İran da geçen sıkkı yönetim altında geçen bir aşk hikayesi.
Her insan aşık olur her insan sevebilir ama hayatı tek bir hayatınızı bir insan uğruna harcamak gerekir mi. Bir insan çok sevip hayatını darmadağın etikten sonra onu hayatınıza kabul etmek bence biraz güç ister. Hastanelerde süründürmesine sizi akıl hastanesine kadar götürmesine eğitim hayatınızı riske atmasına aileniz, arkadaşlarınız arasını bozmasına kadar sizi yıpratması kadar acı verecek kadar aşık olduğunuz biri bunları size yaptığınızı düşünün. Onu affeder misiniz.?
Kitapta yazıldığı gibi ;ama zaten aşk onulmaz bir hastalıktır. İlacı olmayan bir şeye çözüm olmayan bir şeye baş kaldırmak insan öyle bir dönüştürür ki tanınmaz hale gelir insanlar böyledir işte sizi yıpratır yıpratır tanınmayacak hale getirir sonra çok değiştin derler.
Böyle aşklar var oldukça aşka olan inancımız devam eder. Ama sizi yıpratmadan sizi sizden almadan.
İran'ın başkenti Tahran'da, on yedi yaşındaki Paşa 1973 yazını en iyi arkadaşı Ahmed'le birlikte evinin damında geçirir. Gelecekleri üzerinde konuşur, hayat hakkında yakıcı sorular sorarlarken, bıçak gibi keskin sırlarla ve kabullenilmesi zor gerçeklerle yüzleşirler.Paşa'yı, İran'ın devrime yaklaşılan döneminde, Şah'ın zalimliğiyle yankılanan sokaklarda, çocukluktan yetişkinliğe geçişin, büyümenin sancıları beklemektedir. Şimdi damlar daha karanlık, ama yıldızlar daha parlaktır.Etkileyici ve duygusal olarak güçlü olan bu romanda, Mahbod Seraji hepimizin ortak paylaştığı insani deneyimleri, yani gülümsemeleri, gözyaşlarını, aşkı, korkuyu ve her şeyden öte umudu zihinlere ustalıkla işlerken, aynı zamanda eski Fars kültürünün içinde ateşlenen güzellik ve zalimliği gözler önüne seriyor.
Yazarın anlatımını eğlenceli buldum. Ahmed ve Paşa'nın dam'da aralarında geçen diyalogları okurken güldürdü. :) Zari ile Paşa'nın hikayesi çok dokunaklıydı. Kitabın sonuna yaklaşınca tahmin yürüttüm ancak yazar büyük bir şok etkisi ile ters köşe etti. Aşk, acı ve umudun İran kültürü ile harmanlandığı, harika bir eser var karşınızda. Bu kitabı okuyun arkadaşlar. Israr ediyorum mutlaka okuyun! Okutun! Sevdiklerinize hediye edin :) Ben ablamın tavsiyedi ve ısrarı üzerine okudum ve iyi ki okumuşum.
Keyifli okumalar, kitapla kalın :)
Tahran'nın Damları ,Kısaca :akıcı,sıcacık,biraz dramatik,İran'kültüründen bize biraz bilgiler sunan ,samimi ve masum bir aşk romanı .Hemen bitirilebilecek bir çerezlik kitap .Paşa'nın aşkına ve Ahmet'in karın ağrıtan esprilerine hazır olun .Puanımın düşük olmasının nedeni de basit bir konusu var.
"İnsanlar hükümetlerden korkmamalı, hükümetler insanlardan korkmalı. "'V For Vendetta'
Diktatörlüğün hakim olduğu bir devlet 'İran'..
Ve dış güçler tarafından yönetilen bu rejim de sizi isyana teşvik eden kitaplar yasaklanacak.Tabii ki bunlara boyun eğmeyen gizliden okuyanlar ve rejimi indirmek için kıytıdan çalışan,okuyan,düşünen insanlar olacak.Bu otoritenin köpeği olmuş insanlar, tasmalarını biraz salmaları için her istedikelrini yapıp makam-mevki sahibi olacaklar.Dört ayaklı değil(koyun); iki ayaklı olmaya çalışın.Bu Diktatörlüğe karşı gelenler ibreti alem olsun diye dövülüp,soğuk zindanlarda sorgulanıp; ölüme mahkum ediliyorlar.Aileleri susturuluyor adını ağzına alamıyorlar.Bunun sonucu aynı sonla bitebilir,rejim tarafından öldürülebilirler.İnsanların özgürlüğünü alabilirler ama duyguları asla; mesela bir sevgiyi,bir umudu,bir dostu asla ellerinden alamzlar.
Din baskısını hakim sürdüğü ve dinle pek ilgisi olamayan bu şehirde, onları ayakta tutan aşkları ve dostluklarıdır.Gece damda kurdukları hayalleri; umutları olmuş vaziyettedir.
Bu zeki kahramanlar, aşklarına kavuşmak için meşakatli yolları aşmak zorundadırlar.Fedakarlık yapacakları bu sevgiye vakıf olduklarını göstereceklrdir.Tek dayanakları birbirleri olan bu insanlar, olan onca kötülüğe dayanabildikleri kadar dayanmaya çalışacaklar.
"Bir deliden öğüt alıyorsak bu nasıl dünyadır."Sözü aklıma geldi Andrey Tarkovskiden...
Kahraman,bir deliden öğüt alacak ve bunu hikayenin sonlarına doğru aldığı öğütü anlayacak sevdiğini tanıyamamanın burukluğunu tadacak.
biraz baskı,;çokça dostluk ve aşk görmek isteyenlere Tahranın damlarını öneriyorum.
Peki siz bu kadar acıya rağmen aşkınızın peşinden gidebilir, bu kadar acıya katlanabilir miydiniz ? görmek için okumak gerekir...
1970' li yıllarda İran' ın diktatör yönetimi ve baski ve yildirmalarla yaşanmaya çalışılan hayatlar. Dönemin İran yönetimi, zulme sessiz kalmak istemeyen Doktor ve arkadaşlarının sürükleyici öyküsünün arasına harmanlanmış güzel bir aşk hikayesi. Benim için bitmesini istemedigim kitaplardan biriydi. Keyifli okumalar dilerim...
Eskiden medeniyetin beşiği olan İran'da Şah'a ve sisteme karşı yapılan ayaklanmadan o zamanki gizli,saf aşklara kadar birçok konuya değinen akıcı ve sürükleyici bir roman...
Tahran'ın Damları kitabına bir inceleme yazmaya gelecek olursam, bu kitabı okumak; İran’a olan zaafımı kamçılamaktan başka bir şeye yaradı mı elbette yaradı… hürriyete ve aşka aşık biri olarak her satırında yüreğim derinden burkuldu … hayatında bir kez olsun “kırmızı gül” sahibi olmamış insanlar okumamalı .. ama ben okudum…
Her türlü baskının sürdüğü bir toplumda büyümenin sancısını,inanç, rejim, aile, dostluk, aşk ve ihaneti aynı anda hissettiren bir kitaptı benim için. Aradığım her duyguyu içinde buldum. Bir ara Ahmet’in ihanetini okuyacağım diye çok korktum ama olaylar düşündüğüm gibi ilerlemedi. Yazar ipuçlarını oldukça anlaşılır bırakmış aslında dönüp bakınca her şey göz önündeydi. Final kısmı içime tam sinmedi. Hikâyeyle biraz daha vakit geçirmek isterdim, sanki 100 sayfa daha olsa keyifle okurdum. Genel olarak gerçekten çok iyi bir okuma deneyimiydi.
Keyifli okumalar!
İran.Ne büyük yerleşik kültür Pers-Pert-Sasani-Safevi ve İran. Bu coğrafya inancı, Kültürü, sanatı bir başka yaşar. Hep en derinden, en içten.
En iyi minyatür bu bölgeden çıkmadır.Rubailer, Nefesler....Daha neler neler. Tahran'ın Damları İran'ı anlamak için müthiş bir eser... İran'da aşklar, komşuluklar damdan dama olur.
Bu romanı bir nefeste bitireceksiniz.Okuduğunuzda gözünüzde gönlünüzde farklı bir İran olacak.Tam bir Sosyo-kültürel analiz romanı olmuş.Keyifli okumalar.
5/5
Şuana kadar okumuş olduğum en harika kitaplar arasında yerini aldı Tahran’ın Damları. Kitap hakkında uzun uzun konuşmak istiyorum, nasıl ve ne kadar anlatsam inanın az kalır!
Genel olarak konusuna değinecek olursam, İran Devrimi arifesinde Tahran'da orta sınıf bir ailenin çocuğu olan Paşa ile komşuları Zari’nin aşkını konu alırken, bir yandan da arka plandaki siyasal ve toplumsal sorunları tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.. Kitapta ki karakterlerin bir diğeri ise Ahmet. Ahmet karakterini çok çok çok sevdim, bazı sayfalarda gözlerim doluyor ve ağlamaya başlıyorum, bir espri yapıyor ve ben yaşlı gözlerle gülmeye başlıyorum. (İş çıkışı serviste okurken Ahmet’in yaptığı esprilere kahkaha atmamak için kendimi zorluyordum resmen)
Paşa yakın arkadaşı Ahmet ile her gece damda yıldızları seyrederken, bir yandan da tüm sırlarını paylaşıyorlar. 1973 yılının yazında birlikte geçirilen güzel anlar Zari'yle Paşa'nın arkadaşlıklarını daha derine götürüyor ve aralarında duygusal bir bağ oluşmasına neden oluyor. Fakat, bir gece Paşa'nın bir anlık dikkatsizliği sonucu, geçirilen eğlenceli günlerin çok sürmeden yerini hüzün ve acılara bırakmasına neden oluyor ve artık hiçbir şey yazın güzel günlerini geriye getiremiyor.. Kitabın dili oldukça akıcı, anlatım çok sade ve okunması çok rahat bir kitap. Genel olarak yazarın anlatımını kuvvetli ve çoğunlukla da eğlenceli buldum (özellikle Ahmet karakterini) Zari ile Paşanın hikayesi çok dokunaklıydı, gözlerim dolu dolu okudum. Kitabın sonuna yaklaşınca tahmin yürüttüm ancak yazar bende büyük bir şok etkisi yarattı ve ters köşe oldum!
Birde şu konuya değinmek istiyorum, kitabın kapağındaki gül detayını çok sevdim, çok anlamlı olmuş. Burada ne demek istediğimi kitabı okuduğunuz zaman daha iyi anlayacaksınızdır..
Aşk, acı ve umudun İran