·
Okunma
·
Beğeni
·
1345
Gösterim
Adı:
Karanlık Ada
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053757092
Kitabın türü:
Çeviri:
Burak Eren
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
JAMES HERBERT EN İYİ KORKU ROMANI ÖDÜLÜ



“Karanlık Ada’yı okurken ödüm patladı ve elimden bırakamadım. Korku dediğin işte böyle yazılır.” –Stephen King



“Karanlık Ada, elinizden bırakamayacağınız, mükemmel ve hayli rahatsız edici bir roman. Şiddetle önerilir.” –Jonathan Maberry



“Karanlık Ada’da Nick Cutter korku türüne yeni bir soluk getiriyor. Mükemmel bir roman.” –Mira Grant



İşe yarar bir diyet hapının dünyayı ne ölçüde değiştireceğini hayal edin. Eğer kilo vermek bir şeker çözeltisinin yapabileceği kadar basit olsaydı ne olurdu? Bunun günlük hayatı nasıl da çarpıcı bir şekilde değiştireceğini bir düşünün. Bu, gerçekten devrim niteliğinde olurdu. Ve elbette bazı insanları da oldukça zengin ederdi...

Doktor Clive Edgerton’ın ilgilendiği ise para değil bilimdi. İnsan taşıyıcılarda kullanılacak bir hidatid üzerinde çalışıyordu. Bir hapla insan sistemine yerleşen ve kirli işini bitirdikten sonra diğerine geçen bir bağırsak solucanı çığır açıcıydı. Peki bu hap başka nelere yol açardı...

İzcibaşı Tim Riggs ve onun izci birliği, Kanada’nın ıssız bir adasında üç gün sürecek bir kamptaydı. Korkutucu zayıflıkta ve rahatsız edici solgunluktaki davetsiz bir misafir kulübelerine çıkageldiğinde işlerin dehşet verici bir hal alacağından habersizlerdi. Kamptakiler, hayatta kalmak ve evlerine dönmek için amansız bir mücadele vermek zorunda kalacaklardı.

Sineklerin Tanrısı ve 28 Gün Sonra’nın bir araya geldiği bu gerilim dolu romanda Nick Cutter, okurları ormanın derinliklerinde hiç unutamayacakları, dehşet dolu bir gezintiye çıkarıyor.
448 syf.
·Beğendi·10/10
Uzun zamandır böyle güzel gerilim romanı okumamıştım. Alaska' da bir adaya kamp yapmaya giden bir izci başı ve beş küçük çocuğun başına gelenleri anlatıyor kitap. Her şey sakin giderken adaya "aç" bir adam gelir ve işler karışır. Adam bir türlü doymak bilmemekte ve bulaşıcı bir "açlık" virüsü taşımaktadır. Önce izci başı hastalanır ve çocuklar kendi başının çaresine bakmak zorunda kalırlar. Kitap biraz da Sineklerin Tanrısı'nı anımsatmakta. Bazı yerlerde kusma noktasına gelebilirsiniz :) Gerilimi eksik olmayan bir kitao, mutlaka okuyun.
448 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Uzun zamandır böylesine zor bir kitap okumamıştım ....Zordan kastım dili , anlatımı vs. bir şey degil ....zira anlatımı sade , su gibi akan güzel bir dili var kitabın....Sorun tamamen yazarın kafasında bu kitabı yazarken nasıl bir kafayla yazdı nasıl bir hayal dünyası var anlamak zor ...Anlatımı, betimlemeleri çok iyiydi ve okura geçirmeyi başarmış yazar ...Son sayfalara doğru kaşınarak okudum ve resmen derime nüfuz etti ....okuyanlar ne demek istediğimi anlamıştır .....kımıl kımıl şeyleri düşünmek ıyyy🤔 tiksindiriciydi evet ama bir şekilde ilgi çekiciydi de Konudan bahsetmeyecegim sadece özgün ve sıra dışı bir kitap olduğunu söyleyebilirim .....Başarılı ve rahatsız edici olmasına rağmen kendini merakla okutan güzel bir kitap Midenize ve ruh sağlığınıza güveniyorsanız okuyun derim ....
448 syf.
·2 günde·8/10
Bir şeyi öldürmenin ne kadar zor olduğunu bilir misiniz? Hiçbir şey ölmek istemez. Umutsuz dahi olsalar, hayatta kalacakları umuduna tutunurlar. Son hiçbir yere gitmez ve ondan kaçamazsınız, fakat o çizgiyi aşmamak için elinden geleni yapmayacak hiç bir şey yoktu. Çünkü nihayete erdiğiniz vakit, geriye hiçbir şey kalmayacaktır. Vücudunuz, mutluluklarınız ve umutlarınız artık çok uzaktadır. Ölecek zamanı bir türlü seçemiyorlar. Keşke seçebilselerdi.
Ama ellerinden geleni yaptıklarına seviniyorum. İnsan olmanın bir yanı da bu, öyle değil mi? Elinizden çekip alınana kadar hayata sıkıca tutunmak. Parçalara ayrılsa dahi tutunmaya devam etmek. ''Asla bırakmamak.''
s.434

(Son derece eğitici, öğretici bir roman olmuş. Kitabı bitirdiğinizde zihninizde şu cümle yankılanacak:
''Ne olursa olsun, doğadaki herhangi bir organizmayı-solucan olsa bile-genetiğiyle oynayarak değiştirme.''
Mide hassasiyeti olanlar için sıkıntı verici olabilir, bilginize. Keyifli okumalar.)
448 syf.
·Beğendi·10/10
Ben uzun zamandır bu şekilde bi kitap okumadım. Resmen kitap derime nüfuz etti. Konu zaten oldukça sıradışı. Yanlış giden bir deneyin sonucu ne kadar kötü olabilir? Peki ya bu sonuç istenen biseyse? Ve bu deneyin kobayları ya da kurbanları 4 küçük çocuksa? Sineklerin tanrısı kitabına benzetememek elde değil. Kitap o kadar iyi kurgulanmış ki hiçbir eksiği yok bence. Ve anlatım o kadar inandırıcı ki kitabın özellikle son 100 sayfasında yalancı kaşıntıya maruz kaldım. Okuyanlar bilir ne demek istediğimi bence okunması gereken bi kitap. Kitapta geçen olaylar fazlasıyla gerçekçi bu da kitabı daha da korkunç kılıyor. Daha ne diyebilirim ki? Okuyun okutun
448 syf.
·46 günde·3/10
Bu kitap dedikleri kadar korku kitabı değil aksine mide bulandırıcı bir kitap okumaya başlayacaksanız midenizin iyi kaldıracağından emin olduktan sonra bu kitaba başlayın
448 syf.
·4 günde·9/10
''Karanlık Ada'yı okurken ödüm patladı ve elimden bırakamadım. Korku dediğin işte böyle yazılır!''
Kitabı okumaya başlamadan önce ünlü bir yazarın kitap hakkında yorumunu okudum. Genelde bu yorumlar hep abartılı olurdu fakat bu isim pek yalan söylemezdi. Ayrıca söylemi de hiç yabancı gelmiyordu. Bildiniz değil mi? Bu cümleyi yeryüzünde bir tek Amerikalılar söyler ve içlerinden biri çıkar ki o hep en iyi laflar eder. Usta yazar Stephen King'den başkası değildir bu kişi.

Zaten okuduktan sonra neden King'in yorum yapmış olduğunu daha iyi anlayacaksınız. İlk olarak yazarı tanımak gerekir ki kendisi Kanadalı bir yazardır ve Amerikalı dostlarıyla kardeş sayılır. Nick Cutter mahlasını kullanıp gerçek ismi Craig Davidson'dur. Yaşı da epey genç sayılır. Neyse bunları bırakalım ve hemen esas konumuza dönelim. Nick Cutter'in tablosuna bakınca çıkardığı eserlerin hepsi korku-gerilim. Bu da tek bir daldan gittiğini gösteriyor ve ustam diye bahsettiği Kral King'i de kendine idol olarak gösteriyor. Karanlık Ada'ya bakınca hemen bir King havası sezmemek elde değil. Acemilikten bir üst dala geçmiş olan Craig, bence çok iştahlı ve önüne büyük hedefler koymuş biri. Karanlık Ada'yı resmederken elinde bulunan tuvalde King'in boyaları da vardı. Bu boyalardan biri Mahşer, diğeri ise kesinlikle O idi. Bu iki başyapıtın formülünden az da olsa resmine katmak istemiş yazar. Zaten bunun düşüncesi bile eseri güzelleştirmeye yetmiş. Ben şahsen beğendim. Ama beğenmeyecek olan da çok çıkabilir. Eseri iğrenç bulanlar olduğunu söyleyenler de olmuş. Ama birazcık bu tür eserlere merakı olan kişi, eserde daha adaya ilk adımını atar atmaz etrafa salya sümük dağıtan, kuru kene çirkin suratlı kıtlıktan çıkmış bir adamı görünce, hissedince hiç de iğrenç olmadığını bilakis romanın büyük bir hızla aynen böyle devam edeceğini zevkle ister. Elbet bazı sayfalarda onaylamadığım sahneler vardı fakat genelgeçer olarak güzeldi. Kurgu 3-5 çocukla başındaki bir yetişkinle bir adada geçiyor. Kamp yapmak için gelmişlerdir fakat işler hiç de yolunda gitmeyecektir. Çünkü Ada'ya ayak basan kişi kıtlıktan çıkmış biriydi ve her şeyi yiyordu. Böylelikle XS boyutlarında Mahşercik meydana geliyordu. Çocukların davranışları ise hiç şüphesiz O'cuku yansıtmıştı.

Sonuç olarak bazıları ''Bu ne ya, çocuk hikâyesi gibiydi. Ayrıca iğrenç şeyleri anlatıp duruyordu'' diyebilir. Fakat senin tecrübeli dediğin yetişkinlerinin yapamadığı korkuyu, gerilimi bu üç beş çocuk yapacaktı. Ben şahsen bu tür romanlarda devamlı Öcüüü, Ceeee gibi bir korku beklentisi içinde olmadım. Arada bir 'jump scare' yeterliydi. Bunun yanında güzel espriler, laf sokucu cümleler ve en önemlisi kaliteli betimlemeler isterdim. Mesela bu romanda yazarımız aynı Joe Hill gibi becerikli davranmıştır. Neyse lafı uzatmadan eserden bir örnekle ne demek istediğimi daha iyi anlatmış olurum.

Frank amca fıtığını anlatıyor:))

''Fıtığım atıverdi, kaz boku gibi kaygandı! Palyaço burunları nasıldır bilirsin, değil mi? Şuraya bakar mısın? Cee-ee, Maxxie, yakaladım seni! Frank amca dışa uzanan bağırsağını oyuncak korna gibi sıkmıştı. Düt-düüt! Ah! Öğle yemeğimin geçişini hissediyorum... evet, mısır ekmeği az önce geçti.''
Bu kitabı çok merak ettim,duyduğuma göre stephen king bile pozitif bir yorumda bulunmuş bu daha da körükledi okuma isteğimi,umarım güzeldir! ;)
445 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Okuması zor olan kitaplar mevcuttur. Karanlık Ada da bunlardan biridir. Hatta belki de başı çekendir. Okuması zordan kastım; anlatımı, dili veya uzunluğu kısalığı değil. Çünkü; anlatımı güzel, dili sade bir kitap Karanlık Ada. Olay Nick Cutter'ın kafasında. Bu kitap normal bir insanın beyninin ürünü olamaz, diyeceğim fakat bu adam gayet normal bir aile babası. O zaman bu da demek oluyor ki yazarlık insana farklı bir kişilik kalabiliyormuş.

Ben hayatımda ilk defa bilerek ve isteyerek sayfa atladım. Evet, kitapta çoğu kişinin "iğrenç" olarak niteleyeceği unsurlar bol bol yer almakta. Fakat bu beni aşırı derecede rahatsız etmedi. Tabi okurken bir şeyler atıştırmak pek hoş hissettirmedi. Sayfa atlamam tamamen kendime göre bana ağır geleceğini ve bir süre bunun rahatsızlığını yaşayacağımı düşündüğüm bir kısmı sezmemden kaynaklı. Biraz göz gezdirip detaya girmeden o bölümü atladım. Okurken nereyi kastettiğimi anlarsınız muhtemelen. Yaklaşık 3-4 sayfa sürüyor.

Kitabın konusuna gelirsek, herkesin de bahsettiği gibi 28 Gün Sonra filminin verdiği hissiyatı aşıladı bana. Ben konusunu pek araştırmadan listeme eklemiştim. Bunun da nedeni kapaktaki Stephen King yorumuydu. Bir King hayranı olarak adamın hakkında "ödüm koptu, elimden bırakamadım" dediği bir romanı okumasam olmazdı. Kitabın ilk sayfalarda beni çok sarmamasının nedenini de buna bağlıyorum. O yorumu gördükten sonra beklentimi aşırı yüksek tuttum. Ayrıca, King'in bu yorumu, kitabı bitirdikten sonra göreceğiniz teşekkürler bölümünü okuyunca daha da bi' anlamlanacak. O yüzden okumadan geçmeyin, benden söylemesi.

Son olarak anlatımın muazzamlığına değinmeden edemeyeceğim. Son sayfaları, kaşına kaşına okudum. Sanki okudukça içimde bir şeyler kıpırdadı. Bu duyguyu bu derece başarılı hissettirmek zordur. Bu konuda Cutter'ı kutluyorum. Ve okuyacakları da uyarıyorum; midenize ve ruh sağlığınıza güvenmiyorsanız Karanlık Ada sizi fazlasıyla rahatsız edecektir.
448 syf.
·Beğendi·10/10
Karanlık Ada, toplamda iki oturuşta bitirdiğim oldukça akıcı bir kitaptı. Hikâyesi özgün ve merak uyandırıcı...
Kitap, bir izci grubun ıssız bir adaya kampa gitmesiyle başlıyor. O esnada bir yabancının gece botuyla adaya gelmesi, aşırı zayıf olmasına rağmen sürekli yemek yemesi ve sonrasında yaşanan iğrenç olaylar.
Hayatımda insanı bu kadar tiksindiren bir kitap okumamıştım. Canlı canlı böcek yemeler, böceklerin ağızda verdiği tat, devasa boyutta bağırsak kurtlarının organlardan fışkırması ve daha nice olaylar. Benim midem sağlam olduğu halde okurken çok rahatsız oldum. Ama yine de çok beğendim ve oldukça başarılı buldum. Kitabı iğrenç bulup yarım bırakanlar oldu ama ben mideniz sağlamsa kesinlikle okuyun derim
448 syf.
·Beğendi·9/10
NİCK CUTTER
KARANLIK ADA
KİTAP YORUMU:
Yorumlarını ilk okuduğumda kararsız kaldığım ama bir yandan da okumalıyım dürtüsüne dayanamayıp aldığım, epeydir de beklettigim bu kitap için ne desem bilemiyorum...
Evet ... Rahatsız edici... Midesi hassas insanlar için pek uygun değil..
Ancak inanılmaz başarılı, gerilim dolu kurgusuyla da alkışları hakeden bir hikaye... Yazarın hayal gücü ve betimleme yeteneğine hayran kaldım.. Okurken bazı sahnelerde gözlerinizi kapatıyorsunuz ..o derece..
Kısaca konusu şöyle: Feci derecede dahi ancak bir o kadar da deliligin sınırında gezen bir bilim adamı, sözde zayıflama sorununa çözüm olacak bir hap geliştirir..
Ancak bu hap,ciddi derecede tehlikeli sonuçlara yol açacak genetigiyle oynanmış solucan larvaları içermektedir... Deneklerden biri ise bir insandır ve bir gün laboratuardan kaçmayı başarır.
Bir Adaya...
O adada ise 5 izci çocukla ( 12-14 yaşlarında) kamp yapan izcibaşı Tim vardır...
Olaylar bu adada başlar... İnsan aklının ve sinirlerinin zor dayanabildigi korkunç bir salgına dönüşür...
O çocuklar bu adada bu ölümcül salgınla nasıl baş edecekler???
Müthiş bir gerilim ve korku ama aynı zamanda da duygusal anlar yaşayacağınız bir kitap KARANLIK ADA...
Seçim yine de sizin
448 syf.
·6 günde·5/10
Okudum evet... Ama nasıl isteksiz, nasıl kendimi zorlaya zorlaya okudum bilemezsiniz. Konusu muydu, yorumlar mıydı beni bu kitabı alıp okumaya iten hatırlamıyorum.''Elinizden bırakamayacağınız'' yerine ''kütüphanenizde bırakamayacağınız'' kitap demeleri daha doğru olurdu desem evet emeğe saygısızlık olabilir fakat benim yorumum maalesef bu. Son olarak da şunları belirteyim; birincisi kitabın kapağı konusundan daha güzel , ikincisi bu yazdıklarım da sizi etkilemesin :)
448 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Evet okumam biraz uzun sürdü bu sefer açıkçası umduğum kadar iyi değildi. Stephen King yorumunun etkisiyle aldım. Kötü değil kesinlikle ama midesi sağlam olanlar okusun detaylar fenaydı... Ama bir ilk kitap olarak bakarsak iyi ve değişik bir kitaptı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karanlık Ada
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053757092
Kitabın türü:
Çeviri:
Burak Eren
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
JAMES HERBERT EN İYİ KORKU ROMANI ÖDÜLÜ



“Karanlık Ada’yı okurken ödüm patladı ve elimden bırakamadım. Korku dediğin işte böyle yazılır.” –Stephen King



“Karanlık Ada, elinizden bırakamayacağınız, mükemmel ve hayli rahatsız edici bir roman. Şiddetle önerilir.” –Jonathan Maberry



“Karanlık Ada’da Nick Cutter korku türüne yeni bir soluk getiriyor. Mükemmel bir roman.” –Mira Grant



İşe yarar bir diyet hapının dünyayı ne ölçüde değiştireceğini hayal edin. Eğer kilo vermek bir şeker çözeltisinin yapabileceği kadar basit olsaydı ne olurdu? Bunun günlük hayatı nasıl da çarpıcı bir şekilde değiştireceğini bir düşünün. Bu, gerçekten devrim niteliğinde olurdu. Ve elbette bazı insanları da oldukça zengin ederdi...

Doktor Clive Edgerton’ın ilgilendiği ise para değil bilimdi. İnsan taşıyıcılarda kullanılacak bir hidatid üzerinde çalışıyordu. Bir hapla insan sistemine yerleşen ve kirli işini bitirdikten sonra diğerine geçen bir bağırsak solucanı çığır açıcıydı. Peki bu hap başka nelere yol açardı...

İzcibaşı Tim Riggs ve onun izci birliği, Kanada’nın ıssız bir adasında üç gün sürecek bir kamptaydı. Korkutucu zayıflıkta ve rahatsız edici solgunluktaki davetsiz bir misafir kulübelerine çıkageldiğinde işlerin dehşet verici bir hal alacağından habersizlerdi. Kamptakiler, hayatta kalmak ve evlerine dönmek için amansız bir mücadele vermek zorunda kalacaklardı.

Sineklerin Tanrısı ve 28 Gün Sonra’nın bir araya geldiği bu gerilim dolu romanda Nick Cutter, okurları ormanın derinliklerinde hiç unutamayacakları, dehşet dolu bir gezintiye çıkarıyor.

Kitabı okuyanlar 59 okur

  • Günay Pamukçu
  • Burcu Tarcan
  • Mustafa altun
  • Beyaz Duygular
  • FÜSUN AYDEMİR
  • Annie Wilkes
  • Yusif Memmedli
  • Nilsu
  • Psycosist
  • Yonca Kahrıman

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.7 (13)
9
%17.1 (7)
8
%19.5 (8)
7
%9.8 (4)
6
%4.9 (2)
5
%7.3 (3)
4
%4.9 (2)
3
%2.4 (1)
2
%2.4 (1)
1
%0