Okurken yer yer 1984 kitabına ve Damızlık Kızın Öyküsü'ne de benzettim. Gülayşe Hn. bu kitabı 2004'te ilk yayınlamış... bazı kitapların reklamının az yapılması çok üzüyor işte bu kitap ve yazar da öyle hissettim....
Roman "distopya" anlatıma sahip. Hikâyenin geçtiği ülke, kullanılan bazı terimler hep o ülkeye özel.....tabi biraz değiştirilmis ve siz okurken ne demek istediğini çok iyi anlıyorsunuz bir zamandan sonra. Karabasan gibi bir ortam. Sevgi yok, dostluk yok, kendi sesinizi bile unutuyorsunuz bir zaman sonra. İnsanların nasıl da vahşilere dönüştüğünu anlatan "kara-ütopya" tarzı bir anlatım.
Güçlü bir yanınız varsa, mücadele ederseniz nasıl da baş edeceğinizi de ablatiyie aynı zamanda. Bir de romanda geçen "özlük" cümlelerini okudukça aklıma bazı ülkelerin uyguladığı, kredi sistemi geldi aklıma. Belki o yıllarda okusam bu kitabı " yok artık, oha" falan derdim ama o kadar çok şeye tanıklık ediyoruz ki artık... bir çok şey şaşırtmıyor. İyi mi kötü mü bilemedim?!
TopaçGülayşe Koçak · Yapı Kredi Yayınları · 201643 okunma
Gülayşe Koçak, ülkemizde hak ettiği değeri göremediğini (underrated) düşündüğüm müstesna bir yazar. Biyografisine bakıldığında çok iyi bir eğitim aldığını, çok yönlü uğraşılarının ve sanatçı bir kişiliğe sahip olduğunu görmekteyiz. Yaratıcı yazma ve düşünme atölyeleri, çevirmenlik ve müziğin (piyano) yanı sıra, “eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği” başta olmak üzere etkili yazma teknikleri, çatışma yönetimi, iş yazışma teknikleri gibi muhtelif konulardaki pek çok eğitim ve seminerde imzası bulunmakta.
Topaç , yazarın 2004 yılında ilk baskısı çıkmış olan distopya tarzındaki romanı. Özgün terimlerin kullanıldığı, yavaş bir çözülüm gösteren bir akış karşılıyor okuru. “Melisettö”, “Lafönj”, “özlük”, “filtre”, “kalkanmak”, “hiskov”, “canyak”, “okma” gibi özgün terminolojilerle romanın kurgusu ve dünyası ilk başta yabancı gelse de, akış ilerledikçe okur bunlara alışıyor ve tüm bu kavramlarla kurulan distopik gerçeklik daha tanıdık bir hâle geliyor.
En genel ifadesiyle bir dönem, toplum ve sistem eleştirisi olduğunu söylemek mümkün:
- Şiddetin sıradanlaştığı, sokak çocuklarının vahşice dövüştürüldüğü, topluluk içinde hayvanların öldürüldüğü bir dönem,
- Her türlü duygunun rafa kaldırıldığı, sevgi ve hoşgörünün neredeyse unutulduğu, vicdanların köreldiği, maddi ve manevi tüm kaynaklarını tüketmiş bir toplum,
- İnsanların duyu ve algılarını “özlük” ve “filtre” gibi araçlarla kapatarak onları sis, belirsizlik, duyarsızlık ve tepkisizlik sarmalında yaşamaya mahkûm eden bir sistem.
Böylesi bir ortamda, bireyler; dayatılan korku ve yasaklarla kuşatılmış, toplumsal belleklerini ve kendilerini insan yapan tüm özellikleri kaybetmiş bir görüntü içinde. Bunca olumsuzluk içeren bir resimde, umut verici olan tek şey, hayvanları kurtarmaya çalışan bir çocuk, intiharı
TopaçGülayşe Koçak · Yapı Kredi Yayınları · 201643 okunma
Etkileyici bir distopya. Gerçekten de distopik dehşet verici bir portre çizmiş başarılı, sürükleyici bir roman. Okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.
Uzaktan seviyorum seni
kokunu alamadan,
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni
elini tutmadan
yüreğine dokunmadan
gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
şu üç günlük sevdalara inat
serserice değil adam gibi seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni
1956'da New York'ta doğdu. Okul öncesi çocukluğu Addis Ababa'da geçti. İlkokulu Kopenhag'da bir Fransız manastırında, ortaokulun bir bölümünü TED Ankara Koleji'nde okudu. Lise eğitimini Hannover'de bir "gymnasium"da alırken, Hannover Müzik ve Tiyatro Yüksekokulu'nda misafir öğrenci olarak piyano eğitimini sürdürdü. Liseyi Ankara Tevfik Fikret Lisesi'nde tamamlayan Koçak, Ankara üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın-Yayın Yüksek Okulu'ndan 1979'da mezun oldu.
Koçak, Ankara'daki Kanada Büyükelçiliği'nde 5 yıl Büyükelçiliğin resmi tercümanı, ikinci 5 yıl Konsolos Yardımcısı olarak görev yaptı; Kanada Dışişleri Bakanlığı'nın "Consular Excellence" ödülüne layık görüldü.
Roman yazmaya Büyükelçilikte çalıştığı yıllarda başladı. Yine bu yıllarda amatör bir oda müziği grubuyla müzik çalışmalarına başladı ve grup pek çok konserler verdi. Bunun yanısıra 3 yıl boyunca Ankara'daki Anglikan Kilisesi'nin pazar ayinleri orgçuluğunu yürüttü. Daha sonra White and Case Hukuk Şirketi'nin Ankara bürosunda 3,5 yıl personel müdiresi olarak çalıştı. 1999'da ailesiyle İstanbul'a taşınan Koçak, Sabancı Üniversitesi'nde 3 yıl rektör özel kalem müdiresi olarak çalıştı.
2003 yılında Sabancı Üniversitesi bünyesindeki Yazma Becerileri Merkezi'ne geçerek ders vermeye başladı. Halen Sabancı üniversitesi öğrencilerine, idari personele ve akademisyenlere, yurtdışından gelen değişim öğrencilerine, ayrıca Gebze'deki TEV İnanç Türkeş Lisesi öğrencilerine yönelik, Yaratıcı Düşünceyi Geliştirme ve Yaratıcı Yazma atölye çalışmaları (Türkçe ve İngilizce) düzenliyor; öğrencilerin gerek akademik, gerekse yaratıcı yazılarına geribildirim sunuyor. Davet üzerine Koçak, Boğaziçi üniversitesi, ODTÜ, Kadir Has üniversitesi ve TED İstanbul Koleji öğrencilerine, çeşitli okullardan lise öğretmenlerine, ayrıca Maltepe Cezaevi ceza infaz memurlarına yönelik Yaratıcı Düşünme-Yaratıcı Yazma atölye çalışmaları da düzenledi.
Sabancı üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın çalışmaları Forumu'nun kurucu kadrosunda yer alan Koçak, 2007 yılından bu yana Mor Sertifika programı kapsamında Van, Kars, Nevşehir, Trabzon ve İstanbul'da lise öğretmenlerine toplumsal cinsiyet konusunda eğitimler verdi. Koçak, yanı sıra şirketlere de "Etkili Yazma Teknikleri", "E-Mail Adabı"; "Raporlama Teknikleri"; "Yaratıcı Düşünme" eğitimleri veriyor.
Koçak'ın ilk romanı çifte Kapıların ötesi 1993'te; ikinci romanı Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı? ise 1997'de yayımlandı. Yazarın üçüncü romanı Topaç2002 yılında çıktı. Şubat 2012'de ise dördüncü romanı Siyah Koku'yu yayımladı. Koçak'ın, çeşitli sosyal bilim sahalarında kitap ve makale çevirileri bulunmaktadır. Bunun dışında, Virgül'de, PsikeArt'ta, Mahsus Mahal'de, edebiyat sitesi iktidarsiz.com'da, SUDergi'de ve başka dergilerde yayımlanmış deneme, makale ve kitap tanıtım yazıları bulunmaktadır. Yazar canlı hakları, toprak ana hakları, çevre meseleleri, "biz ve öteki" meseleleri, azınlıklar, toplumsal cinsiyet konularıyla ilgilenmektedir. İki oğlu olan Koçak, halen İstanbul'da yaşıyor, yazıyor, ders veriyor, piyano çalıyor ve çok-sesli korolarda söylüyor.
Yapıtları
çifte Kapıların ötesi (1993)
Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı? (1997)
Topaç Kanat Kitap (2002)
Siyah Koku (2012)