En sevdiğim, hayranlık duyduğum kadın karakterlerden birini okumuş oldum. Sırf kitabı komik yapmak için kadın karakteri aptallaştırmadan çok espirili, eğlenceli ve aynı zamanda da duygusal bir roman yazmış yazar. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Kitap her nekadar bir aşk romanı olsada aslında bir intihar ile başlıyor.
Umur 19 yaşında evinin banyosunda bilekleri kesilmiş ,kan gölüne dönmüş bir küvetin içerisinde ablası Süheyla tarafından ölü bulunuyor. Süheyla 8 yaşından beri dövüş külüplerine kendini yetiştirmiş, daha sonra bir dövüş salonu açan, kendi ayakları üzerinde duran, genç , deli dolu ,çatlak ,cesur, inatçı oldukca da sivri dilli bir kadın .Süheyla kardeşinin intihar ettiğine iknâ olmaz ,araştırmaları hislerini doğrular ve bunun üzerine genç kadın intikam yemini eder. Yaşadığı İzmirden İstanbul'a kardeşinin intikamını almak için gelir. Kardeşinin katillerinin izini sürer, bu arada sahibi annesinin bir tanıdığı olan bir moda evinde çalışmaya başlar.Moda evinin daimi zengin müşterilerinden Demir bey ile aksi bir şekilde tanışır. Ve bundan sonra işler biraz değişir...
Demir ve Süheyla...Biri dilinin ayarı olmayan ,Muştalı bir güzel.Evet doğru duydunuz eli "Maşalı" değil "Muştalı "Diğeri yakışıklı zengin, müzip biraz da sevimli bir adam.
İkisi de geçmişlerinde yaşadıkları aşklardan yaralı iki insan. Birbirine zıt iki kişi düşünün bundan nasıl bir aşk doğar ?
Süheyla'nın aşkı ve kardeşinin intikamı duygusu arasındaki gitgelleri. Demir'in aşka olan umutsuz yemini derken ikisinin yaşadığı macera dolu aynı zamanda kahkahalarınıza engel olamıyacağınız çok keyif veren ve yormayan bir kitap" Sen"
Selam!
Çok güzel bir kitap ile geldim. Aşırı sevdiğim bir kitap oldu. Güçlü bir kadın görmek ve naif bir adam içimi ısıtıp feminizm damarımı iyi hissettirdi :))
Kitabın konusuna gelirsem;
Süheyla adında güçlü bir kadınımız, kardeşini banyo da küvetin içinde bilekleri kesili halde intihar ettiğini görünce bunun sebebini araştırmak için yollara düşer. Çünkü canım Umur'um hayata bağlı bir insandı. Sevdiği bir kız vardı, ablası, annesi vardı. Yani nedenler onu ölüme sürüklemesine izin vermezdi.
Bu arada bayıldığım bir ayrıntı da Süheyla'nın yedi yaşından beri dövüş eğitimleri alması. Sanırım buna aşırı sevinmiştim okurken. Kendini korumayı öğrenen bir kadın gördüm.
Evet Süheyla bu intiharın peşinden gitmek için İzmir'den kalkar ve İstanbul'a gider. Bir zaman sonra çeşitli olaylar olur ve Demir ile karşılaşır. Demir'i çok sevdim diyebilirim. Biraz önyargı ile kitapta badboy olucak falan zannetmiştim. Neyse ki olmadı.
Demir, Süheyla'ya bu işte yardımcı olmak ister ve olayı birlikte çözmeye çalışırlar. Ve ben sonunu yani Umur'un intihar olayını hiç böyle beklemiyordum. Spoiler vermek istemediğim için bir şey diyemiyorum:) Tabi bu olaylar yaşanırken de araya sevgi,aşk da girer. Boğucu klişe bir aşk yoktu ve bu da beni sıkmayıp kitabın akıcı olmasını sağladı.
Kafanızı dağıtmak isteyip hem birazcık polisiye ve cinayete kaçan bir kitap okumak istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Kitaplarla kalın!
İzmir'de ikametgah eden Süheyla ailesi; kardeşi Umur'un kuşkulu bir intiharı üzerine eskiden bir judo salonunda iş yapan Süheyla vefat etmiş kardeşinin ölümü üzerine olay nedir ne değildir? gibisinden İstanbul'a gider. Orada annesinin evlenecek bir adamın yanında çalışmaya başlar. Demir adında bir pasif işadamı ile karşılaşır. Hemen aşk başlar 10 dakika içinde. Bu aşk'ın gücü adına Demir Süheyla'ya kardeşinin intiharının nedeni hakkında araştırma için yardım eder. Para ve şöhret her oyunu bozuyor yani. Ve olaylar böyle devam ederken Demir ve Süheyla daha da yakınlaşır. Tamam romanda güzel bir hava var espri gibisinden ama kitabın yarıdan fazlası hemen öpüş ye iç didiş öpüş sarılış yemek tekrar öpüş sarıl gibi bıktırıyor adeta. Tam 1 bölü 1 milyon çarpı Kızıl Nehirler(Jean Grange) havasında devam edecekken yazarımızın yapacak bir şey yok kalitesi ile bütün polisiye hayalleri suya düşüp tekrardan öpüş sarılış koklanış yemek iç yastık atmalarla kitap sayfaları doldurulmuş.6 puan çok bile neyse.
Yani bir arkadaşın hediyesi diye okudum. Bu kitap dünyada hiç kitap kalmadığında anca okunabilecek bir eser. Saygılar...