Ferdi Özbeğen. İşte yıllardır okumak için beklediğim, anlatma fırsatı bulduğumda anlatmaktan büyük keyif alacağım, anlatırken hüzünlensem de her daim onu hatırladıkça gülümseyeceğim, birçok şarkısını ezbere bildiğim, dinlemekten asla sıkılmadığım bu değerli insan ve değerli sanatçımızı uzun uzun anlatmak istiyorum. Güzel bir şarkısıyla başlayalım mı? (Şarkılarından oluşturulan albümleri dinleyerek okumanız tavsiye edilir, YTD)
youtube.com/watch?v=_S3CLgf...
Şarkı söyleyen bir piyanist. Yazarın açıkladığına göre bunu kaleme alırken geleceği noktayı bilmeyen bir Ferdi Özbeğen. İlginçtir ki 50 yıl, 30 albüm ve 400 şarkılık bu sanat adamının ilk adımı çok büyük sükse yapacaktır. 1977 yılında Ferdi Özbeğen ile 45 Dakika albümü yayımlanır. Öyle bir yol, öyle yeni bir tarz açıldı ki Ümit Besen, Cengiz Kurtoğlu, Arif Susam, Nejat Alp gibi pek çok sanatçı bu yolda yürüyen ve hala bir şekilde dinlediğimiz insanlar olarak kalmayı başardılar. Bence öncelikle sakin bir başlangıçtan sonra bu ilk albümünden 2 güzel parçayı sizlere sunmak istedim:
youtube.com/watch?v=i10-qnc...youtube.com/watch?v=1SmScTo...
Aile hayatı ve gençlik yıllarına değindiği çok güzel bir kısım var. Ailesini anlatırken kurduğu bir cümle çok dikkatimi çekti. Tam karşıt olduğum hani şu genç yaşlı ilişkileri var ya, tam da onlara dokunuyordu. Bana hala enteresan gelen, 18 yaşındaki bir kızla 45 yaşındaki bir adamın evliliğidir. Uzun hayat yolculuğundaki çiftler arasındaki bu yaş farkı kime mutluluk getirmiştir merak ederim. Benim hiç anlam veremediğim, anlamadığım bir konu zaten bu. O zaman müzisyenimizin Ben Anlamam şarkısını da buraya
Ferdi Özbeğen'in ölümünden kısa süre önce çıkan kitap, hayatını anlatması yanında, daha çok kişiliğine, kariyerine, döneme yönelik. Bir "anılar" kitabı değil. O yüzden her okurun beklentilerini karşılamayabilir. Ancak merhuma bakışımı biraz değiştirdi. Üstad, her zaman "kalite" diyen bir profesyonel. Ne yaptıysa, kaliteyi, samimiyeti öncelemiş. Bu yüzden şarkıları hala dinleniyor. Huzurla uyusun.
Yetmişler ve seksenler kaset döneminin altın çağıydı. Doksanlar ile beraber, her şeyde olduğu gibi, müzikte de değişimler yaşanmaya başlandı. Kasetin yerini önce CD, sonra da dijital ortamlar aldı. Artık koca koca hoparlörlerle yeni çıkan kasetlerin “tanıtımı” yapılmıyor. Ben doksanlarda böyle bir ortamda büyüdüm. Hayal meyal de olsa hatırladığım, kaset toptancılarının beyaz karton kutularda getirdiği Orhan, Müslüm, Ferdi, İbo, Bülent Ersoy daha aklınıza gelebilecek bir sürü sanatçının veya şarkıcının kasetlerinin ve posterlerinin geldiği ve hızla tüketildiği bir ortamda. Almanya’dan gelen veya dönen vatandaşların “karışık yap da, vatan hasretimizi dindiririz gurbet elde!” demesi, bir karton kutunun yirmi farklı kasetle doldurulması ve müşteriye verilmesi demekti. Kimi gelir hangilerini istediğini bizzat söyler, kimisi de tamamen karşısındakinin müzik zevkine güvenirdi. (Arabesk dinleyen adama pop kaseti dinletmeye çalışmak gibi bir hataya düşüldüğünü görmedim.) İşte böyle bir ortamda genelde Orhan, Müslüm, Ferdi gibi “babaların” yanına, “Fantezi” denilen müziği icra eden bir adam da, Ferdi Özbeğen, eklenirdi. Bugün Speed Metal’den TSM’ye, Arabesk’ten Pop’a (günümüz Pop’u değil tabii ki) her şeyi dinliyorsam bunun sebebi o “karışık yap da” günleridir.
Ferdi Özbeğen genç neslin pek aşina olmadığı bir isimdi. Şu geçenlerde çıkan diziye kadar en azından. Şimdi bakıyorum yorumlara da, neler kaçırmışız diye hayıflananları görüyorum. Genç neslin neler kaçırmasını bir yere kadar anlayabilirim. Ancak belli bir yaşın üstündeki yetişkinlerin hayatında bir kere dahi olsa Ferdi Özbeğen dinlememiş olmasını anlayamıyorum. Yani bu bir eleştiri değil, bundan 40 sene sonra bana, “Amca Demet Akalın diye bir şarkıcı varmış hiç dinledin mi?” diye bir soru sorulduğunda, “Maalesef evet,”
Ferdi Özbeğen’in vefatından önce kaleme alınan, sanatçının kendisinin de okuma imkanı bulduğu, hatta ismini verdiği kitabı bir günde bitirdim ancak sanki bir şeyler eksik kaldı...
Ferdi Özbeğen'in kendi ağzından yaşam öyküsü ve sanat hayatının anlatımı.İçinde çok güzel fotograflar ve Cansuyum isimli Best Of Cd mevcut hayranlarına tavsiye ederim.Sanatçının vefatından çok kısa süre önce yayınlandı.
Gazeteci kökenlidir. 17 yıl boyunca Hürriyet Gazetesi’nde muhabirlik yapmış, muhabirliği süresince popüler müzik ve sinema ağırlıklı yazılar yazmıştır. Aynı çatı altında KELEBEK Gazetesi ve GONG Dergisinde istihbarat şefliği yapmıştır.
1983 yılında, Türker Reklamcılık & Organizasyon ve Ticaret Limited Şirketi’ni kurmuş, 1985 yılında Kuşadası Festivali, 1986 yılında bu festival kapsamında Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması’nın temelini atmıştır. Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması, ülkemizde geleneksel nitelikli yaşayan tek müzik yarışmasıdır. Bu yarışma 1990-1993 yılları arasında (POPSAV) Popüler Müzik Sanatı Vakfı ve Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla İstanbul Beyaz Güvercin Müzik Yarışması adı altında İstanbul’da düzenlenmiştir. Çeyrek Asrı geride bırakan Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması ülkemiz pop müziğine birçok değerli besteci, yorumcu ve söz yazarı kazandırmıştır. Altın Güvercin Kuşadası Belediye Başkanı Sayın Ömer GÜNEL ‘in teşebbüsüyle vakıf haline dönüştürülmüştür.
Ali Rıza Türker, festival organizasyonu çalışmalarına rahmetli Egemen Bostancı ile Marmaris Festivalini düzenleyerek başlamıştır.
1986 yılından günümüze kadar yaptığı çalışmaları ise şöyle sıralayabiliriz:
* Antalya Altın Portakal ve Akdeniz Akdeniz Yarışmalarında yurt içi organizasyonları,
* Aşkın Nur Yengi, İzel-Çelik-Ercan, Arif Sağ, Timur Selçuk, Bendeniz, Serdar Ortaç, Murat Göğebakan ve Emrah gibi sanatçıların yurt içi ve yurt dışı turne organizasyonları,
* Popsav’ın yılda bir kez düzenlediği; “Şarkı Günü” organizasyonu,
*1997 İzmir Şarkıları Yarışması organizasyonu.
Ali Rıza Türker; 1989 yılında POPSAV (Popüler Müzik Sanatı Vakfı)’ın kurulmasında önemli görevler almış ve sekiz yıl boyunca Vakfın genel sekreterlik görevini sürdürmüştür. Daha sonra kıdemli müzisyen arkadaşlarıyla 20 ay süren yoğun bir çalışma temposu sonrası, 2000 yılının Nisan ayında MÜYORBİR (Müzik Yorumcuları Meslek Birliği)’in kurulmasına öncülük etmiştir. Ve 11 yıl boyunca genel sekreterlik görevini sürdürmüştür.
* Ali Rıza Türker, müzik organizasyonu işlerinin yanında 1991 yılından itibaren müzik yapımcılığına başlamıştır. O yıldan bugüne kadar İzel-Çelik-Ercan, İzel-Ercan, Ufuk-Ercan, Ersen, İlhan Şeşen ve Selmi Andak’ın bestelerinden oluşan “Bir Sevgi Yeter” albümünün prodüktörlüğünü yapmıştır. Ayrıca ülkemizde ekol olan Barış Manço (Barış Manço Çocuk Şarkıları-2005) ve Cem Karaca (Mutlaka Yavrum-2006) anısına piyasaya sürülen 2 albümün prodüktörlüğünü de üstlenmiştir.