Meyafarqin-Amid, Kudüs ve Mekke’ye Yolculuk 1046

Sefername

Nasır Xosro
Amid:Diyarbakır
Tüm ömrüm boyunca çok şehir dolaştım; Arap, Acem, Hint ve Türk bölgelerinde birçok şehirler ve kaleler gördüm, fakat bu dünya üzerinde Amid şehri gibi bir şehir daha görmedim ben. Kimseden de böyle görkemli bir yerin tasvirini duymadım.
Avesta Yayınları·Kitabı okudu
Halep çok güzel bir şehirdir. Büyük bir kalesi ve hisarı vardır. Surların yüksekliğini yirmi beş arşın olarak hesapladım. O büyük kalenin hepsi kayaya inşa edilmiş, yanında sağlam ve düzenli yapılarıyla güzel bir şehir tasviri veriyor bize. Bu şehir, Şam, Rum, Diyarbekir, Mısır ve Irak şehirleri arasında bir geçiş noktasıdır. Yani bir ticari güzergahtır. Şehrin dört kapısı vardır: Babül-Yahud, Bab-Allah, Babül-Cinan ve Babül-Antakya.
Sayfa 52 - Avesta Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
437 [m. 1045] yılının zilhicce ayının onuncu günü, Abcori ve Camkharan yoluyla Semnan'a geldim. Orada bir süre kalıp bilge insanların izini sürdüm. Ali Nisai Hoca adında bir adam gösterdiler bana; yanına gittim. Genç bir adamdı; Deylem taraflarında konuşulan bir şiveyle Farsça konuşuyordu, saçları dağınıktı ve etrafina birkaç kişi toplanmıştı. Bir kısmı Öklid çalışıyordu, bir kısmı tıp, bir kısmı da matematik. Hoca, Ebu Ali Sina'dan (İbn-i Sina) böyle gördüm, ondan bunu duydum diye konuşmaktaydı. Onun Ebu Ali Sina'nın öğrencisi olduğunu duymamı istemişti. Sohbet etme-ye başladık. Dedi ki: "Ben Kuran tercümesinde iyiyim, ama hesap ve matematik okumak istiyorum." Şaşkınlık içinde dışarı çıktım ve dedim ki: "Kendisi bir şey bilmeyen bu adam başkasına nasıl öğretecek."
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı
Kadim takvimin deymah ayının altıncı günü Amid'e vardık. Bu şehir yekpare bir taşın üzerine kurulmuş olup, eni ve boyu yani çevresi iki bin adımdır. Şehrin etrafı kara taşlardan örülmüş surlar-la çevrilidir. Bu duvarda tuğlalar yüz ile bin men ağırlığında olup, henüz yaşken yan yana örülmüştür ve aralarında hiç harç, kireç vs. kullanılmamıştır. Bu surlar yirmi arş yükseklikte olup kalınlığı da on arştır. Her yüz metrede bir yarım dairesi seksen metre olan bir burç yapılmış. Tavanı da aynı kara taştandır. Şehrin içinden bu surlara tırmanmak için ağır merdivenler dayamışlar. Her bir bur-cun içinde de savaş için silahlar ve teçhizat vardır. Dört girişi vardır Amid'in ve her bir giriş asil yönlere doğrudur. Kapıları demirdendir ve hiç bir şekilde ağaç ya da başka malzemeler kullanılmamıştır. Doğu kapısına Bab-ül Dicle (Dicle Kapısı), batı kapısına Bab-ül Rum (Rum Kapısı), kuzey kapısına Bab-ül Ermen (Ermeni Kapısı), güney kapısına ise Bab-ül Tul (Tel Kapısı) denir
Sayfa 50 - Avesta Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tüm ömrüm boyunca çok şehir dolaştım; Arap, Acem, Hint ve Türk bölgelerinde birçok şehirler ve kaleler gördüm, fakat bu dünya üzerinde Amid şehri gibi bir şehir daha görmedim ben. Kimseden de böyle görkemli bir yerin tasvirini duymadım.
Avesta Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bir tahtları var, altı padişah da o tahtta oturuyor. Birbirle­riyle ittifak ederek buyruk veriyor, hükmedi­yorlar. Altı vezirleri var. Bu altı padişah bir tahtta, altı vezir de başka bir tahtta oturup ne iş olursa birbirlerine danışarak görüyorlar. O zaman onların bin tane Zenci ve Habeş, paray­la alınmış köleleri vardı, ziraatta bulunuyorlar, bağ, bahçe yetiştiriyorlardı. Bu padişahlar, halktan öşür olarak bir şey istemiyorlar. Halk­tan birisi yoksul oldu yahut borçlu düştü mü işi düzene girinceye dek ona bakıyorlar. Birisi birisine borç para verse verdiğinden fazla iste­miyor. Şehirlerine bir garip gelse, sanat bili­yorsa, ona yetişecek kadar sermaye veriyorlar. Lâzım gelen avadanlıkları alıp işe başlıyor. Bor­cunu verecek hale gelince ne kadar aldıysa onu veriyor. Mal mülk, değirmen sahibi birisinin, malı mülkü harap olmuş, yaptırmaya kudreti yoksa kullarını yollayıp orasını yaptırıyorlar, mal sahibinden hiç bir şey istemiyorlar. Lahsâ'da değirmenler var, padişahın mül­kü. Değirmenlerde halk için un öğütülüyor, hal­ka veriliyor, karşılık bir şey alınmıyor. Değir­menin tamir masrafı, değirmencilerin ücretleri, hep padişahın malından verilmede. O padişah­lara "Seyyitler", vezirlerine "Şaire" diyorlar. Lahsâ şehrinde cuma camisi yok,hutbe okunmuyor,namaz kılınmıyor.