette önemlidir. Çünkü Şamanizm, dünya görüşü olarak da canlı olan ve bir bedene bürünen varlıkların ruhunun, onlar öldükten sonra yaşayacağına inanan bir sistem olarak ortaya çıkmıştır. Öyle ki animizm görüşünü benimsemeleri de bundan ileri gelmektedir. Nesnelerin de bir ruhu olduğuna inanan bu sistemde yer alan unsurlar, tamamen ruhlara hitap etme yönündedir. İçinde yaşanılan kavim, doğa, insanlar ve bütün nesnelerin de ruhuna çeşitli ritüellerle saygı gösterilir. Şamanizm, canlı ve cansız varlıklara saygı göstermeyi düstur edinmiştir. Elbette bu tür toplulukların ritüel ve uygulamaları da bu prensibe göre şekillenmiştir. Şamanizm’de, insan ve dünyaya dair gerçekleşen kötü ve iyi şeylerin, genellikle, öteki dünyadan geldiğine inanılır. Hastalıkların, kuraklığın, açlığın, ölümün... hepsi öte dünyada var olan kutsal ruhlar tarafından insanların başına getirilmektedir. Şamanizm’de iletişim teknikleri de oldukça önemlidir. Öyle ki şamanların, öteki dünya ile kendi isteğiyle iletişim kurabilme yeteneği, var olduğu toplum içerisinde