·
Okunma
·
Beğeni
·
16
Gösterim
Adı:
Şiirler
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
473
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Tarih Kurumu
Kitabımız 12 bölümden oluşuyor. Bunlardan birisi geçen gün okuduğum Türk Sazı kitabını da kapsıyor. Yurdakul, burada aslında tüm şiirlerini toplatmış dersek; emekleri için aynı zamanda Türk Tarih Kurumu da kocaman bir teşekkürü hak ediyor. Türk Tarih Kurumunda öyle her önüne gelenin yayımının yapıldığını da söyleyemediğimiz gibi amacı milli bilinç ve bu topraklarda yaşayan, ülkesini seven insanlara birkaç duygu katmak olan bir yazarı da kolay kolay kimse geçiştiremezdi.
1. bölümümüz ‘Türkçe Şiirler’ adından oluşup burada kimler yok ki? Önsözden başlayan, tanıtım yazılarıyla devam eden, Recaizade, Abdülhak Hamid, Sami, Rıza Tevfik, Fazli Necib gibi insanlara yazılan mektuplarla devam eden, resimlerle bezenmiş ve oldukça yalın anlatımlı şiirlerin birleştiği bölüm. İnsan buraya biraz hayranlık biraz şaşkınlıkla baktıktan sonra devam ediyor. Nasıl şaşırmayalım ki? Şimdiki dönemin uyduruk ‘Sanatçılarını’ bile görünce aklını kaybedip resim çekilmeye koşanları görünce o dönemin büyükleriyle mektuplaşmanın zevkini, hazzını, mutluluğunu bir düşünün. Yaşamak ne kelime, düşünmesi bile hoş…
2. bölüm ise ‘Türk Sazı’ demiş, onu zaten ayrı bir kitap olarak değerlendirmiştik. Lakin yeniden hatırlatmak açısından şöyle bir verelim: #34600828
3. bölüm ise tam bir Şahlanış Marşı gibi. Ey Türk Uyan! diyerek başlayan bu şiirimizde aslımız, nereden geldiğimiz ve içinde bulunduğumuz duruma karşı psikolojik bir var olma ve bunun yanında şanlı Atanın da dediği gibi ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ mantığını harekete geçirme fikrini görüyoruz. Gerçi nasıl görmeyelim? Aynı yüce şahıs (farkındaysanız isim kullanmıyorum, PRİM oluyor muuuuuuuuşşşşşşşş) benim bedenimin babası Ali Rıza, hislerimin Namık Kemal, fikirlerimin Ziya Gökalp dediğini düşünürsek; buradan bu şiirin de ne kadar mühim bir kitleye yazıldığını anlayabiliriz.
4. bölüm Tan Sesleri, Yurdakul’un büyük dava arkadaşlarından Halide Edip yazısıyla başlıyor. Bu bölümde de dikkatimi çeken bir durum var. Tercih sizindir. Aç Bağrını Biz Geldik adlı ilk şiirde şu söz geçer. “Kurtarıcı Ordumuza ve Kahraman Başbuğuna” ve bu söz ne hikmetse TÜRK Tarih Kurumuna verilirken kaldırılmıştır. Yanlış anlama olmaması adına bunu Yurdakul mu kaldırdı yoksa TTK mı bilemiyorum. Zaten merak ettiğimde bu ithamın neden kaldırıldığı. Evet, oldukça mühim konular.
5. bölüm de ‘Ordunun Destanı’ başlığını görüyoruz ki burada Çanakkale Kahramanlarımıza bir şiir yazılmış. Özellikle nakarat kısmında verilen şu satırlar beni çok etkiledi. “İleriye! Türkün alnı/ Yalnız Rabb’e secde eder/ Onun asil, hür vicdanı/ Tahtta hakan görmek ister. & İleriye! Gök, yer, deniz/ Baskınlarla inildesin/ Bizim erkek seslerimiz/ Her siperde, “Vur, kes!” desin.
6. bölüm ‘Dicle Önünde’ başlığıyla adından da tahmin edilebileceği gibi Irak Ordusu için yazılmış. Hemen akabinde Hilali Ahmer kadınları için yazılan Hasta Bakıcı Hanımlar başlıklı şiiri de 7. bölümde görüyoruz.
8. bölüm Turana Doğru başlığını taşıyor ve Turan’ın asil kızlarına ya da bilinen adıyla Asenalarımıza yazılan ve bestelenen şiirlerden oluşuyor. Tabi bunun yanında özellikle Kafkaslar ve Ruslar üzerinden sürdürülen şiirlerimiz de mevcut.
9. bölüm İsyan ve Dua adını taşıyor. Burada Tan Sesleri bölümündeki Halide Edip yazısına bir cevap niteliğinde Halide Edip Hanıma bir şiir itham edilmiş.
10. bölümde Aydın Kızları başlığını görsek de ilk şiir Yakup Kadri için yazılıyor. Milli Orduya yazılan bestemiz var ki alıntı paylaştım. Çok değerli bir sanatçımızın yaptığı şarkıyı da paylaştım ki o sanatçımızın şarkılarını da sevgiyle ve muhabbetle tavsiye ederim.
11. bölüm ‘Ankara’ adına yazılıyor. Tabi konu Ankara olunca akıllara kim geliyorsa sayfalar dolusu anlatılamaz şiir de ona ithaf ediliyor.
12. ve son bölümümüz de Dağınık Şiirler başlığı altında çeşitli zamanlarda yazdığı şiirlerinin toplandığı bir albümü oluşturuyor. Özellikle kitap boyunca çoğu şiirden sonra notalarını paylaşıp bir de o şiirlerini bestelemiş olması yönüyle Yurdakul için şair yerine Sanatçı kelimesini kullanmayı daha uygun buldum.
Böylelikle güzel bir şiir kitabını daha geride bırakmış olduk. Cümleten keyifli okumalar, mutlu günler dilerim..
Evet, artık kurtuluş zamanları yakındır;
Yarın yine saltanat bu kahraman ırkındır.
Bir ayrılmaz Türklük'ün yaşadığı her bucak
Yetmiş iki ulusa bir hür vatan olacak.
Bana öyle bir duygu geliyor ki bir köleyim;
Sanki güzel yurdumdan esirciler beni çalmış;
Hayalimde doğduğum toprakların izi kalmış.
Ey Türk !
Vur vatanın bakirlerine
Günahkar gömleği biçenleri vur;
Kemikten taslarla şarap yerine
Şehitler kanını içenleri vur!

Vur güzel aşıklar cenazesinden
Kırmızı meşaleler yakanları vur;
Şehvetin raksına yetim sesinden
Besteler şarkılar yapanları vur!

Vur katlin o kızıl sapanlarıyla
Dünyaya ölümler ekenleri vur;
Vur zulmün o kanlı urganlarıyla
Bir kavmi iplere çekenleri vur.

Vur etten kemikten saraylar kuran
O vahşi ruhları ezmek için vur;
Dört büyük rüzgara küller savuran
O mücrim elleri kesmek için vur!

Vur sende mukaddes hürriyet için
Dünyanın diktiği bayrak için vur;
Her dinin sevdiği adalet için,
Her yerde haykıran bir hak için vur!

Vur aşkın ve hakkın zaferi için,
Vur senden bak dünya bunu istiyor;
Vur yerde bak tarih senin seyircin;
Vur gökten bak Allah sana vur diyor.

Vur çelik kolların kopana kadar
Olanca aşkınla kuvvetinle vur;
Son düşman son gölge kalana kadar
Olanca kininle şiddetinle vur.

Vur senin darbenden çıkacak ateş
İntikam isteyen bir milletindir;
Alnında doğacak kırmızı güneş,
Bu senin ilahi hürriyetindir!...
Anadolu
Mehmet Emin Yurdakul
Gençliğe

Yürüyordum: Ağlıyordu ırmaklar; 
Yürüyordum: Düşüyordu yapraklar; 
Yürüyordum: Sararmıştı yaylalar; 
Yürüyordum: Ekilmişti tarlalar.

Bir ses duydum, dönüp baktım, bir kadın:
Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın; 
Derileri çatlak, bağrı kapkara,
Sağ elinin nasırında bir yara

Başında bir eski püskü peştemal
Koltuğunda bir yamalı boş çuval...
........................
-Ne o bacı? 
- Ot yiyoruz, n'olacak! ..
-Tarlan yok mu? 
- Ne öküz var, ne toprak...
Bugüne dek ırgat gibi didindim; 
Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim,
Bundan sonra...
- Kocan nerde? 
- Ben dulum; 
Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum.
- Soyun, sopun? 
- Onlar dahi hep yoksul! 
Ah Efendi, bize karşı İstanbul
Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi? 
Taşraların hayvanlık mı nasibi? ..
.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şiirler
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
473
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Tarih Kurumu

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Srd
  • Sadık Kocak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0