"Resimde İsa ile üç balıkçı vardı. Küçük bir tekneyle denize açılmışlardı. Fırtına çıkmıştı. Denizci şapkaları ve sakallarıyla geleneksel şekilde resmedilmiş üç balıkçı, teknede dizlerinin üzerine çökmüş, kıç taraftaki parlak figüre bakıyorlardı.
Annesinin açıklamasına göre resimdeki balıkçılar, kaderlerini Tanrı'nın ellerine teslim etmişlerdi; kürekleri ve dümeni bırakıp kendilerini ölümcül tehlikeden kurtarmak için her türlü girişimden vazgeçmişlerdi. Artık onları sadece İsa kurtarabilirdi. Duaların işe yaraması için insanın da yapması gereken şey buydu yani: her şeyi bırakıp Tanrı'ya teslim olmak.
Tina daha o yaşta bile bu fikirden hoşlanmamış, yetişkin olarak dizlerinin üzerine çökmek yerine dümene ve küreklere tutunmanın daha doğru olacağını düşünmüştü."
...Onlar bizi kendilerine benzetiyor. Biz de onları kendimize benzetiyoruz.
...Saatlerdir yer işaretlerini umursamadan rastgele yürüyordu, sadece kendi iç pusulasına güveniyordu...
...Gördüğü değil, hissettiği bir şeydi bu...