Bizzat kendi özgür iradesi olmaksızın, bir başkasının (haşa, bu Allah bile olsa) iradesiyle yaptığı görevin bir anlam ve değeri olmaz. Bu husus ahlaki hareketin tabiatından kaynaklanır yani ahlaki hareket veya fiil, özgür bir bireyin kendi özgür iradesiyle istenip gerçekleştirilmedikçe ahlaki bir nitelik kazanamaz.
İslâm ümmetinin inkâr edilemeyecek kadar açık bir şekilde, modern zamanların en mutsuz ümmeti olduğu gerçeğidir. Zira, topraklarının genişliği ve mensuplarının çokluğuna, zengin kaynaklara, muazzam bir mirasa, yeryüzünün en geçerli ve uygulanabilir dünya görüşüne sahip yegâne ümmet olmasına rağmen, bugün bu ümmet, dünya düzeninin çok zayıf bir unsurudur. Bugün bu ümmet, sınırlarının ötesindeki diğer ümmetlerle süregiden anlaşmazlıklar karşısında bölünmüş, farklı şekillerde yönetilen sayısız devletlere ayrılmış, ihtiyaç duyduğu veya tükettiği şeyleri üretmekten ve düşmanlarına karşı kendini savunmaktan aciz duruma düşmüş bir ümmettir. Bugün bu ümmetin içine düştüğü en önemli ve en acı durum ise, Allah'ın emrettiği üzere "vasat ümmet" olmaktan uzaklaşmış ve herkesin kolayca avlayabileceği bir av hâline gelmiş olmasıdır.
Tevhid Düşünce ve Hayata Yansımaları, İsmail Raci Faruki, Mahya Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, Kasım 2018, Sayfa 9
#Tevhid
#İsmailRaciFaruki