yalnız kalmaktan korkmuyor. bu yüzden tehlikeli. ona saygısızlık yapıldığında, çizdiği sınırlar aşıldığında, manipüle edildiğinde, herkesi tamamen silecek kadar tehlikeli. çünkü hayatında kimseye ihtiyaç duymamayı hiçbir şeyin umurunda olmamasını öğrenmiş. hatalara bir süreliğine izin verdiği anlaşıldığında artık çok geç kalınmıştır.
Alıntı
“Kendimi sevemedim, falanca beni sevmedi, ben az sevildim falanca daha çok sevildi…” Bütün bu sevgi açlığı ve kafa karışıklığı nasıl aşılır? Güçlü ve gerçekçi benlik değeri ve saygısıyla. Benlik değerini ve benlik saygısını güçlendiren en önemli iki unsuru şöyle tanımlayabilirim: 1) Sağduyuyla, sorgulayıcı düşünceyle, içselleşmiş bir vicdanla, farkındalıkla ve iradeyle örülmüş bir yaşam etiğine sahip olmak ve o etik doğrultusunda yaşamak. (Tabii burada 7 majör nitelik saydım ki maalesef insanların pek azında bulunan nitelikler bunlar). 2) Yapıcı eylemlilik hali. Yani işe yarar bir şeyler yapmak. Kendi yararı kadar başkalarının da yararına olan sürdürülebilir işler ve uğraşlar edinmek. Sende ve hayatında bunlar varsa, sevgi kadar muğlak ve tuzaklı bir kavramı gidip gelip sorgulamıyorsun.”
Alıntı
Reklam
İnsan boşluğun kıyısında en çok kendinden korkar. Düşerim korkusu değil o. Atlarım korkusu."
Edebiyat
Totem ve Tabut
(...) Çoşkunakanlar bir gün, toteme tapmaya karar vermişler. O vakitler dünyanın başka yerlerinde yaşayan pek çok kabilede totem; hayvan, ağaç, bitki, su, rüzgar gibi doğal varlıklardan seçilirmiş. Fakat bizimkiler, bir araya gelip de kendilerine doğru düzgün bir totem seçememişler. Tartışmalar, çekişmeler, yıllar, yıllar sürmüş; gel gör ki bütün kabilenin tapınacağı totemin ne olacağına bir türlü karar verilmemiş. Her kafadan bir ses çıkmış. Biri 'Ayı olsun' demiş. Diğeri 'Yok artık diye gürlemiş. Öteki 'Maymun olsun' demiş. Beriki 'Maymun benim haysiyetime yakışmaz, ille de kobra olacak' demiş. Bakmışlar olmayacak, 'Herkes kendi totemini seçsin o zaman' demişler. Kabile halkı bu demokratik kararı sevinçle karşılamış. Kırk gün kırk gece özgürlük şenlikleri yapılmış. Şenliklerden yorgun düşünce her aile reisi kendi totemini seçmiş. Seçmiş seçmesine ya, bu sefer de yüzlerce totem olmuş. Neredeyse bütün hayvanlar, bitkiler, ağaçlar bir anda kutsal olmuş. Nereye baksan tabu olmuş. Herkes birbirinin inancına saygı gösterir ve ötekinin seçtiği toteme ilişmezse, totem olmuş hayvanı ve bitkiyi yemezse, hepsi açlıktan ölecekmiş. (...)
Sayfa 8 - Sel·Kitabı okudu
Öykü
“Kendimi sevemedim, falanca beni sevmedi, ben az sevildim falanca daha çok sevildi…” Bütün bu sevgi açlığı ve kafa karışıklığı nasıl aşılır? Güçlü ve gerçekçi benlik değeri ve saygısıyla. Benlik değerini ve benlik saygısını güçlendiren en önemli iki unsuru şöyle tanımlayabilirim: 1) Sağduyuyla, sorgulayıcı düşünceyle, içselleşmiş bir vicdanla, farkındalıkla ve iradeyle örülmüş bir yaşam etiğine sahip olmak ve o etik doğrultusunda yaşamak. (Tabii burada 7 majör nitelik saydım ki maalesef insanların pek azında bulunan nitelikler bunlar). 2) Yapıcı eylemlilik hali. Yani işe yarar bir şeyler yapmak. Kendi yararı kadar başkalarının da yararına olan sürdürülebilir işler ve uğraşlar edinmek. Sende ve hayatında bunlar varsa, sevgi kadar muğlak ve tuzaklı bir kavramı gidip gelip sorgulamıyorsun.”
Bireyin en fazla ergenlik mertebesine yükselebildiği bir coğrafyada, marjinallik bir gösteriş unsurundan başka ne olabilir ki?
Sayfa 38 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Reklam