Sanırım şu aralar tam da olmak istediğim yer Huzur kasabası. 185 kişinin yaşadığı, hiçbir kötü olayın olmadığı, gazetelerinin bile kötü haber basamadığı, hayallerin şehri belki de bu kasaba. Hatta çocukların bile ‘cinayet’ kelimesinin anlamını bilmediği, internet ve TVde bile kötü bir haberi bulamadıkları bir yer.. Peki bu kadar huzur fazla değil mi? Herşey bu kadar toz pembe olabilir mi? Babası; belediye başkanı ve aynı zamanda müdür olan Eli ve bazı arkadaşları, işte bir gün bu soruyu kendilerine sorarlar. Aslında herşey biraz da arkadaşları kasaba dışına gönderilirken, kasabanın dışına hiç çıkmadıklarını farkettiklerinde, çıkmaya kalkınca da hasta olduklarında ortaya çıkar. Kasabanın hepsinin çalıştığı plastik fabrikasına olan merakları ile kafaları iyice karışır. Peki kasabanın dışında nasıl bir dünya vardır? Ya da bu fabrika sadece bir fabrika mıdır? (Sanırım fazla huzur pek iyi değil)
•Yazar @gordonkorman ın daha önce de, @bilgiyayinevi_cocuk_kitaplari ndan çıkan iki kitabını çok severek okumuştum. O yüzden de bu kitabını da gülerek, eğlenerek okumayı umarak başlamıştım. Fakat bu kitabı, tamamen diğer kitaplarından farklı bir kurguyla yazılmış olmasına rağmen, en az onlar kadar şahaneydi. ‘Mor Yamyamlar’ (polisler) gibi, hafif bir gülümsemeyle okusak da bu kitabında daha çok hüzün barındıran bir hikaye vardı. Yazarın kalemini, anlatım tarzını zaten severek okuyorum. Bu kitabında merak unsuru son sayfaya kadar sürüyor, hatta ikinci kitap için de belirsizliklerle bitirilmiş. O yüzden de, ikinci kitabını da sabırsızlıkla okumayı bekliyorum. Yine harika bir çocuk kitabıydı ve ben @bilgiyayinevi çocuk kitaplarını okumayı çok seviyorum. Kesinlikle büyük küçük herkesin okuması gereken bir kitap. Tebessümle karışık hüzünlendiren, bir o kadar da durup düşünmenizi