Sinematografi Üzerine Düşünceler

·
Okunma
·
Beğeni
·
274
Gösterim
Adı:
Sinematografi Üzerine Düşünceler
Baskı tarihi:
Şubat 2012
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755396538
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Zaur Mükerrem'in "Sinematografi Üzerine Düşünceler" adlı eseri Edward Dmytryk'in "Sinema'da Kurgu" adlı kitabında vurguladığı, kendini takip ettirecek bir başlangıca ve kesinlikle kendisini hatırlatacak bir sona sahip. Dmytryk'in vurgusunda eksik olan ise çalışmanın gövdesine ilişkindir. Zaur Mükerrem'in kitabı ele aldığı konuyu sinema bir ahenk içerisinde işlemekte ve tartışmaktadır. Mükerrem, sinema için "her şeyden biraz" demekle birlikte Kobodaysi'ye atıfta bulunarak, sinemanın aynı zamanda "bilgelerin izini sürmekle uğraşma, onların aradıklarını ara" vurgusundaki kadar da özel bir çaba ve sanat olduğunu vurgular.

Zaur Mükerrem, kısa ve teknik tanımlara kolayca yaslanabileceği bir çalışma ortaya koyabilirdi. Kendisi, sinemaya daha farklı bir disiplin, estetik ve felsefeyle yaklaşarak, sinemanın kendisi ile ilgili bir tartışmanın ötesinde ele alınması gerektiğini, kelimelerin ötesinde adeta hissettirerek okura aktarıyor.

Sinemayı Rembrandt veya Caravaggio resimlerinin tüm o büyüleyiciliğini hissedercesine anlamak, Muybridge'in durağan kareleri ile gösterilen eylem, karakter ve nesne ne kadar önemli olursa olsun, dikkatin eser boyunca onun üzerinde tutulabilmesi gibi, büyük ölçüde eserin nasıl yansıtıldığına bağlıdır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Derler ki, yazar olmak istiyorsanız ya ilgili konuyla bağlı mükemmel bilgilere sahip olmanız, ya da kimsenin haberdar olmadığı bir konuyu ele almanız gerekir.
Baskılara boyun eğmek istemeyen yapımcılar, içinde bulundukları olumsuz koşullardan kurtulmak için ülkenin öbür ucuna göç ettiler. Güney Kaliforniya, yıl boyu çekim yapmaya olanak tanıyan, son derece yumuşak bir iklime sahipti. Los Angeles varoşlarında kendiliğinden oluşan atölyeleri ve alelacele kurulmuş dekorları barındıran sıradan bir kasaba, 1913’te ‘Hollywood’ adını aldı.
‘Sekans’, aynı mekanda geçen ve tek bir dramatik eylem içeren çekim ya da film parçasıdır. Bir sekansın belli bir zaman, tek bir mekan ve aynı oyuncularla gerçekleşen parçasına ise ‘sahne’ adı verilmektedir.
Sinema aydınlatmasında kullanılan ışık kaynaklarını şöyle sıralamak mümkündür: Anahtar (ana) ışık, nesnenin ana çizgilerini, konturlarını ortaya koyar; arka ışık nesneyi fondan ayırır; fon ışığı, nesnenin fonunu aydınlatır; dolgu ışığı, gölgeleri yumuşatır. Bu sıralama, bir sahne aydınlatmasının düzenlemesindeki sırayı da göstermektedir.
Bütün sanat dalları gibi görsel sanatların da temel hedefi sanatsal imgeler aracılığıyla izleyiciyi duygulandırmak, onun gönlünü almaya çalışmaktır.
Balığın dünyası deniz gibi kokmalı; balık gibi kokarsa, çöpe atılır. Filmin de dünyası hayat gibi kokmalıdır; sinema gibi kokarsa, ömrü kısalır. Salondaki izleyici hayat kokusunu aldığında, karşılık olarak adımlar atacak ve perdedeki çerçevenin alt kenarını ‘aşarak’ perdeye, görüntünün içine dalacak, oradaki ışık, gölge, doğal ses, söz ve müzik oyununa katılacak, geçici de olsa, kendi kaygılarından uzaklaşıp katıldığı öykünün kaygılarıyla yaşayacaktır. Amaç da bu değil mi zaten?
1909-1913 yılları arasında, gangster filmlerindeki acımasız saldırı sahnelerini aratmayan bir savaş yaşandı. Sinema Patentleri şirketinin tuttuğu kiralık katiller, şirkete bağlı olmayan yapım evlerine baskınlar yapıyor, kameraları ve diğer teknik araç-gereçleri kırıp döküyorlardı. Bu yapımcılar ise, mal ve mülklerini güvenlik görevlileriyle korumaya çalışıyorlardı. Sinema salonlarında patlayan bombalar, yaşanan arbedeler, yavaş yavaş, Hollywood’un doğuşuna ortam hazırlıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sinematografi Üzerine Düşünceler
Baskı tarihi:
Şubat 2012
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755396538
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Zaur Mükerrem'in "Sinematografi Üzerine Düşünceler" adlı eseri Edward Dmytryk'in "Sinema'da Kurgu" adlı kitabında vurguladığı, kendini takip ettirecek bir başlangıca ve kesinlikle kendisini hatırlatacak bir sona sahip. Dmytryk'in vurgusunda eksik olan ise çalışmanın gövdesine ilişkindir. Zaur Mükerrem'in kitabı ele aldığı konuyu sinema bir ahenk içerisinde işlemekte ve tartışmaktadır. Mükerrem, sinema için "her şeyden biraz" demekle birlikte Kobodaysi'ye atıfta bulunarak, sinemanın aynı zamanda "bilgelerin izini sürmekle uğraşma, onların aradıklarını ara" vurgusundaki kadar da özel bir çaba ve sanat olduğunu vurgular.

Zaur Mükerrem, kısa ve teknik tanımlara kolayca yaslanabileceği bir çalışma ortaya koyabilirdi. Kendisi, sinemaya daha farklı bir disiplin, estetik ve felsefeyle yaklaşarak, sinemanın kendisi ile ilgili bir tartışmanın ötesinde ele alınması gerektiğini, kelimelerin ötesinde adeta hissettirerek okura aktarıyor.

Sinemayı Rembrandt veya Caravaggio resimlerinin tüm o büyüleyiciliğini hissedercesine anlamak, Muybridge'in durağan kareleri ile gösterilen eylem, karakter ve nesne ne kadar önemli olursa olsun, dikkatin eser boyunca onun üzerinde tutulabilmesi gibi, büyük ölçüde eserin nasıl yansıtıldığına bağlıdır.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Tuğba Dk

Kitap istatistikleri