Adı:
Teneke Adam
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
184
Format:
Ciltli
ISBN:
9786257973090
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tin Man
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Neredeyse bir aşk hikâyesiydi ama hiçbir şey göründüğü kadar basit değildi

Aslında her şey, erkeklerin de zarif ve nazik olabileceklerine inanan bir kadının, hayatında ilk kez kendisi için bir şey yapıp Van Gogh’un Ayçiçekleri tablosunu duvara asmasıyla başlamıştı.

Ellis ve Michael ise tanıştıklarında henüz on iki yaşında ve kendi küçük dünyalarında yapayalnızlardı. Ayrılmaz hâle gelen ikili, Oxford’un caddelerinde bisiklet sürmüş, şiirin büyülü dünyasını keşfetmiş ve şiddet dolu dünyaya birlikte karşı koymuşlardı.

Fakat bir gün hayatlarına Annie girdi ve bu hiçbir şeyi değiştirmedi.

Oysa her şey çoktan değişmişti.

• Bustle’a göre 2018 yılının En İyi Kurgu Kitaplarından Biri
• Costa Kitap Ödülleri En İyi Roman adayı

“Aynı anda hem kalbinizi kıracak hem de içinizi ısıtacak bir hikâye.” -

Matt Haig

“Sarah Winman küçük bir mucizeye imza atmış.”

- New York Times

“Sizi kendi gerçekliğinizden çekip alacak ve bambaşka birinin yolculuğuna ortak edecek.”

- PopSugar

“Sevgi, kayıp ve kırılganlık üzerine yıllardır okuduğum en iyi roman.”

- A Cup of Jo

“Kalbinizi paramparça edecek bir aşk hikâyesi.”

- HelloGiggles

“Winman bizi üç kişilik ve duygusal olarak çok yoğun bir yolculuğa çıkarıyor”

- Bookpage

“Aşk ve dostluk üzerine, yürek burkan bir roman.”

- Publishers Weekly, starred review

“Güçlü karakterler, incelikle düşünülmüş bir kurgu ve yoğun bir atmosfer.”

- Booklist

“Romanın her cümlesi bir fırça darbesi kadar hassas ve birleştiklerinde hayat dolu, duygusal ve büyüleyici bir tablo oluşturuyorlar.”

- Steven Rowley
184 syf.
Şimdiye kadar okuduğum kitaplardan tarz ve anlatım olarak biraz farklı bir kitap olduğunu söyleyerek incelemeye baslamak istiyorum.

Kitap ilk defa kendisi için bir şey yapıp Van Gogh 'un tablosunu duvara asan bir kadının hikayesi ile başlıyor. Sonrasında oğlu Ellis, onun 12 yaşında tanıştığı ve hayatında cok onemli bir yer tutan Michael ve Annie isimli kahramanların hayatlarında devam ediyor.

Ellis ve Micheal e ait bölümler sayesinde ikisini rahat bir şekilde tanıyoruz ancak keske Annie'ye ait bir bölüm de olsaydı diye düşündüm okurken. Ayrıca sevgili yazarımız konuşma cümleleri başına herhangi bir tırnak işareti vs koymadığı için ilk baslarda biraz kulağını çınlattım.

Kitap konusu bakımından biraz farklı demistim. İki erkek çocuğun birbirlerine duyduğu sevginin aska dönüşmesi ve bu aşkın imkansızlığının taraflardan birinin anlaması, onun başka bir kadına aşık olması sonrasinda da birbirlerinden kopuşları anlatılıyor diyebilirim kısaca.

Farklı bir tarzdı. Kitabın dizaynı, kapağı, tasarımı cok başarılı. Tavsiye eder miyim, şüpheli.
184 syf.
·5 günde·5/10 puan
Öncelikle kitap benim için ne çok harika, ne de çok kötüydü. Sadece büyük bir beklentiyle başladığım için beni çok da fazla tatmin etmedi. Size de okuyacaksanız beklentisiz başlamanızı tavsiye ederim.
Bir kere kitabın kalın kapaklı olması, kapak tasarımının güzelliği, arka kapak yazısı o kadar güzel ki insan beklentiye girmeden duramıyor. Bu detaylara bayıldığımı söylemek istiyorum.
Ön kapakta "Aynı anda hem kalbinizi kıracak hem de içinizi ısıtacak bir hikâye" övgüsü var. Evet, kitabın gerçekten de sizi hem çok duygulandıracak, hem üzülmenizi sağlayacak sağlam bir hikâyesi var ama karakterler o kadar yabancı ki bu hikâye bir noktada kocaman soru işaretleriyle kalıyor.

Kitaba başladığımda Ellis'in annesinden bahsedilen bölüm beni çok heyecanlandırmıştı. Sonrasında Ellis'in anlattığı bölümlere geçtiğimizde ben biraz koptum, hâlâ merakla okumaya devam ediyordum ama bu biraz şey gibiydi; tanımadığım insanların masasında dedikodu dinliyormuşum gibi. Sonuçta bu da merak uyandırıcı bir şey, ama benimsemek için benim tanıdığım insanların hikâyelerini dinlemem gerekir. Kitap bu yönden bence eksikti. Dora'yı daha fazla tanımak isterdim, Annie'yi.. Ellis'ten sonra Michael'ın ağzından okuduğumuz kısımlar bana biraz ilaç gibi geldi. O duygu yoğunluğunu biraz daha hissedip, olayın içine girebildim ama ben kat kat daha fazla duygulanmak isterdim bu kitapta. Çünkü bu hikâye o potansiyele sahipti.
Uzun lafın kısası, sevdiğim ama duygu yönüyle eksik bulduğum bir kitap oldu Teneke Adam.
184 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Merhaba sevgili kitap dostlarım️ Bugün sizlere @yabanciyayinlari nın son kitaplarından birinden, Teneke Adam’dan bahsetmek istiyorum. Duygusallığın durağan bir anlatımla verildiği ama içinizi de ısıtan sıcacık bir kitap. Konusundan bahsedeyim size biraz: Aslında her şey, erkeklerin de zarif ve nazik olabileceklerine inanan bir kadının, hayatında ilk kez kendisi için bir şey yapıp Van Gogh’un Ayçiçekleri tablosunu duvara asmasıyla başlamıştı. Ellis ve Michael ise tanıştıklarında henüz on iki yaşında ve kendi küçük dünyalarında yapayalnızlardı. Ayrılmaz hâle gelen ikili, Oxford’un caddelerinde bisiklet sürmüş, şiirin büyülü dünyasını keşfetmiş ve şiddet dolu dünyaya birlikte karşı koymuşlardı. Fakat bir gün hayatlarına Annie girdi ve bu hiçbir şeyi değiştirmedi. Oysa her şey çoktan değişmişti. Sonuçlarını ise kimse tahmin edemeyecekti.
Böyle sizi yormayacak, içinde bol aksiyonun olmadığı, böyle sıcacık bir battaniye altında bir kahve eşliğinde okunacak bir kitap. Bu tarz okumak isteyenlere tavsiyemdir. Mutlu akşamlar
.
184 syf.
·6 günde·6/10 puan
Yoruma geçmeden önce kitabı sadece iki gündür okuyorum, üstteki sayıya aldırmayın :)
Ben bu kitaba bayılacağıma emindim ama kocaman bir hayal kırıklığı oldu benim için :/ Kapakta hem kalbimi kıracağı hem içimi ısıtacağı yazıyordu ama ne kalbim kırıldı ne de içim ısındı. Sadece iki yerde üzüldüm onlardan da birazdan bahsedeceğim, okumaya devam!
Hayal kırıklığı yaşamamın en büyük sebebi tatlı bir hikâye okuyacağımı düşünmemdi. Sanırım daha önce hiç bu kadar yanılmamıştım. Kitaba kocaman bir karamsarlık hakimdi bence. Geçmiş dışındaki bütün anları beni boğdu ve sıktı.
Karakterlerine de pek bağlanamadım. Annie'yi fazla tanıyamadığımızı düşünüyorum. Tamam, az çok bir düşüncemiz oldu ama dediğim gibi az çok. Ellis desen neredeyse bütün olaylar onun üzerine kurulu ama yok gibi bir şey. Ellis her sayfada geçiyordu ama onun hakkında da çok bir şey öğrendiğimi düşünmüyorum. Michael başlarda favori karakterimdi ve onun bölümüne geldiğimde çok üzüleceğimi düşünüyordum ki yalnızca iki yerde üzüldüm. O iki yerde ağlayabilirdim çünkü tam beni yıkacak olaylar vardı ama yazarın anlatımından mı oldu bilmiyorum, birazcık üzüldüm ve diğer sayfaya geçtim.
Bu arada kitap çok durgundu. Heyecanlı bir şeyler arıyorsanız çok yaklaşmamanızı öneririm.
Ben pek etkilenemedim ama merak ediyorsanız bir şans vermelisiniz derim. Belki sizi çok derinden etkiler ve kitaba bayılırsınız :)

Not: Kitabın kapağı çok hoş.
184 syf.
·2 günde·6/10 puan
Kitap ne yalan söyleyeyim; İlknokta sitesinde kargo tamamlasın diye sepete eklediğim bir kitaptı. Arka kapak yazısı bana çok fazla hitap etmemesine rağmen göz gezdirmek istemiştim ve okudukça kendimi kaptırdığımı söylesem yalan olmaz sanırım.
Yazarın akıcı bir üslubu var ve bu da kitaba kendinizi kaptırmanızı daha da kolaylaştırıyor. Başlarda konuya bodozlama dalınca pek bir şey anlamıyorsunuz ama ilerledikçe kurgu sizi sarıp sarmalıyor. Dora Judd karakterine keşke kitapta daha fazla yer verilseydi diye düşünmekten kendimi alamadım ben şahsen; zira en sevdiğim karakter oldu kendisi.
🪔 Kitaptaki Ellis kısımları oldukça güzeldi; kitabın şiirsel yanıyla çok da keyif vermişti. Lakin Michael kısımları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Michael karakterini sevmediğim için değil -evet, sevemedim- tamamen yazarın satır aralarına serpiştirdiği bel altı unsurlar için. Benim için bunlar tabi ki rahatsız edici ögeler değil ama birkaç takipçim (12-13 yaşlarında) hikayede paylaştığımda bana kendileri için uygun olur mu diye sormuşlardı. Hayır olmaz diyebilirim. Pek tabii yazar kurgunun rengi açısından gerekli görmüş olabilir.
Öte yandan sırf bu noktayla değerlendirmek çok yanlış olur. Kitabı okurken hissettiğim hüzün, kitap bittiğindeki hissimin yanında solda sıfır kaldı. Gerçekten zamanın ne kadar hızlı geçtiğini, hayatı dolu dolu yaşamak gerektiğini daha iyi anladım. Tavsiye ederim!
184 syf.
Van Gogh, çok iyi bir ressam olmasıyla birlikte dahilik ile delilik arasında savaş veren biriydi. Nasıl bilirsiniz onu? Karanlık resimleriyle? Ya da belki rengarenk tutkulu manzara resimleriyle mi? En popülerlerinden biriydi ayçiçekleri...
Neden buradan başladın kitabı anlatmaya diye soracak olursan sana derdim ki; işte tam olarak hikayede bu tablonun duvara asılmasıyla başlıyor.

12 yıllık dostlukları boyunca Michael ve Ellis birbirlerine öylesine bağlıydılar ki kendi küçük dünyalarını hiçbir şeyin bozmayacaklarını düşünüyorlardı.
Bu iki çocuğun arasına elbet hiçbir şey girmez diye düşünülsede bu tamamen Annie’nin apansız ortaya çıkmasıyla değişti.

Şiirler, yalnızlıklar, dostluklar, kırıklıklar, hayaller, aşklar ve hayatların bir arada harmanlandığı duygu yüklü bir roman.

Bir tutam sıradışı çünkü anlatım şekli ilk yapraklarda kafanızı allak bullak ediyor. Lakin bir taraf tutmadan önce Michael’ın konuşmasına izin verin. İşte tam o anlar kafanızdaki o küçük soru işaretleri kendiliğinden çözüme ulaşacak.

Neden Van Gogh? Sshh(!) daha fazla büyüsünü bozma ve okumaya koyul okur. Çünkü seni bekleyen samimi bir roman var tam burada.
#tenekeadam #sarahwinman #yabanciyayinlari
184 syf.
·3 günde·Beğendi·4/10 puan
Maratonun 4.kitabı Teneke Adam oldu. Yukarıdaki alıntılar gibi bir sürü harika cümleler yazabilirim aslında kitaptan sizlere. Ama gelin görün ki kitabın ilk yarısı tek kelimeyle beni süründürdü.
Bunun sebebide kurgudan değil yazarın seçtiği anlatım biçiminden kaynaklıydı benim için. Konuşmalarda tırnak işareti olmaması kafamı o kadar yorduki tekrar tekrar okuduğum yerler oldu anlamak için. Gözlerim konuşmalarda o tırnak işaretlerini aradı resmen. Bu sebeple ilk yarı hem anlaşılmaz hemde karışık bir şekilde ilerledi.
İkinci kısım ise nispeten daha iyiydi. Hem asıl okumak istediğim karakteri hemde günlük şeklinde okuduğumuzdan birazda yazarın diline alışınca, bu sebeple daha iyiydi ama hep bir eksiklik hissi vardı.
Konu eksikliği, konuşma eksikliği, duygu eksikliği gibi... Oysa ki kurgu beni çok fazla heyecanlandırmıştı.
Bu bahsettiğim şeyler yok mu? Tabii ki var. Fakat benim için yeterli değildi diyebilirim.
Bu seperlerden dolayı hem kendimi veremedim hemde kitap benim için ortalamanın altında kaldı.
İşim diğer tarafı çok seveni de var. O yüzden bende ortada kaldığım için kendiniz okuyup karar verin diyorum.
184 syf.
·250 günde·7/10 puan
1 yıldan uzun bir süre önce bir hevesle başlamıştım bu kitaba. Değişik yazım stilinden mi? Yoksa karakterlere mi ısınamadım ? Bilemiyorum ama yaklaşık 40 sayfa okuduktan sonra bırakmıştım. Taki bu haftaya kadar. Kitaplığıma boş boş bakarken gözüme ilişti ve ikinci raund için kendime motivasyon verdim. Başta pek ümitli değildim. bıraktığım yerden devam etmeye başlamıştım ve karakterlere dair hiçbir şey hatırlamıyordum. Özellikle bu süreçte sevgilim ve arkadaşlarıma kitabı ne kadar sevmediğime dair çok yakındım. Hatta bu kitapla birlikte bir kitaba daha başladım arada kaynar gider diye. Ki ilk 90 sayfa için bu plan gayet iyi ilerledi. Kitabı hala sevmiyor, dört versem çok mu vermiş olurum diye düşünüyordum. Fakat Bütün fikirlerim Michael bölümünde son buldu. Birden kitabı neredeyse gözlerimden kalp fışkırtarak okumaya başladım. Bir nefeste de kitap bitti ondan sonra zaten. Bu kadar sevmeme rağmen neden puan kırdın diyorsanız. İlk kez yarım bıraktığım kitap olma sebebiyle ve yetersiz bulduğum finali için. (Kitap kapağına aşık olduğumu belirtmesem olmazdı ;))
184 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kısaca şunu söyliyeceğim kapağın ön ve arka kısımlarında yazan yazılar dikkat çekiciydi. "Aynı anda hem kalbinizi kıracak hem de içinizi ısıtacak bir hikaye" öyle bir şey yok. kapak güzeldi ama hiç beğenmedim.
184 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Yoğun ilgi ve yorumlara bakarak aldım resim sanatını cok seven biri olarak iyi ki almışım dedim eşyalar hayatlarımızda bize şahitlik eden sessiz kahramanlardir tablolar önlerinde yaşanılan her olaya tarafsız tanıklık ederler kimilerinin acılarını kimilerinin üzüntülerini paylaşırlar Van Gogh ve ay çiçeği tablosu bakın nelere şahitlik ediyor . İyi okurlar dilerim
184 syf.
·4 günde·6/10 puan
Merhabalar Arkadaşlar
.
Mayıs ayının son kitabının yorumu ile karşınızdayım.
.
Kitap bir kadının hayatında ilk kez kendisi için birşey yapıp Van Gogh’un Ayçiçekleri tablosunu duvara asmasıyla başlıyor.
.
Ellis ve Michael işe tanıştıklarında 12 yaşında olan kendi küçük dünyalarında birbirlerini seven iki erkek çocuktur. Ta ki bu ayrılmaz ikilinin hayatlarına Annie adında bir kız girer. Hiçbir şey değişmemiş gibi gözükse de herşey değişir Annie'nin gelişiyle.
.
.
Öncelikle belirtmek isterim ki kitap oldukça durağan ilerliyor. Hani böyle sürekli olaylar olaylar olan bir kitap değil. Yazarın dili akıcı ama bence karakterleri biraz daha ayrıntılı bir şekilde anlatabilirdi. Kitabı 2 kısımda okuyoruz. 1 kısım Ellis 2 kısım da ise Michael çıkıyor karşımıza. Açıkçası Michael'in olduğu bölüm daha çok hoşuma gitti yazarın aktarmak istediğini ancak o zaman anladım. Birbirini küçüklükten beri seven ama toplum tarafından dışlanmaktan korkan iki erkeğin hayatları okuyorsunuz. Kötü değil ama beklentiyi arşa çıkarmadan okuyun derim.
Tavsiye edip etmemekte kararsızım o yüzden kitap hakkında yorumumu okuduktan sonra karar sizlerindir.
.
.
Kitapla kalın.
184 syf.
·7 günde·6/10 puan
Dikkat Spoiler İçerir!

Farklı tarz okumaları aralara sıkıştırmayı seviyorsanız tam size göre bir roman Teneke Adam. Olaylar Dora Judd’in oğlu Ellis Judd etrafında şekillenmektedir. Dora tam bir Van Gogh hayranı ve sanat aşığı bir kadındır. Oğlu da ona benzer ve ressamlığa yetenekli olur. Annesi yaşamı boyunca ve hatta ölürken bile sanatı bırakmamasını öğütler. Ellis’in, bir gün hayatında çok önemli bir yere sahip olacak Michael ile tanışmasıyla tüm hayatı değişir. Ellis’in karısı, dostları, işi, babası ve yeni karısı ile yaşadıkları kitapta okuyucuya anlatılmaktadır. Kitabın ana konusuna gelecek olursak eşcinsel olan Ellis ve Michael’in kendi içlerinde verdikleri savaş. Ellis’’in Annie adında bir kadına aşık olmasıyla değişen dengeler, biten dostluklar, gizlenen kimlikler bu kitapta hayat buluyor. Kitabın bölümlerinin karakterlerin isimlerinden oluşmuş olması, odaklanılması gereken kişiye dikkat vermeyi kolaylaştırmıştır. Geçmiş ve şimdi iç içe kurgulanmış. Kitabın sevdiğim yanı, Van Gogh ile ilgili çeşitli bilgiler içermesi oldu. Yer yer cinsellik barindıran ifadeler içermektedir. Eksik bulduğum nokta kitabın adının hikayede çok baskın olmaması, başka bir ad seçilebilirmiş. Teneke Adam anlatımı akıcı, dili sade, hüzünlü sonlu romanlardan. İyi okumalar dilerim.
İnsanların acılarını azaltmak için büyük çaba harcarım. Bunun için büyük çaba harcarım çünkü kendiminkiyle yüzleşemiyorum.
Yürek acısının sesinin nasıl olabileceğini merak ediyorum. Sessiz olabileceğini, bu yüzden algılanamayabileceğini ve hiç de dramatik olmayabileceğini düşünüyorum. Tıpkı yavaşça toprağa düşen bitap bir kırlangıç gibi.
Sarah Winman
Sayfa 150 - Burada çok sinir oldum ama paylaşmak istedim kwjcnwkxjns

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Teneke Adam
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
184
Format:
Ciltli
ISBN:
9786257973090
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tin Man
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Neredeyse bir aşk hikâyesiydi ama hiçbir şey göründüğü kadar basit değildi

Aslında her şey, erkeklerin de zarif ve nazik olabileceklerine inanan bir kadının, hayatında ilk kez kendisi için bir şey yapıp Van Gogh’un Ayçiçekleri tablosunu duvara asmasıyla başlamıştı.

Ellis ve Michael ise tanıştıklarında henüz on iki yaşında ve kendi küçük dünyalarında yapayalnızlardı. Ayrılmaz hâle gelen ikili, Oxford’un caddelerinde bisiklet sürmüş, şiirin büyülü dünyasını keşfetmiş ve şiddet dolu dünyaya birlikte karşı koymuşlardı.

Fakat bir gün hayatlarına Annie girdi ve bu hiçbir şeyi değiştirmedi.

Oysa her şey çoktan değişmişti.

• Bustle’a göre 2018 yılının En İyi Kurgu Kitaplarından Biri
• Costa Kitap Ödülleri En İyi Roman adayı

“Aynı anda hem kalbinizi kıracak hem de içinizi ısıtacak bir hikâye.” -

Matt Haig

“Sarah Winman küçük bir mucizeye imza atmış.”

- New York Times

“Sizi kendi gerçekliğinizden çekip alacak ve bambaşka birinin yolculuğuna ortak edecek.”

- PopSugar

“Sevgi, kayıp ve kırılganlık üzerine yıllardır okuduğum en iyi roman.”

- A Cup of Jo

“Kalbinizi paramparça edecek bir aşk hikâyesi.”

- HelloGiggles

“Winman bizi üç kişilik ve duygusal olarak çok yoğun bir yolculuğa çıkarıyor”

- Bookpage

“Aşk ve dostluk üzerine, yürek burkan bir roman.”

- Publishers Weekly, starred review

“Güçlü karakterler, incelikle düşünülmüş bir kurgu ve yoğun bir atmosfer.”

- Booklist

“Romanın her cümlesi bir fırça darbesi kadar hassas ve birleştiklerinde hayat dolu, duygusal ve büyüleyici bir tablo oluşturuyorlar.”

- Steven Rowley

Kitabı okuyanlar 82 okur

  • Pınar T.
  • Duru
  • lavinia öksüz
  • Su
  • B
  • Öznur Altıngöz
  • Gülsüm
  • Karademirem
  • Huriye Koç Çolak
  • ahkubv

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.5 (3)
9
%5 (2)
8
%12.5 (5)
7
%12.5 (5)
6
%27.5 (11)
5
%15 (6)
4
%7.5 (3)
3
%0
2
%2.5 (1)
1
%10 (4)