Benim için kesinlikle yarım kalan bir kitap.Devam etmesini o kadar çok isterdim ki... Yazar öyle yerde bitirmiş ki,bir kaç gün kendime gelemeyeceğim sanırım.Okuduğunuz bütün kaçılırma kitaplarını unutun! Hayatım boyunca beni böyle sarsan bir kitap olmamıştı sanırım.Kitaba hiç beklentiyle başlamıştım.Sıradan bir kaçırılma klişe bir aşk hikayesi sanıyordum ama öyle bir yanılttı ki...
Konusu (DİKKAT SPOİLER!)
Kitap Gemma'nın Ty'e karşı olan yazdıkları ile başlıyor ve hayatını anlatıyor.Ty on yaşında Gemma'yı görüp o zamandan sonra onunla ıssız bir çölde yaşama hayalleri kuruyor.On altı yaşındayken hava limanında Gemmanın kahvesine ilaç katıyor ve onu Avusturya'da ıssız bir çöle götürüyor.Kızımız hiçbir zaman kaçmaktan vazgeçmiyor.Ama Ty de sevdiğim özellik Gemma'ya karşı tec#vüz isteğinde yada yakınlaşma gibi şeylerde bulunmamasıydı.Sonlara doğru gözümde level atladı resmen.Neyse Ty Gemma'yla bir anlaşma yapıyor.Eğer Gemma kaçmaya çalışmazsa dört ay sonra onu ailesinin yanına götüreceğine dair söz veriyor.Ancak yaklaşık bir aydan sonra bir sabah Gemma Ty yılan avına giderken onu takip ediyor ve talihsizlik sonucunda yılan onu ısırıyor.Ty onu kurtarmak için herşeyi yaptı ama kız gittikçe kötüleşince onu geri götürmek zorunda oldu.Ve sırf o ölmesin diye hapise girmeyi kabullenerek onu doktorlara teslim etdi.Aslında Ty desteklenecek bir haraket yapmamıştı doğru ama o kötü niyetde değildi ve hikeyinin bir devamı olmalıydı.Belki yıllar sonra karşılaşmalıydılar falan ama böyle bir sonu hak etmiyordu.Biraz fazla spoi vermiş ola bilirim ama kesinlikle okunması gereken kitaplar arasında ilk sırada şuan benim için.Okuyun okutturun!!! #çokcakalp
----------♡︎
Kafam çok karışık neler hissedeceğimi bilmiyorum .Sonunun asla bu şekilde olacağını düşünmemiştim .Ve kitabın hakkını yemeyeyim kız karaktere bayıldım. Kız hemencecik onu kaçıran kişiye karşı hisler geliştirmedi ve asla kaçmaya çalışmaktan da vazgeçmedi dolayısıyla kızı sevdim .Aynı zamanda kitapta yazar doğanın sıcaklığını ve kapsayıcılığını insanlığın yapaylığı ve donukluğunu çok güzel işlemiş.Ty ve Gemma arasındaki yaş farkıyla Ty'nın benim tipim olmaması karakterler arasında bağ kurmamı zorlaştıra da ikiini de ayrı karakterler olarak beğendim.Yazarın dili akıcı ve sürükleyiciydi.Doğa, insanlığın plastikleşmesi, yalnız birinin aslında ne kadar da kendini anlayabilecek veya kendine benzeyen birine muhtaç olduğuyla ilgili müthiş bir kitaptı .TAVSİYE EDİYORUM.
Kitabın konusu ve yorumları çok dikkatimi çekmişti. Gerilerek, ürpererek başladım okumaya. Fakat yine de bırakmak istemedim, garip bir şekilde sürüklüyor kitap sizi. Çöle, Ty'in zorla göstermek istediği dünyaya, kumlara... Tam olarak ifade edebileceğimden emin değilim ama bir şekilde kitap beni çok etkiledi.
Eklemeden duramayacağım bir şey var. Pegasus normalde kitap isimlerine ve kapaklarına çok dikkat ediyor ama niyeyse bu kitabı es geçmişler. Stolen / Keşke Senden Nefret Edebilseydim? Gerçekten bazı şeyleri anlamak zor.
okurken nerden elime gelmiş bu kitap dedim. düşünsenize sizi biri kaçıracak bir çöle götürecek ve onun yüzünden defalarca ölümle yüzleşeceksiniz o da yetmezmiş gibi aşık olacaksınız... açıkçası beğenmedim okumanızı tavsiye etmem.
Lucy Christopher’ın "Keşke Senden Nefret Edebilseydim" (Orjinal adıyla Stolen), okurken etik çizgilerimizin bulanıklaştığı, duygusal açıdan oldukça sarsıcı ve tartışmalı bir yolculuğun içine atıyor bizi. Kitap, alışılagelmiş bir kaçırılma hikayesinden ziyade, insanın psikolojik derinliklerine ve hayatta kalma mekanizmalarına dair karanlık bir keşif niteliğinde.
Kitap, Gemma tarafından kendisini kaçıran Ty’a hitaben yazdığı uzun bir mektup formunda. Bu ikinci tekil şahıs anlatımı okurken zaman zaman beni zorlasa da, Sana... Senden... gibi bahsetmeler, doğrudan Gemma ile aynı duygusal yoğunluğu hissetmemizi sağlıyor; bir noktada bizi empati yapmak zorunda bırakıyor.
Kitabın en çarpıcı yönü, Ty karakterinin tek boyutlu bir "kötü adam" olmaması. Yazar, Ty’ın geçmişini ve motivasyonlarını öyle bir işliyor ki, bir an için bile olsa ona acırken bulabiliyoruz kendimizi. Gemma’nın Ty’a karşı hissettiği karmaşık duygular (öfke, bağımlılık ve bazen şefkat) bizi şimdi ne olacak soruları ile baş başa bırakıyor. Kitap da zaten tam olarak bu noktada bitiyor. Şimdi ne olacak..?
kitabı almamdaki büyük katkı ismiydi etkileyici ve ilgi çekici gelmişti hele arka özeti okuduğumda çok daha etkilendim. Nasıl başladı nasıl bitti hatırlamıyorum bile kurgusu farklı olduğu için zaten sıkmıyor insanı. Ancak sonunun bu denli bitmesi tercihim değildi ama bunun dışında kusursuz diyebilirim, herkese tavsiye ederim.
Tam da Keşke Senden Nefret Edebilseydim diye düşünürken hayatıma girmiş kitaptır. Bir kişiye duyulabilecek tüm duyguları nefretin kinin sevgiye dönüşmesini anlatır. Konusu biraz ilginç kaçsa da severek okunabilecek bir kitaptır.
Kitaba ilk başladığınızda olayın içine de hemencik girmiş oluyorsunuz.İlk andan itibaren Gemma ve Gemma'nın düşünceleriyle tanışıyorsunuz.Daha sonra ise Ty ile.Aslında Gemma'yı bizden bile önce fark eden ve onun kişiliğini okuyan Ty ile.Sonra çöl ile.
Kitabı okurken çöle gitmiş kadar oldum.O toprakları, bitkileri, hayvanları, yapıları anlamış oldum.Her ne kadar bu kadar çok betimleme beni bir yerde yorsa da hemen alışmam ve yazarın anlatmaya çalıştığı o manzarayı kendi zihnime yerleştirmem bana çok büyük bir zevk verdi.
Bu yüzden okurken empati yapabilme ve hayal kurma yeteneğimin geliştiğini düşünüyorum :D Çünkü kitabı okurken hem Gemma hem de Ty yönünden bakmak zorunda kalıyorsunuz.Hatta Ty'a Gemma'yı kaçırdığı için o kadar sinirlenemediğiniz sahneler bile olabilir...
Kitaba ilk başladığımda heyecanlıydım.Bir öneri üzerine başlamıştım ve çok merak ediyordum.Beklentimi karşıladı ve bu kurguyu okuduğum için de memnunum. :)
Anlatım mektup şeklinde olunca teredütte kaldım ama neden mektup halinde yazıldığını kitabın sonunda daha iyi anlıyorsunuz. Genel anlamda beğendim. Karakterlerin kesinlikle psikolojik bir rahatsızlıklarının olduğuna kitabın başında emindim ama ilerledikçe daha da bir emin oldum. Başlarda durağan gitmesiyle sıkılsam da olayların gelişmesiyle hızlı bir tempoyla okuttu.
Galler'de, İngiltere'de doğdum, ancak Melbourne, Avustralya'daki okul ve üniversiteye gittim. Bath Spa Üniversitesi'ndeki Yaratıcı Yazarlık alanında yüksek lisans çalışması yapmak ve aynı üniversitede Yaratıcı Yazarlık alanında doktora yapmak için İngiltere'ye geri döndüm. Başlangıçta yalnızca soğuk olduğu için bir yıl kalacağım dememe rağmen hala İngiltere'de yaşıyorum! Bath Spa Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisiyim.