Tefsir-i Kebir Te'vilat ((2 Cilt))

·
Okunma
·
Beğeni
·
56
Gösterim
Adı:
Tefsir-i Kebir Te'vilat
Alt başlık:
(2 Cilt)
Baskı tarihi:
Aralık 2007
Sayfa sayısı:
1513
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758833382
Çeviri:
Vahdettin İnce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitsan Yayınevi
"Allah'a ve Resulüne, Resulünün getirdiklerine, mücmel ve mufassal olarak, bize ulaşsın, ulaşmasın kesin bir şekilde iman ettik. Bu akideyi taklidi olarak anne ve babamdan aldım. Caizlik, helallik ve vaciplik ile ilgili olarak akli düşüncenin hükmü nedir, bilemezdim o zamanlar. Ben, buna dair imanıma dayalı olarak amel ettim. Ta ki nereden ve neden iman ettiğimi bilinceye kadar. Allah gözlerimi, basiretimi ve hayalimi açtı. Bu yüzden mesele benim için doğrudan müşahede düzeyine ulaştı. Taklide dayalı olarak tahayyül edilen ve vehmedilen hüküm de mevcuttu. Derken tabî olduğumun, yani Hz. Muhammed'in (s.a.v) değerini bildim. Bütün Nebileri müşahede ettim. İcmali olarak iman ettiklerimin tümüne muttali oldum. Nitekim görüp bizzat müşahede etmemden elde ettiğim ilim önceki imanımla çatışmadı. Bu yüzden ne söylüyor ve ne yapıyorsam Nebînin (s.a.v) sözüne dayanarak söylüyorum, yapıyorum, kendi ilmime, bizzat gözlemime ve müşahedeme dayanarak değil. İman ile gözlem arasında bir denge kurdum. İşte tabi olma bağlamında çok değerli bir tutumdur bu."
- "Yüce Allah, varlık âleminde yazılı olan her şeyi kalplere ilham yoluyla yazdırır. Çünkü âlem, yazılmış ilahi bir kitaptır."
- Allah'a yemin ederim ki, burada içime atılan ilahi imla, rabbani ilka veya ruhani üfleme olmayan tek bir harf dahi yazmış değilim. İş tamamen bundan ibarettir. Bununla beraber biz, şeriat koyan Resuller olmadığımız gibi teklif getiren Nebîler de değiliz.
MUHYİDDİN İBN ARABİ
Bu kitaba ne yazılır bilemedim, tam bir tasavvufi tefsir desek o bile az gelir, daha ileri bir seviye tefsirdir,
Şeyhü-l Ekberin düşünce sistemine ve jargonuna aşina değilseniz hemen okumayın derim. Herhalde en sona bırakılacak eseri diyebiliriz.
19- İnsanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden bir söz (ezelî bir takdir) geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilirdi (Derhal azap iner ve işleri bitirilirdi).
20- Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilse ya! diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah'ındır. Bekleyin bakalım ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
“İnsanlar sadece bir tek ümmetti…” Allah’ın insanların yaratılışlarına esas kıldığı fıtrata, yaratılış yasasına bağlı bir tek topluluktu. Yüzleri vahdete dönüktü. Varoluştan kaynaklanan hidayet nuruyla aydınlanıyorlardı. Derken, ayrılığa düştüler. Bu, yaratılışın gereği, mizaçların, hevaların, arzuların, geleneklerin, karışımların farklılığının doğal bir sonucuydu. “Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı…” Yani ezelde ecellerin/yaşama sürelerinin, rızıkların tayini, mutlu ve bedbaht her bir kimsenin kendisi için takdir edilen hayatı yaşaması hükme bağlanmış olmasaydı “ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilirdi.” En kısa sürede bu hüküm verilirdi, mutlu olan kişi bedbaht olandan, Hak din ve millet, batıl din ve milletlerden ayrılırdı. Fakat, İlahi hikmet her birinin yöneldiği hedefe, yapıp ettikleriyle varmasını, nefsinde gizli olan karakterini açığa vurmasını gerektirmiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tefsir-i Kebir Te'vilat
Alt başlık:
(2 Cilt)
Baskı tarihi:
Aralık 2007
Sayfa sayısı:
1513
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758833382
Çeviri:
Vahdettin İnce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitsan Yayınevi
"Allah'a ve Resulüne, Resulünün getirdiklerine, mücmel ve mufassal olarak, bize ulaşsın, ulaşmasın kesin bir şekilde iman ettik. Bu akideyi taklidi olarak anne ve babamdan aldım. Caizlik, helallik ve vaciplik ile ilgili olarak akli düşüncenin hükmü nedir, bilemezdim o zamanlar. Ben, buna dair imanıma dayalı olarak amel ettim. Ta ki nereden ve neden iman ettiğimi bilinceye kadar. Allah gözlerimi, basiretimi ve hayalimi açtı. Bu yüzden mesele benim için doğrudan müşahede düzeyine ulaştı. Taklide dayalı olarak tahayyül edilen ve vehmedilen hüküm de mevcuttu. Derken tabî olduğumun, yani Hz. Muhammed'in (s.a.v) değerini bildim. Bütün Nebileri müşahede ettim. İcmali olarak iman ettiklerimin tümüne muttali oldum. Nitekim görüp bizzat müşahede etmemden elde ettiğim ilim önceki imanımla çatışmadı. Bu yüzden ne söylüyor ve ne yapıyorsam Nebînin (s.a.v) sözüne dayanarak söylüyorum, yapıyorum, kendi ilmime, bizzat gözlemime ve müşahedeme dayanarak değil. İman ile gözlem arasında bir denge kurdum. İşte tabi olma bağlamında çok değerli bir tutumdur bu."
- "Yüce Allah, varlık âleminde yazılı olan her şeyi kalplere ilham yoluyla yazdırır. Çünkü âlem, yazılmış ilahi bir kitaptır."
- Allah'a yemin ederim ki, burada içime atılan ilahi imla, rabbani ilka veya ruhani üfleme olmayan tek bir harf dahi yazmış değilim. İş tamamen bundan ibarettir. Bununla beraber biz, şeriat koyan Resuller olmadığımız gibi teklif getiren Nebîler de değiliz.
MUHYİDDİN İBN ARABİ

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • ilanihaye
  • laz cuk
  • İbrahim Demiroz
  • Ahmet Gökdağ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0