Gerçekten hayatımda ilk defa bi kitabı okurken bu kadar zorlandım. Kıvanç denen heriften ilk kitaptan itibaren nefret ettim. Birine aşık olmak böyle bir şey kesinlikle değil. Hayata umutla bakan biri olarak resmetmeye çalıştıkları kız sürekli olarak sözlü şiddete maruz kalıyor. Yazarın bir kadın olması da beni ekstra üzdü.
Veda, insanın hayatındaki kayıplarla, vedalarla ve büyüme süreciyle yüzleşmesini konu alan duygusal yönü güçlü bir romandır. Eser, adından da anlaşılacağı üzere “veda” kavramını merkeze alarak okuyucuyu hem karakterlerin iç dünyasına hem de insan ilişkilerinin kırılganlığına götürür.
Kitabın ana karakteri Zeynep, yaşadığı olaylar karşısında olgunlaşmak zorunda kalan, duygusal yönü ağır basan bir gençtir. Hayatında karşılaştığı ayrılıklar ve beklenmedik değişimler, onun içsel yolculuğunu başlatır. Yazar, Zeynep’in yaşadıklarını sade ve akıcı bir dille aktararak okuyucunun karakterle empati kurmasını sağlar.
Eserde en çok dikkat çeken unsurlardan biri duygu aktarımının başarısıdır. Yazar, abartıya kaçmadan; özlem, hüzün, umut ve kabulleniş gibi duyguları doğal bir şekilde işler. Bu sayede okuyucu, Zeynep’in yaşadığı vedaların sadece bir ayrılık değil, aynı zamanda bir başlangıç olduğunu fark eder.
Kitabın temaları arasında büyümek, kabullenmek, geçmişle yüzleşmek ve hayata devam edebilmek ön plana çıkar. Özellikle genç okurlar için yol gösterici nitelikte mesajlar içermesi, eseri anlamlı kılan unsurlardan biridir.
Sonuç olarak Zeynep – Veda, duygusal derinliği olan, hayatın gerçekleriyle yüzleşmeyi anlatan etkileyici bir romandır. Akıcı anlatımı ve samimi dili sayesinde kısa sürede okunabilen bu eser, vedaların bazen yeni başlangıçlara kapı araladığını hatırlatır. Duygusal ve düşündürücü kitaplardan hoşlanan herkes için okunması tavsiye edilir.
En azından sonunda bir olay yaşandı. Yazarın dili daha anlaşılır, birinci ve ikinci kitaba göre. Yinede kıymetli para ve zamanınızı kullanacağınız bir önemi yok.
ehir çektiği onca acıya rağmen, umudunu yitirmemeyi başarmıştı. Hayatının en güzel günlerini yaşadığını düşünmeye başlamışken, Kıvanç'ın çok sevdiği, vedasız bir gidenin ardından her şey bir anda değişiverdi.
Umudunun, karıştığı acıya veda etmesini dileyen Nehir,hiç beklemediği bir anda bu kez çok daha önemli bir soruya cevap vermek zorunda kaldı:
"Aşkın için ölür müsün?"
Nehir çektiği onca acıya rağmen, umudunu yitirmemeyi başarmıştı. Hayatının en güzel günlerini yaşadığını düşünmeye başlamışken, Kıvanç'ın çok sevdiği, vedasız bir gidenin ardından her şey bir anda değişiverdi.
Umudunun, karıştığı acıya veda etmesini dileyen Nehir,hiç beklemediği bir anda bu kez çok daha önemli bir soruya cevap vermek zorunda kaldı:
"Aşkın için ölür müsün?"
Solucan Serisi~
Yine fazla fazla övülmüş ancak hiç ama hiç beğenmediğim ve yersiz bir şekilde abartıldığını düşündüğüm bir kitap Solucan. Aslında bütün seri için konuşmak gerekli. Bana göre tüm seri kötüydü. Yani kitapların bir olayı yoktu. Yakışıklı ve kötü bir çocuğumuz var yine (her zaman ki gibi.) Ve bu çocuğa aşık olan masum kızımız... Giriş bu. Gelişme kısmı tahmin edilir birkaç olayla geçer ve sonuç. Sonuç ise o bilindik kitaplardaki sonlar.
Baş karakterimiz ailesinin hiçbir neden belirtmeden sevgi ve ilgi göstermediği kişi olan Nehir'dir. Nehir yaşadığı acıları unutmak için bir plan yapar. Bu planı ise Âşık olmak! (Çok aşırı yaratıcı olan bir plan bu..) Nehir, âşık olacağı kişiyi bulabilmek için beş maddelik bir liste hazırlayıp malum kişiyi aramaya koyulduğunda, onu bulacağından ve ona olan aşkının yaşadığı tüm acıları kendisine unutturacağından neredeyse emindir.
Kıvanç'ı, yani aradığı kişiyi bir çocuk parkında bulduğunda, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı aklından bile geçmemişti. Ve her şey, Nehir'in, büyük bir umutla Kıvanç'a sorduğu o soruyla başladı:
"Sana âşık olmama izin verir misin?" Evet işte o malum kişiye sorduğu o malum soru...
Bu şekilde başlar kitap serinin devamında ise tahmin edileceği gibi biri kaçar biri kovalar, o ona aşık olur o onu reddeder. Yazar araya birkaç gizemli olay katar ve seriyi sonsuz kitap şeklinde bitirmeye karar verir.
Maalesef beğenmediğim ve hiçbir anlamı olmayan kitaplardı. Ne katıyor insana bu kitaplar? Tabii ki hiçbir şey. Hani belki bir kitap ile olsaydı tamam ama olayları uzatıp bir seri yapmaya ne gerek vardı. Çok basit bir kitaptı. Bir olay yoktu. Betimlemeden yoksun aşırı yalın anlatımı vardı. Basılmasına gerek olmayan bir seriydi bana göre. Sırf para kazanmak için yazılan ve basılan kitaplardı. Kötü ve
Arkadaşım istedi diye almıştım çok eskiden okumayı deniyim dedim ama gerçekten okuyamıyorum çok ergence geliyor bana bu tarz kitaplar yaz dizisi gibi cringe olmalık
Üçüncü kitap biraz farkli gibiydi yani bir ve ikiye gore biraz daha ama gene cok guzeldi. Dostluk kavrami biraz daha gun yuzune cikmis gibiydi. Kitabın sonu zaten su an sok etkisi olmami sağlayan bi sondu. Dorduncu kitap ve son kitap nasıl olucak nasıl bitirilecek diye cok merak ediyorum.
Garanti veriyorum ki Kıvanç karekterinin yaptıklarına çok sinir olucaksınız .Aynı zamanda onun için üzüleceksiniz .
Çok bir şey diyemem bu kitap hakkında .
Bazı konuşmalar ,olaylar tekrar tekrar yazılmış geçmişe dönme taktiği sayesinde. Bazı yerler baydı açıkçası yine de sonuna kadar devam etmiştim .
Nehir bu güçlükle hayatta tutunmaya çalışırken aynı zamanda umudunu hiç kaybetmedi. Fakat Kıvanç yüzünden her şey tersine döndü. Ve kitabın sonunda karşılaştığı şey hiç de güzel değildi
Zeynep Sey 24 Eylül 1997 doğumlu Zeynep Sey, İstanbul Kültür Üniversitesi’nde Psikoloji eğitimi almıştır. Ağustos 2013’te yazmaya başladığı Solucan adlı hikayesini sosyal medyada paylaşmış ve büyük kitlelere ulaşmıştır. Solucan serisinin Umut, Acı, Veda ve İz adlı kitaplarıyla okurların beğenisini kazanan yazar, Karaktersiz serisinin ilk kitabı olan Siyahın Buruk Tebessümü ile de başarısını perçinlemiştir. Karaktersiz serisinin ikinci ve son kitabı olan Mavinin Küçük Vedası ise yazarın basılı altıncı eseridir.