Macon’ın çatalı tabağıma doğru gelip siyah trüflü arancinime saplanırken söylediği tarihlerden birini yazıyordum.
-“Hey. Git kendine bir tane al.”
-“Ama tadı o kadar iyi ki.”
-“O zaman sipariş etseydin. Bir çatal daha alırsan elini ısırırım.
“Bir keresinde annem, eğer söyleyecek gerçekten önemli bir şeyin varsa bunu mektup olarak yazmamız gerektiğini söylemişti. E-posta ya da mesaj olarak değil. Kalem, kağıt kullanacaktın. Kişinin el yazısı, kağıt boyunca kalemini daha sert bastırdığı yerler, mürekkebin bıraktığı lekeler ve hatalar kişinin ruhunu gösterir. Düşüncelerini mektuba aktarırsan, onu alan kişi buna sonsuza dek sahip olur. Sadece bir anı olmanın dışında, bir hatırlatmaya ihtiyaç duyduklarında çıkarıp dokunabilecekleri bir şeye.