Tasavvuf Risalesi Resail-i Ahmediyye

7,5/10  (2 Oy) · 
7 okunma  · 
4 beğeni  · 
214 gösterim
Son ve ekmel din olan ve onbeş asırdan beri temel kaynakları Allah-u Tealâ'nın izniyle muhafaza edilerek bize kadar ulaşmış bulunan İslam Dini, kıyamete kadar insanları nura, hidayete ve kurtuluşa çağırmaya devam edecektir.
İnsanlar için dünya ve ahiret saadetinin kaynağı ve garantisi olan bu dinden, herkes, ona layık olduğu miktarda, samimiyeti ve gayreti ölçüsünde nasibdar olur.

Bu dünyada hedefini şaşırmadan, istikametini bozmadan yürümeyi başarabilenler için İslam Dini, hem bu dünyada, hem de âhirette saadet, selamet ve esenlik demektir.
İnsanların bu dünyadaki varoluş sebebi, Yüce Yaratan'a kulluk etmektir. Nitekim, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de,

"Ben, cinleri ve insanları ancak (bana) kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi:56)
buyurulmaktadır. Demek ki, insanların temel maksadı, Yüce Yaratıcı'ya kulluk vazifesini hakkıyla yerine getirmektir.
Bunun için Cenab-ı Hak (Celle Celâlühü), biz kullarına olan merhametinin bir tecellisi olarak, tarih boyunca, insanları uyarıcı peygamberler ve hidayet kaynağı kitaplar göndermiştir.
Peygamberlerin ve kitapların gönderiliş maksadı da insanlara, unuttukları kulluk vazifesini hatırlatmak ve bu vazifenin nasıl ifa edileceğini bildirmektir.
İşte peygamberler silsilesinin son ve altın halkası olan Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz, bu kutlu elçiler kervanının sonuncusudur. O'nunla beraber peygamberlik dönemi de kapanmıştır, ilahî kitaplar dönemi de.