ZAYİ
Harp ve Darp Ülkesinde bir Selvi
Yazar: Sibel Oral
"İnsanların eksik yanlarıyla küçülüyordu dünya ve biz zavallı faniler paylaşamıyorduk onu.."
.
Herkese Merhaba
Bugün sizlere kısacık olmasına rağmen içerisindeki kahramanların yaşadıkları yaşamları okurken yüreğimi acıtan, adalet işleyişinin Adalet karakteri üzerinden yazarın alt metinde verdiği ince mesajları ile çokça etkilendiğim harika bir kitap bırakıyorum. Özellikle ilk sayfada yazarın kitabı nerede ve ne şekilde kaleme aldığı yazısı çok iyidi, o bile başlı başına bir yürek yangını idi.. Adaletin bu mu dünya misali..
Adalet maalesef ki yok ve olmayacak da sanırım.
.
Bu ülkenin susturulmuş kahramanları onlar; hepsi bir çıkmaz sokakta, metruk binalar gibi birbirine yaşlanmış, yalnızlıkları ve kederleriyle, kendi araflarında yaşıyorlar..
Dar kaldırımlı geniş yokuşun başında, eskimiş köhne evlerin olduğu çıkmaz bir sokak, aşağıdaki işlek caddede ve elit semtlere bağlanan sokaklarda ise faniler yaşıyor ağızlarından salyalarını akıta akıta. Onlar ki, zavallı faniler..
Topu topu yedi kişiler bu dar, çıkmaz sokakta; işte o kadının yıllar sonra kapısını açtığı ev ki, sokaktaki diğer evlere göre daha köhne, yıkıldı yıkılacak, taşıyamıyor sırlarını ve kapılarında büyüttüğü çocukların anılarını. Hemen yanında ağaç olmayı dileyen Lerna Hanım'ın camekân balkonlu sarı evi, onun yaslandığı ise Emine ve Rüstem 'in evleri. Sonra Ayhan, Rüstem Efendi ve Sofie..
Tuhaftır ki, o çelimsiz kadın, bu sokağa başında uçuşan iki kara kuzgunla birlikte geldiğinde hiçbiri onu görmedi.. Emine 'den başka.. Ahh Selvi..
Hepsinin derdi olmuştu Selvi.
Nereden ve neden bu sokağa geldi?
Uçtu kuzgunlar servilerin dallarından..
Büyük Kuzgun: "Kooork.."
Küçük Kuzgun: "Koork.."
"Sırlar sadece sırlılarda kalıyordu."
Bir yandan köklü bir İstanbul