1) Aynı anda çok fazla şey olma çabası.
Yazar (ki Nick Cutter bir takma isim; adı Craig Davidson) ne türde bir hikaye yazacağına karar verememiş. Pandemi hikayesi, bilimkurgu, gerilim, korku arasından anlamlı bir tane seçmek yerine hepsini tek seferde yazmaya çalışmış. Kitabın sonunda ise, en çok bir kozmik korku yazmaya çalıştığını anlıyoruz.
1.a) Kabiliyetsizlik.
Davidson, bunca türden birini dahi yazmak için yeterince iyi, kabiliyetli, yetenekli bir yazar değil. Kötü yazarlık, belki de temel sorun. Örneğin, anlatımın bir akışı yok: cümleler art arda sıralanmış. Neyi kastettiğimi göstermek için kendi çevirim olan doğrudan bir alıntı ekleyeyim: “Benzinci boştu. Pompalar kapatılmıştı. Marketin kapısı açıktı. Reyonlar geç akşamüstü saatlerinde gölgeliydi.” Bu tutukluk kitabın tamamına hakim. Ayrıca tek bir erkek karakterden bahsederken “he” demek yeterli olacakken sürekli “Luke” diye karakterin adının söylenmesi de bu akışı bozuyor.
1.b) Uzunluk.
Kitabın sıkıcılığının esas nedeni ise kitabın, olması gerekenden 10 kat daha uzun olması. Kozmik korku hikayeleri, roman değil hikaye olduklarında etkili olabiliyorlar. Kendisi rezalet bir insan olsa da çok iyi bir yazar olan Lovecraft’in hikayelerindeki yaratıkların ve delilik temalarının etkileyici olma sebebi de bu.
1.b.a) Yerinde sayma, tekrarlar, dolgu.
Kitabın gereksiz uzunluğunun bir getirisi olarak konu, kitabın çoğunluğunda ilerlemiyor. Bunun yerine sürekli geçmiş hikayeler geliştiriliyor. Yani kitabın esas konusu yerinde sayarken, sürekli olarak geriye dönük bir şeyler anlatıyor Davidson. Bu da son derece sıkıcı oluyor, ve kitabın 90%ını resmen sırf yer kaplaması için konmuş bir dolgu malzemesi haline getiriyor. Daha kötüsü, karakterler sürekli aynı yerlere gidip duruyor, aynı