Serteller

Korhan Atay
Zikri'den Zekeriya'ya
Zekeriya Sertel 1890 yılında Usturumca’da doğmuştur ve asıl adı Zikri’dir. Fakat hayata başkaldıracağı önceden belli gibi kendi iradesiyle, henüz lise yıllarındayken ismine dahi karşı gelerek Mehmet Zekeriya şeklinde değiştirmiştir. Selanik Hukuk Fakültesine başladığı zamanlarda Osmanlı’nın Selanik’i kaybetmesi üzerine İstanbul’a göç etmiş ve İstanbul’da Hukuk okumaya devam etmiştir. Gazetecilik hayatına 19 yaşında Selanik’te başlamış ve bu zamanı “Ben gazeteciliğe ilk olarak bu küçük gazetede başladım… …Hayatımı kazanmak zorundaydım.” şeklinde nitelendirmiştir. İstanbul’a gittiğinde ise yine boş durmamış ve Tasvir’i Efkar gazetesinde yazmaya başlamıştır. Küçük yaşlarında gazeteciliğe gönül vermiş olması ilerleyen zamanlarda doğru ve yanlışı ayırt etmesine olanak sağlamış, ışığı hep doğrudan yana çevirmiş fakat bu ışığın doğruyu herkese göstereceği anlaşıldığında, ışığın sadece kendi taraflarında durmasını isteyen bir kesim tarafından hoş karşılanmamıştır.
Tarih
Serteller, Halide Edip’in yardımıyla 1919 da  New York’a gitmişler ve Zekeriya Sertel burada yayımlanan The Times  isimli gazetede Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili doğruluk taşımayan bir yazıya denk gelmiştir. Işığı her zaman doğruya tutan Sertel, bu yazının üzerine gazeteye bir mektup yazarak bu mektupta haberin doğru olmadığını ve nasıl böyle bir yazı yazılabileceğini sorgulamıştır. Bu başkaldırısı takdir görmüş olacak ki başyazarlarla görüşmeye çağrılmış, ve Kurtuluş Savaşı hakkında yazdığı bir yazı gazetede yayımlanmaya hak kazanmıştır.
Tarih
Reklam
Nazım Hikmet'i ilk defa festivalde gördüğüm zaman, Türkiye'den kaçalı pek az olmuştu. Seyahate ilk çıkışı, Berlin'e ilk gelişiydi. Omuzlar, eller üzerinde taşınıyordu. Sevinçliydi, mutluydu. Her gittiği yerde sonu gelmeyen alkışlar "Yaşa Nazım!" sedaları yükseliyordu. Herkes tarafından bu kadar sevilen, bu kadar sayılan bu insanın bize ait olması nasıl da gururlandırıyordu oradaki bir avuç Türk gencini, anlatamam.
Milli Şef İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker'den:
Başka emirlerde ise, Milli Şef, hatta Milli Şef'in ailesiyle ilgili haberlerin büyük verilmesi bildiriliyordu. Bu, mutlak hâkim İsmet İnönü'nün kudretini dosta düşmana gösterecekti. Bundan dolayıdır ki, bütün harp yılları esnasında, Cumhurbaşkanını bir konserde, bir temsilde, at yarışlarında gösteren fotoğraflar, "devlet zoru" ile gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandı. (...) Gene gayet iyi hatırlarım...Bir gün Cumhuriyet gazetesine Basın Müdürlüğü'nden telefon edilmişti ve Sayın Bayan İnönü'nün İstanbul'a teşrifleri haberi, birinci sayfada değil de, iç sayfada verildi diye bir güzel zılgıt geçilmiştir.
Sayfa 263·Kitabı okudu
Salona girince bir köşede (...) Nazım vardı. Nazım Hikmet beni görür görmez yerinden fırladı, sarmaşık. Beni arkadaşlarına tanıttı. Pablo Neruda elimi sıkarken, -Dikkat edin, dedi. Biz bu adamın yanında şair bile sayılmayız.- Oysa Neruda uluslararası ün kazanmış bir şairdi. Nazım az zamanda kendisini tanıtıvermişti.
Sayfa 321·Kitabı okudu
"Zincirli Mizah"
Ey faşist yumurcakları! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi bütün bu yapılanları kâfi görmeden, vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, namuslu vatanperverleri parçalamaktır. Muhtaç olduğun kazma, balta Halk Partisi'nin ambarlarında mevcuttur.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Reklam
Reklam