Veda...
Tess, ben senin sessizliğini bağışlayamıyorum. Güzel bir son istemeye hakkımız yok muydu? Tess
Yalan Bahçesinde Bir Gül / Tess'e Son Bakış
Benim için bir kitabın satırlarında başlayıp, bir filmin karelerinde tamamlanan bir yolculuktu bu... Thomas Hardy’nin kaleminden dökülen Tess, yalnızca bir karakter değil, zamanın, kaderin ve insan ruhunun sessiz bir çığlığıydı. Ben bu hikâyeye sadece bir okuyucu gibi değil, bir tanık gibi eşlik ettim. Her sayfası içime işledi; sonra da film geldi, o sayfaları gözümün önünde canlandırdı. Bazen bir bakış, bazen bir cümle... Kitaptan alınmıştı, kelimesi kelimesine. Ve yine de eksikti, çünkü nerdeyse 600 küsür sayfalık bir kitabı üç saate sığdırmak mümkün değil. Ama ruhunu yansıtmıştı.. Filmde kitaptan bire bir alıntılar görünce çok mutlu oldum. Tanıdık duygulardı çünkü... Filmde duyduğum her cümlede, okuduğum satırların gölgesi vardı. O taşra evleri, sisli yollar, suskun bakışlar... Hepsi tanıdıktı. Sanki kitabın arasında gezinirken, dönemin içindeymişim gibi hissettim. Her sahne beni yeniden sayfalara götürdü.. Kitabı okurken Tess’e çok güldüm hatta kendimce alay bile ettim; susmaları, tepkileri bana garip gelmişti. Ama filmi izlerken... gerçekten hiç beklemediğim şekilde duygulandım. Aynı hikâyeyi bu kez kalbimle dinledim sanki. Ve galiba ilk kez gerçekten anladım onu... Kitabını okuduktan sonra filmini de izlemenizi tavsiye ediyorum benim için gerçekten bambaşka bir deneyimdi... Tess
Reklam
Veda..
Hoşça kal Tess. Seni taşıyan herkes için, bu sessizlik artık biraz daha anlamlı... Tess