Zorlara Dağlar Dayanmaz

·
Okunma
·
Beğeni
·
6
Gösterim
Adı:
Zorlara Dağlar Dayanmaz
Baskı tarihi:
1987
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kültür Bakanlığı Yayınları
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Hem sonra ölen kim? Sen, ben ve şurada gezinenler, kumların içinde oynıyan, hayattan bihaber şu çocuklar ve şu iki sevgili... Bunların hepsi kocaman bir kitlenin göze görünmeyen zerreleridir. Eğer sönüyorlarsa bu sönüş zerre olarak, yoksa kütle olarak değil. O halde, kaybolan bir şey yok. Bunu böyle düşündüğümüz gün mezarlıkları, şehirlerin ortasına, gözümüzün her zaman göreceği, adınlarımızın her zaman uğrayacağı köşelere kuracağız ve korkmadan, ürkmeden selvilerin altında dolaşacağız.
Fransız felsefeyi, dimağının girintilerinde beslerken, Alman onu damarlarında yaşatıyor. Her Fransız'da sanki Descartes'den bir parça ve Alman'da Goethe'den bir taraf var!
Medeniyetin teknik ve sıkıcı şartları içinde üzülen Avrupalı için, kavuklu, zemzemli, peçeli, nargileli, yani kendilerinin telakkisine uyan bir şekilde Müslüman kalan bir Türkiye, bir taraftan Avrupa'nın sağılacak ineği, öte taraftan daimi bir sinema, canlı bir müze, hoş bir mesiresi olarak kalmasın mı?
Şimdi Alsas'ın bir deresindeyim: Karşımda Jop isimli sigara kağıdı fabrikaları tütüyor, Voj dağlarını kaplayan dumanları, Tortum köylerinin on sene evvelki figanlı manzarasını daha iyi aydınlatıyor.

Bulunduğu muhitten uzaklardaki bir gıdayı almağa ne ihtiyaç, ne de zevk hissetmeyen hayvanın gırizesine aklıselim dense yeridir. İnsanda fazla olarak bu aklıselimin mevcut olmayan şey'i yaratmak derecesine varacağını düşünmüyor değilim. Her ne olursa olsun, içtimai ve iktisadi yaşayışımızda, şöyle böyle iki yüz yıl önce başlayan tarih dönümü, her halde, bizden, hayvanlarda bile bulunan bu aklıselimi nez'etmiş olmalı!
Bugün bir kaç arkadaş ile beraber Napolyon’un mezarını gezdik; altın kubbe altında uyuna inkılap kaplanını mezarını hüşu içinde dolaşmış olanlar arasında arka kapıdan çıkarken gözlerimiz eski top namlularına saplandı. Arkadaşlardan biri:

-Cezayir’den getirilen Türk topları dedi.
Baktım: Bir tarafında namlunun yapıldığı tarih, bir tarafında kısa bir mısra:

"Zorlara dağlar dayanmaz"

Paris'te Napolyon'un mezarı yanındaki bir demir parçasına kazılı olan bu Türk mısrası, dağlar devirmiş iradenin kıvrımları halinde gözlerimin önünde süzülürken, hafızam geçmiş asırları atladı, tarihin sararmış, delik deşik olmuş sahifelerini çevirdi ve nihayet dağları artık yıkamayan Türk iradesinin bitkin günlerine geldi; Üç kıt'aya meydan okuyan Türk zorunun, bir gün bu kıt'alardan birinin olgun "kafa"sı karşısında çöküşü manzarasına hüzün içinde daldı.

Odama gelince bu manzarayı yaşattım. Türk elinin demire işlediği bu tek mısraın güzel kıvrımları tekrar canlandı.

Geçmiş tarih hatıraları, Frenk ellerinde esir yatan Türk toplarının verdiği yas, yerini yeni bir ruh kuvvetine bırakıyor.
Kadri bilinmeyen ilahi ızdırap! Kendimizde iyi olan, hayata değer veren herşeyi, merhameti ve bütün iyilikleri ona borçluyuz. Deha, eğer ızdırabı güzelleştirmek san'atı değilse nedir?
A. Frans

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zorlara Dağlar Dayanmaz
Baskı tarihi:
1987
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kültür Bakanlığı Yayınları

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Ruh Adam

Kitap istatistikleri