Büyük kentlerde yaşadıkları için mi böyle katı, içine kapanmış, somurtkan, sinirli oluyorlar? Büyük kent, yenilmez, diş geçirilmez, yok edilemez gücüyle onları dört bir yandan sarıyor, sıkıştırıyor; eziyor, boğuyor mu? Ufukları yok çünkü. Evlerin evlerin evlerin... sokakların yan yana. İç içe...Üst üste...gökyüzüne gerilmiş tellerin, gök yüzüne çıkan yokuşların, diklemesine büyük taş binaların, bacaların arasında; birbirleriyle yüz yüze, soluk soluğa, omuz omuza yaşıyorlar.