Herkese merhabalar,
bugün elimde yine zamanın tozunu silkeleyen, kelimeleriyle binlerce yıl öncesinden seslenen bir kitap var: Zerdüşt Yaratılış Miti – Zad-Sparam.
Bu öyle bir metin ki, sanki ilk insana sorulmuş o kadim sorunun cevabını arıyor:
“Nereden geldik biz?”
Sayfalar ilerledikçe sadece bir inanç sistemine değil, aynı zamanda evrenin doğuşuna, insanın özüne ve içsel karanlıkla aydınlık arasındaki o sonsuz kavgaya şahit oluyorsunuz.
Ahuramazda'nın ışığında yürüyen iyilikle, Ahrimen'in gölgesinde sinsice dolaşan kötülüğün ezeli çekişmesi…
Yaratılış, yalnızca göklerin, suların ya da hayvanların değil; insanın içsel doğumuna da işaret ediyor.
Her paragraf, evrenin bir parçasını kutsarken, sana da kendi iç evrenini hatırlatıyor.
Astrolojik göndermeleri, mistik dili ve sembolik anlatımıyla, okudukça insanın içine işleyen bir metin.
Bazen gökyüzünün altındaki bir yıldız oluyorsunuz, bazen toprağa düşen ilk tohum.
Ve fark ediyorsunuz ki yaratılış yalnızca bir başlangıç değilmiş, bazen de kendine yeniden gelmekmiş.
Eğer mitolojiye, eski dinlere, ruhun ve dünyanın kökenine ilgi duyuyorsanız…
Bu kitap sizi bildiğiniz zamanın dışına çıkaracak.
Kitapla kalın, ışıkla kalın.