Cumhuriyet döneminde yetişmiş çağdaş sanatımızın öncü ismi Abidin DİNO yalnızca usta bir ressam değil, aynı zamanda iyi bir edebiyatçıdır. Gelmiş geçmiş en büyük mimarlardan biri olan Mimar SİNAN’ın yüzyıllar sonra Abidin DİNO tarafından düşlenen ve bizlere bu eserle anlatılan yaşam öyküsüdür.
‘’ Orta Anadolu’da bir köylü çocuk çamura bata çıka yürüyordu. Talas’ın bağları geride kalmış, Sinan, Derindere’ye yol almıştı. Aklından Hond Medresensi’nin kapı nakışlarını geçiyordu. Bir gün, acep, daha iyisini yapabilirimiydi? Niçin yapamasın, Taş olduktan sonra her şey yapılır’’
Abidin Dino çağdaş sanatımızın öncü ismi Abidin DİNO yalnızca usta bir ressam değil, aynı zamanda iyi bir edebiyatçıdır. Gelmiş geçmiş en büyük mimarlardan biri olan Mimar SİNAN’ın yüzyıllar sonra Abidin DİNO tarafından bıze aktarılmış olması. Abidin Dino
Biraz Sinan 'ı tanıyalım mı?
"Kayseri'de taş, bir limanda deniz kadar gerekli.
Taşın belleğine hayranım...
. "Mimar Sinan, Osmanlı Padişahlarından olan 2. Selim, 1. Süleyman ve 3. Murad dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan, yaptığı eserleriyle Dünya tarihine adını yazdıran kişidir
.""Mimar Sinan, sefere gittiği yerlerde gözlemlediği farklı mimari tekniklerle kendisini geliştirdi. Osmanlı’nın en güçlü döneminde yaşayan Sinan, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat olmak üzere
" "Tüm dünyada bir deha olarak kabul edilen ve eserleri hayranlık uyandıran Mimar Sinan'ın hayatı ve sanatı üzerine birçok kitap yazıldı bugüne kadar...
"Her toprağın bir isteği, bir doğurma zoru vardır devrine göre. Sanırım mimarlık işte bu isteğin ebeliğini yapmaktır.
Ülkemizin yetiştirdiği en önemli ressam ve kültür adamlarından Abidin Dino’nun kaleme aldığı “Sinan”, bunlar arasında önemli bir yer tutuyor. Kitap, aynı zamanda Dino’nun ressam olduğu kadar özgün bir yazar olduğunun da bir kanıtı. Abidin Dino'nun düşsel bir yaşamöyküsü niteliğindeki Sinan’ı, Anadolu topraklarında boy atmış ozanlara, mimarlara, âşıklara büyük ilgi duymuş, yazılarında onları anmış, resimlerinde onlardan devraldığı özü yansıtmış usta bir sanatçının, bir diğer ustaya selamı...Sinan'ın genişletilmiş bu ikinci baskısında, Abidin Dino’nun metin-dışı resimleri ve Sinan'ın, 1947-48'de Eser dergisinde yayımlanmış ilk iki bölümü kitaba eklendi Sinan
.""Abidin Dino’nun metin-dışı resimleri ve Sinan'ın, 1947-48'de Eser dergisinde yayımlanmış ilk iki bölümü
Ressam, yazar ve yönetmen olan Abidin Dino’yla tanışmam bu kitapla oldu.
Anlatımı ve betimlemeleri oldukça kuvvetli ve keyifliydi.
Kitap, adından da anlaşılacağı üzere Mimar Sinan’ın Mimar Sinan olmadan önceleri, sadece Sinan olduğu yaşamına dair bir düşsel öykü.
Mimar Sinan’a dair bilimsel bir yazın değil bu kitap.
Abidin Dino’nun hayranı olduğu ustanın yaşamına dair kurduğu, çok başarılı aktarılmış bir düş.
Kitabı çok beğendim, sizlere de tavsiye ederim.
Mimar Sinan'ın hayatından kısa ve öz bilgiler anlatılır.
Hayatını ve yapacağı eserler sinana gözükür fakat daha zamanı vardır.
Süleymaniye camii
Selimiye cami
Abidin Dino Türk ressam, karikatürist, yazar ve film yönetmenidir. Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir. Türk resim tarihinde D Grubu ve Yeniler Grubu adlarıyla anılan sanat topluluklarının öncülerinden oldu.Türkiye'nin yanı sıra Fransa, Cezayir, ABD gibi ülkelerde sergiler açmış; yurt dışında Fransa Plastik Sanatlar Birliği Onursal Başkanlığı, New York Dünya Sanat Sergisi Danışmanlığı gibi görevler üstlendi.
Dino, Türkiye Komünist Partisi mensubu olması nedeniyle bir süre Türkiye'de sürgünde yaşadıktan sonra 1952'den itibaren yaşamını Paris'te sürdürdü.
Şair Arif Dino'nun kardeşi, yazar Güzin Dino'nun eşidir. Beşiktaş kulübü tarafından efsane futbolcular arasında gösterilen ünlü kaleci Sabri Dino'nun da amcasıdır.
Divanı Muhasebat Müdürü Rasih Bey ile müzik ve edebiyatla ilgili bir hanım olan Saffet Hanım'ın oğlu olan Abidin, ailenin beşinci çocuğu idi. Doğduğu yıl ailesi Cenevre'ye, ardından Fransa'ya yerleştiğinden çocukluğu Avrupa'da geçti.
1925'te ailesiyle birlikte İstanbul'a döndü. Robert Kolej'de öğrenim görmeye başladı. Önce babasının ve ardından annesinin ölümünden sonra sanata olan ilgisinin ağır basması nedeniyle öğrenimini yarıda bıraktı ve ağabeyi şair Arif Dino'nun desteğiyle resim, karikatür ve yazı alanında kendini geliştirmeye başladı.lk çizimleri Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde 1930'lu yılların başında yayımlandı. Bu yıllarda Nazım Hikmet'in Sesini Kaybeden Şehir (1931) ve Bir Ölü Evi (1932) adlı kitaplarına kapak desenleri de çizdi ve kendini çok genç yaşta "ressam" olarak kabul ettirdi. Halkın Dostu Gazetesi’nde yayımlanan Atatürk’ü konu alan, çizgilerle süslü röportajı ile Atatürk’ün de beğenisini kazandı.
1933 yılında "D Grubu" adlı sanat grubunun kurucuları arasında yer aldı. Bu grubun amacı, memlekette sanatın gelişmesini ve yayılmasını sağlamak, düşünce yanı ağır basan resimler yaparak, batıdaki çağdaş akımlarla boy ölçüşecek yenilikler getirmekti.Aynı yıl Türkiye'nin Kalbi Ankara isimli belgesel filmi çekmek için Türkiye'ye gelen Sovyetler Birliği'nin ünlü yönetmenlerinden Sergey Yutkeviç bir sergide resimlerini görüp beğendi. Yutkeviç'in filmini izleyen Atatürk, kendisinden bir Türk gencini yetiştirmesine olanak olup olmadığını sormuştu. Böylece Yutkeviç, Dino'dan dekoratör ve ressam olarak çalışmak üzere kendisiyle SSCB'ye gelmesini istedi. Dino, 1934 yılında sinema öğrenimi görmek üzere SSCB'ye gitti ve üç yıl kaldı. Üç yıl boyuncaLeningrad'da Eisenstein ve Yutkeviç'in yanında makyajdan dekora, rejiden senaryoya tüm yönleriyle sinema eğitimi aldı. Yutkeviç'in yönettiği Madenciler filminde çalıştı. Bu dönemde sol fikirlerle tanıştı. 1937'de II. Dünya Savaşı nedeniyle Sovyetler Birliği tüm yabancı öğrencileri geri gönderince Leningrad'dan ayrılmak zorunda kaldı.
Dino, Sovyetler Birliği'nden sonra Londra'ya ve oradan da Paris'e gitti. İspanya'daki iç savaşta Cumhuriyetçiler safındaki uluslararası gönüllü tugaylar bünyesinde savaşmak için Paris bürosuna başvurduysa da cumhuriyetçiler açıkça kaybetmek üzere olduğundan kabul edilmedi. 1937'de yerleştiği Paris'te ressam ve dekoratör olarak film çekim çalışmalarında bulundu. Gertrude Stein, Tristan Tzara, Eisenstein, Andre Malraux ve Pablo Picasso gibi dönemin önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurdu.Abidin Dino 1939'da Türkiye'ye döndü, 1941'de arkadaşlarıyla Yeniler Grubu'nu oluşturdu. Grubun açtığı ve Liman çevresindeki balıkçıları konu alan sergi, büyük ilgi uyandırdı.
Dino, çizgi ve desenlerin ön plana çıktığı resimlerinde işçi ve köylü tiplerini özgün bir üslupla işledi. Başlangıçta Picasso'nun etkisinde kalan sanatçı, daha sonraları yapıtlarında özgün ve yerel bir senteze ulaştı.
Çeşitli dergilerde çizgi ve yazılarıyla halktan yana, gerçekçi bir sanat görüşünü savundu. İlk sayısı 18 Kasım 1938'de çıkan S.E.S (Sanat.Edebiyat.Sosyoloji) adlı derginin çıkmasına büyük katkı veren sanatçı, bu derginin kapanmasından sonra pek çok başka dergi çıkardı. Amacı, faşizm ile mücadelede mümkün olduğunca çok kişiyi harekete geçirmekti. Türkiye Komünist Partisi'nin önemli üyelerinden birisi oldu.Liman Sergisi'nin açıldığı 1941 yılında Abidin Dino, siyasi nedenlerle önce Mecitözü'ne (Çorum), sonra Adana'ya sürgüne gönderildi. Adana'da Türk Sözü gazetesini yönetti. "Kel" adlı bir oyun yazdı, ancak oyun hemen toplatıldı. Çukurova'nın pamuk işçilerini konu alan resimler yaptı ve heykel ile ilgilenmeye başladı. 1943 yılında yazar ve dilbilimci Güzin Dikel ile evlendi. Sürgün sona erince İstanbul'a döndü.1950'de "Çingeneler" adlı filmin senaryosunu yazdı, senaryo yasaklandı.1952'de yurt dışına çıkış yasağı kalkınca kesin olarak Paris'e yerleşti. 1954'ten itbiaren sekiz yıl boyunca Paris'teki Mayıs Salonu sergilerine katıldı. Fransa, Cezayir, Amerika gibi değişik ülkelerde sergiler açtı. Fransa Plastik Sanatlar Birliği onur başkanlığı New York Dünya Sanat Sergisi danışmanlığı gibi görevlerde bulundu.
'İşkence', 'Atom Korkusu', 'Savaş ve Barış', 'Çıplaklar', 'Dört Kent', 'Dağ-Deniz' gibi birçok yapıtı çeşitli galeri, müze ve koleksiyonlarda yer aldı.
1966'da yönettiği Dünya Futbol Kupası'nı konu alan "Gol" adlı belgesel filmle İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi tarafından yönetmen Robert Joseph Flaherty anısına verilen belgesel film ödülünü aldı.
1968 öğrenci olayları sırasında Paris sokaklarında yürüyüşlere, toplantılara katıldı, sokaklardaki etkinlikleri çizdi. Türkiye'deki ilk kişisel sergisini 1969'da açarak Paris çalışmalarının bir bölümünü gösterdi.
1979 yılında Fransız Plastik Sanatlar Birliği"nin Onursal Başkanlığı'na seçildi, 1989'da Fransız Kültür Bakanlığı’nın Sanat ve Edebiyat Altın Şövalye Nişanı ile ödüllendirildi.
Zaman zaman Türkiye'de kişisel sergiler açan Abidin Dino'nun sergileri arasında "Eller, Parmaklar, Acılar, Acayipler, Tedirginler, Domatesler" başlıklı sergisi (1984, İstanbul) ve "Bu Dünya Sergisi" (1987, İstanbul) vardır. El motiflerinden oluşan heykeli 1993'te Maçka'ya yerleştirildi. Aynı yıl, 'Biçimden Öte' ve 'Acıyı Çizmek' adlı kitaplarını yayımladı.
1990'da troid kanseri teşhisi konan sanatçı, 7 Aralık 1993 günü Paris'te yaşamını yitirdi. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Aşiyan'daki aile mezarlığında toprağa verildi.