Tarih 28/29 Ocak 1921,gece yarısıydı.
TKP heyetinde bulunan Türk komünistleri alçakça katledilmiş,cesetleri Karadeniz'e atılmıştı.
Böylelikle Milli Mücadele'ye katılmak için ülkelerine dönen bir avuç yurtsever,hain bir komploya kurban gitmişti.
Karabekir'in yaptığı plan doğrultusunda Mustafa Suphi'ler gittikleri her yerde halkın büyük tepkisine maruz bırakılacaklar ve bu tepkinin yarattığı moral bozukluğu ve korku da onların ülke içinde faaliyet göstermelerinin mümkün olmadığını düşündürecek ve ülkeyi hemen terketmelerini sağlayacaktı.Bu ortamdan faydalanmak isteyen İttihatçılar içinse uygun bir ortam oluşmaktaydı.
Enver için Mustafa Suphi,kendisine Türkiye'deki iktidar günlerinden beridir muhalefet eden ve Rusya'da da tüm planlarını bozan bir rakipti.Stalin içinse Mustafa Suphi,pantürkist bir Türk milliyetçisinden başka bir şey değildi.
Bizler,dünya çapındaki devrimin merkezi olan bugünkü Rusya'da çalışan komünistler,elimizde Marks'ın kitabı olduğu halde,din,millet,ırk ve renk ayrımı yapmaksızın,herhangi memleketin olursa olsun,mazlum insanlarını emelleriyle en uzak ufuklara doğru atılmaktan,en karanlık zulm deryaları içinde çırpınan,ezilen milletlere el uzatmaktan çekinmiyoruz.
Türk Milli Mücadelesi'nin,özellikle Çanakkale Savaşı ile başlayan başarısı,Rusya'da sosyalist devrimin başarıya ulaşmasının da yolunu açmıştır.Çanakkele'yi aşamayan emperyalist ülke donanmaları Rusya'daki iç savaştan Bolşeviklerin galip ayrılmasına yol açan sürece müdahele edememişlerdi.
Suphi ayrıca,Osmanlı'nın savaşlardan çıktığı ve nüfusun iyice azaldığı bu dönemde Türk nüfusunun çoğalmasının hayatiyetine dikkat çekiyor ve feminist fikirlere de karşı çıkıyordu:
''...Esasen akıl dışı olan feminizmin kadınlar kadar çocukların durumunu ihlal edeceği açıktır.Karıştırıcı,ayrıştırıcı fikirler kocalara karşı bir nevi baskı hissi vererek kadınlarda çocuk korkusu uyandırır ve bu hal üremeye engel olur...''