Kitabı okumaya başlamadan evvel Maradona için "hayranlık duyulacak bir futbolcu ama insani tarafı zayıf" diye düşünüyordum. Kitabı bitirdikten sonra da aynı görüşleri taşıyorum. Hakikaten doğuştan gelen bir futbol kabiliyeti var ama futbol dışı hayatında sorunlu bir adam.. Nitekim Burns de bir peri masalı uydurmak yerine realist bir anlatım yapıyor.
Biz onu endüstriyel futbolun karşısında saf ve abidevi bir futbolcu olacak hayal etmiştik ama bu çok mutena eserden de anlaşılıyor ki, para için her şeyi yapabilecek kadar popüler bir adam. Ayrıca başta ailesi olmak üzere yakın çevresinin kendisini sürekli hata yapmaya zorladığı da bir gerçek. Ayrıca Diego'nun kibri, inadı ve cehaleti de bu hatalara çanak tutmuştur. Kolundaki Che dövmesi bazılarımız için çok manidar olabilir ama Maradona 1978'deki cuntayla da paslaşabilen bir devir adamı. Bazen bir Arjantin milliyetçisi, bazen bir sosyalist, bazense kapitalizmin simgesi!
Neticede o futbol aleminin en büyük yıldızlarından (belki de en büyüğü) ama yalnızca yeşil sahalarda kayda değer. Hele o kitabın kapak resmi -ki üst kısımda da var hani, altı Belçikalıya bir Maradona! Gerçekten de tam bir sanat eseri!
****
Kitabı çok uzun yıllar önce okumuştum ve üstteki satırları yazmışım. Ancak bugün çok duygusal bir günüm. Çünkü, dün Maradona öldü!
Aslında Maradona ile birlikte ölen benim çocukluğum oldu. Sadece benim değil, 1970-80 yılları arasında doğan her futbolsever için, dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun, Maradona bambaşka bir isimdi. Bugün Arjantin'de ve Napoli'de, sanki her evde bir cenaze varmış gibi hissediyor insanlar. Ama sadece orada değil, işte Türkiye'de de, benim gibi o kadar çok insan var ki!
Doğrusu Diego'nun ölümünün beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiştim. Dün geceden beri eski maçlarını