Hakkında ne bir inceleme ne bir alıntı olan, az okunan ve benim yine çok keyif alarak okuduğum bir Roni Margulies kitabı daha… Kitap, 1985-2010 arası şiirlerinden oluşuyor.
Şiiri, şiirleri yazışını, hayatından aktarışını önsözde öyle güzel açıklamış ki sözü ona bırakıyorum:
Gerçek edebiyat ayakkabının vurduğu yeri anlatır. Ayakkabıyı anlatır, ayağı anlatır, niye vurduğunu anlamaya çalışır, yarayı anlatır, vurulan ayağın ve o ayağın sahibinin neler hissettiğini, neler yaptığını ve neler yapmak istediğini anlatır.
En kötüsü, en çekilmez ölçüde kötü olanı, kötü olduğu en kolay anlaşılanı, ayakkabı vurmazken vuruyormuş gibi yazılan “edebiyat” ürünüdür. Ezbere yazılan, “Şu çok önemli, şunu yazmalıyım” diye düşünülerek yazılandır; sahici olmayandır.
“Şu çok önemli” diye düşünülen şey gerçekten de çok önemli olabilir, gerçekte hiç önemli olmayabilir, ama mesele yazan kişinin hayatında önemli olup olmadığıdır. Yazarın o şeyi kemiklerinde, midesinde, her hücresinde hissedip hissetmediğidir.
Yazdığım her şiiri bu anlayışın hükümlerine göre yargılarım. Suçlu bulunanlar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılır, ne ben bir daha görürüm onları, ne de siz görebilirsiniz.
Sevdiğim iki şiiri yazıp sonlandırıyorum:
YAPRAK
Üç gündür okuduğu romanın
son sayfasını özellikle yavaş okudu,
gülümseyerek bitirdi. Yerinden kalktı,
kitabı özenle raftaki yerine koydu.
Oturdu, ağır ağır bir sigara yaktı
- çoktandır azaltmaya çalışıyordu-
içkisinden bir yudum aldı, gerindi,
esnedi, adamakıllı yorgundu.
Okuduğu romanı düşündü biraz.
Yeni biten on yılı gözden geçirdi,
doksanlı yıllarda neler yapabileceğini,