İdam mahkumu!
Peki, neden olmasın? İnsanlar... Adını hatırlamadığım ve yalnızca güzel şeylerden bahseden bir kitapta "bütün insanlar sonu belirsiz bir infaza mahkumdur." diyordu. O halde benim durumumda değişen ne vardı?
Victor Hugo'nun küçük çaplı ama oldukça yoğun duygularla kaleme aldığı eser. İşlediği cinayet sonucunda idama mahkum edilmiş bir suçlunun son günü özelinde mahkumun suçlu olmasına rağmen idam anına yaklaştıkça hayata tutunmak ve hayatta kalmak için verdiği anlamlı fakat başarısızlıkla bitmek zorunda kalan çabaları...
19. Yüzyıl Fransa'sı hakkında yüzeysel tahlillere de yer verilen eser özellikle bir babanın geride bıraktığı kız çocuğundan ayrılacak olmasının verdiği ızdırabı işliyor. Bir yanda Bicetre Hapishanesi'nden giyotine giden süreçte sürekli bir iç hesaplaşma ve suçlu olduğunu kabul etmesine rağmen idam edilmeyi kabul edemeyen bir idam mahkumunun travmatik ruh hali; öte yanda idam cezasının infazını büyük bir sabırsızlık ve iştahla bekleyen Paris halkı... Bu açıdan baktığımızda yoğun psikolojik tahlillere sahip olan eser aynı zamanda Paris halkı özelinde Fransız toplumunun sosyolojik yapısı hakkında da fikir veriyor.
En değersiz insan bile bu dünyadan gitmeden bir iz bırakır mutlaka... Victor Hugo eserinde; bir idam mahkumunun gözünden, son nefesini vermeden hayata dair sorgulamalarını ve vicdanını rahatlatmak için hissettiklerini dile getiriyor...