Tiraje #okudumbitti
#Tiraje kitabını bitirdiğimde, beni derinden etkileyen bir hikaye ile karşı karşıya kaldığımı hissettim. 1924 yılında Karlıdağ’da başlayan bu acı dolu hikaye, savaşın ortasında kalan sessiz bir kız çocuğunun hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Küçük Tiraje’nin, Boşnak kadını Pakize’nin kucağında yeni bir hayata adım atması, hem umut dolu hem de yürek burkan bir başlangıç. Pakize’nin, eşini kaybetmiş ve kendi çocuğu olmamış biri olarak, bu küçük kız çocuğuna adeta annelik yapması, hikayeye duygusal derinlik katıyor.
Mustafa Reşit Paşa ve kızı büyük Tiraje’nin İstanbul Adaları’ndaki köşklerinde küçük Tiraje’ye kucak açmaları, hikayenin dönüm noktalarından biri. Büyük Tiraje’nin, kendi acılarını bir kenara bırakarak, küçük kıza hem hayatı hem de kadın olmayı öğretmesi oldukça dokunaklı. Tiraje’nin, okuma-yazma öğrenmesi, işaret diliyle kendini ifade etmeyi başarması ve güzelliğinin farkına vararak özgüven kazanması, kitabın en güçlü yanlarından biri. Ancak, bu masalsı hayatın kısa sürdüğünü görmek, okuyucuyu duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Kitap boyunca Tiraje’nin hayatında peş peşe gelen trajediler, özellikle aşkı Hristo ve bebeğiyle yaşadığı mutlu anların ardından gelen hayal kırıklıkları, beni derinden sarstı. Yazar, dönemin toplumsal koşullarını ve savaş sonrası yaşanan zorlukları ustalıkla işlemiş. Ayrıca Tiraje’nin güzelliğinin ve cesaretinin, ona hem fırsatlar hem de zorluklar getirmesi, karakterin çok yönlü bir şekilde ele alındığını gösteriyor.
Tiraje, sadece savaşın getirdiği acıları değil, bir kadının kendi kimliğini bulma ve hayatla mücadele etme sürecini de güçlü bir şekilde anlatıyor. Kitabın akıcı dili ve sürükleyici kurgusu sayesinde, sayfalar hızla akıp gidiyor. Tarihi bir dönemi, güçlü karakterlerle harmanlayan bu roman, hem