Youtube, Myspace, Facebook, Twitter… Bu sözcükler seksenli yıllar ve sonrasında doğan ve “Y kuşağı” olarak isimlendirilen gençler için çok şey ifade ediyor. Bu web sayfaları, ilişki kurmak ve toplumsal bir ağ oluşturmak için kullanılıyor. Günbegün içerikleri şişiyor bu sitelerin, zira bu sayfalara göz gezdirmek için tüm dünyada her gün trilyonlarca saniye harcanıyor.
Robert Johnson (2001) şöyle yazar: “Âşık olduğumuz zaman tamamlanmışlık duygusu yaşarız, sanki eksik bir parçamız bize geri verilmiştir. Romantik aşka özlem duyarız; çünkü aşkımızla kendimizden geçmeyi, göklere yükselmeyi ister; hayatın temel anlamını ve doyumunu sevdiğimiz kişide buluruz. Bütünlük duygusunu ararız. Bu şeyleri başka nerede aradığımızı sorarsak, yanıtı şaşırtıcı ve endişe vericidir: Dinsel yaşamda. Kendi egolarımızdan daha büyük bir şey aradığımızda, mükemmeliyet hayali ve içsel bütünlük ve birlik özlemi duyduğumuzda, özel hayatımızın önemsizliğinden ve tek yanlılığından olağanüstü ve sınırsız bir şeye yükselme arayışına girdiğimizde, bu manevi yat özlemidir… Romantik aşkla aradığımız yalnızca insani aşk ve ilişki değildir; aynı zamanda dini deneyim ve bütünlük durumunu da özlemekteyiz. Çünkü modern hayatımızda tinsel emellere bilinçli olarak yer vermiyoruz. Ama ruha doğru olan dürtümüz en olmadık yerde gösterir kendini; romantik aşkın yansımalarında, ideallerinde, esrimelerinde, umutsuzluk, tutku ve çabalarında...