Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
473
Basım Tarihi:
1969
Yayınevi:
Türk Tarih Kurumu
ISBN:
---
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·473 syf.··
Beğendi
·
2018 290. kitabı
Kitabımız 12 bölümden oluşuyor. Bunlardan birisi geçen gün okuduğum Türk Sazı kitabını da kapsıyor. Yurdakul, burada aslında tüm şiirlerini toplatmış dersek; emekleri için aynı zamanda Türk Tarih Kurumu da kocaman bir teşekkürü hak ediyor. Türk Tarih Kurumunda öyle her önüne gelenin yayımının yapıldığını da söyleyemediğimiz gibi amacı milli bilinç ve bu topraklarda yaşayan, ülkesini seven insanlara birkaç duygu katmak olan bir yazarı da kolay kolay kimse geçiştiremezdi. 1. bölümümüz ‘Türkçe Şiirler’ adından oluşup burada kimler yok ki? Önsözden başlayan, tanıtım yazılarıyla devam eden, Recaizade, Abdülhak Hamid, Sami, Rıza Tevfik, Fazli Necib gibi insanlara yazılan mektuplarla devam eden, resimlerle bezenmiş ve oldukça yalın anlatımlı şiirlerin birleştiği bölüm. İnsan buraya biraz hayranlık biraz şaşkınlıkla baktıktan sonra devam ediyor. Nasıl şaşırmayalım ki? Şimdiki dönemin uyduruk ‘Sanatçılarını’ bile görünce aklını kaybedip resim çekilmeye koşanları görünce o dönemin büyükleriyle mektuplaşmanın zevkini, hazzını, mutluluğunu bir düşünün. Yaşamak ne kelime, düşünmesi bile hoş… 2. bölüm ise ‘Türk Sazı’ demiş, onu zaten ayrı bir kitap olarak değerlendirmiştik. Lakin yeniden hatırlatmak açısından şöyle bir verelim: #34600828 3. bölüm ise tam bir Şahlanış Marşı gibi. Ey Türk Uyan! diyerek başlayan bu şiirimizde aslımız, nereden geldiğimiz ve içinde bulunduğumuz duruma karşı psikolojik bir var olma ve bunun yanında şanlı Atanın da dediği gibi ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ mantığını harekete geçirme fikrini görüyoruz. Gerçi nasıl görmeyelim? Aynı yüce şahıs (farkındaysanız isim kullanmıyorum, PRİM oluyor muuuuuuuuşşşşşşşş) benim bedenimin babası Ali Rıza, hislerimin Namık Kemal, fikirlerimin Ziya Gökalp dediğini düşünürsek; buradan bu şiirin de ne kadar
ŞiirlerMehmet Emin Yurdakul · Türk Tarih Kurumu · 196947 okunma

Yazar Hakkında

Mehmet Emin YurdakulYazar · 8 kitap
1869 yılında İstanbul’un, Beşiktaş semtinde doğdu. Babası balıkçılıkla uğraşan Salih Reis, annesi Emine Hatun’dur. Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’nden sonra devam ettiği Mekteb-i Mülkiye’nin İdadi bölümünden ayrıldı, devlet memurluğuna başladı. 1899’da kaydolduğu Hukuk Mektebi’ne bir süre devam ettiyse de öğrenimine ABD’de devam etmek için bu okuldan ayrıldı, ancak bu isteğini gerçekleştiremedi ve devlet memurluğuna döndü[2]. Sadrazam Cevdet Paşa’nın tavsiyesiyle Rusumat Evrak Dairesi’nde göreve başlayan Mehmet Emin Bey, 1897-1907 yılları arasında Rüsumat Evrak Müdürlüğü yaptı. İlk şiirini 1897’de Yunan Harbi sırasında Selanik’te Asır Gazetesi’nde yayımladı. “Cenge Giderken” adlı bu şiir ile ünlendi. 1899’da “Türkçe Şiirler” isimli bir şiir dergisi çıkardı. İstanbul’da “Servet-i Fünun”’da, Selanik’te “Çocuk Bahçesi” Dergisi’nde, İzmir’de "Muktebes" adlı dergide şiirlerini yayımlamayı sürdürdü. İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesiydi. Şiirleri ile hükümeti eleştirince 1907’de İstanbul’dan uzaklaştırılıp Erzurum’da görevlendirildi; II. Meşrutiyet’in ilanının ardından Trabzon’da gönderildi. II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi ile sonuçlanan 31 Mart Olayı’ndan sonra İstanbul’a çağrıldı; Bahriye Nezareti Müsteşarlığı’na atandı ancak bu görevi istemeyince 1909’da Hicaz, 1910’da Sivas valiliği yaptı. Çalışmasının engellendiği gerekçesiyle 1910 yılında istifa ederek İstanbul’a geri döndü. Ahmet Ağaoğlu, Dr. Fuat Salih, Ahmet Ferit Beylerle birlikte “Türk kültürü, dili ve sanatının geliştirilmesi amacıyla” kurulan Türk Ocağı adlı örgütün kurucuları arasında yer aldı Örgütün ilk genel başkanı oldu, çıkarılan Türk Yurdu Dergisi’nin sorumluluğunu üstlendi. Ancak henüz dergi çıkmadan İttihat ve Terakki Cemiyeti ile anlaşmazlığa düşünce Erzurum’a vali olarak atandı, 1912’de bu görevde iken emekliye ayrılmak zorunda bırakıldı. İstanbul’a dönüp Türkçülük düşüncesini yaymak üzere yayıncılık yapmaya devam etti. 1913’te Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Musul milletvekili oldu. Türk Ocakları’nın 1918 tarihli kongresinde Hamdullah Suphi ve Ziya Gökalp gibi isimlerle birlikte örgütün “Hars ve İlim Heyeti” üyeliğine seçildi. 1919 seçimlerine katılan Milli Türk Fırkası'nın kurucuları arasında yer aldı. İstanbul’un işgalinden sonra Mayıs 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda düzenlenen mitingde sarfettiği şu sözleri ünlüdür: "Demir ve ateş; kardeşler ben bunlarla hiçbir vatan ve ırkın öldüğünü işitmedim. Şerefli bir tarih ve medeniyete, sağlam bir fazilet ve ahlâka, zengin bir şiir ve edebiyata, dinî ve millî ananelere, ırkî ve vatanî hatıralara mâlik olan bir milletin mahvolduğunu tarih göstermiyor..." 1921’de Milli Mücadele'ye katılmak için Anadolu’ya geçti. Antalya, Adana, İzmir yörelerinde dolaşarak halkın ve ordunun manevi gücünü arttırıcı konuşmalar yaptı. TBMM’de önce Şebinkarahisar, sonra da Urfa ve İstanbul milletvekili olarak beş dönem görev yaptı. Milletvekilliğini ölümüne kadar sürdürdü. Şiir yazmaya Servet-i Fünun Dergisi’nde başlayan Yurdakul bütün şiirlerinde sade bir dil ve hece ölçüsü kullandı; konularını toplum dertlerinden, sosyal-epik hayat sahnelerinden aldı; uyarıcı-öğretici şiirler yazdı. "Türk Şairi", "Milli Şair" diye anılır. 14 Ocak 1944 tarihinde İstanbul’da öldü. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Eserleri[değiştir Türkçe şiirler, 1899 Türk Sazı, 1914 Ey Türk Uyan, 1914 Tan Sesleri, 1915 Zafer Yolunda, 1918 Aydın Kızları, 1919 Dante'ye, 1920 Mustafa Kemal, 1928 Ankara, 1939 Cenge Giderken 1886 Fazilet ve Adalet (1890) Ordunun Destanı (The Legend of the Army, 1915) Dicle Önünde (In Front of Tigris, 1916) İsyan ve Dua (The Uprising and the Prayers, 1918) Turan'a Doğru (Towards Turan, 1918) Türk'ün Hukuku (The Law of Turk, 1919) Kral Corc'a (To King George, 1928)