"...Zamanımızdan bin küsur yıl önce bir Türk kavminin, bir Türk insanının ne yaptığını; ne yeyip ne içtiğini bilmek kadar güzel bir duygu yoktur. Yalnız muhayyilenin gücüyle tarihi şekillendirmek hem zor hem de kabul edilebilir değildir. Tarih gerçeklerle ilişkisine göre ciddiyet kazanan bir bilimdir. Türkler gibi en eski devirlerden itibaren göçebe duruşu olan, bu sayede geçmişin derinliklerine gidildiğinde yazılı kültürlerinde yetersizlik görülen; ama yüksek kültür yapısı satırlara sığmayacak bir kavim için yazılmış her cümle, her kelime yüksek kıymeti haizdir..."
"Türk tarihi keşfedilmeyi bekleyen koca bir hazine sandığını andırır. Bu sandığın nadide parçaları zamanın yüksek ateşinde eridikten sonra, tekrar coğrafyanın tezgahında işlenerek farklı mücevherler olarak günümüze ulaşır. Ham madde hiçbir zaman değişmemekle beraber, kıymetini kaybetmeyen güzide şaheserlerin eski hallerini tahmin etmek hayal gücümüze bağlıdır.
Bazen bu sanat eserlerini görenler, yıllarca kültürün tavında dövülerek işlenmiş bu eşsiz parçaları bize tasvir ederler. O zaman küçük bir betimleme, basit bir tanımlama, üç satırlık bir ifade, tarif edilmez bir şekilde geçmişi aşikar kılar..."
SEYAHAT DİYEN KİTAPLAR
Zafer SARAÇ
İstanbul: Post Yayınları, Ocak 2020, 166 sayfa.
Seyahatname; Arapça “gezmek, gezi” anlamındaki seyahat ile Farsça “mektup” anlamına gelen name kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş; bir yazarın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eser anlamına gelen bir kelimedir. İnsanın yaradılışında var olan merak duygusunun yaşadığı toprakların ötesini ve bu coğrafyalara ait siyasi, sosyal, etnik, ekonomik, dini, kültürel vs. özellikleri yerinde gözlemlenmesinin sonucu olarak ortaya çıkmış; geçmişi iki bin yılı aşan bir yazın türüdür. Seyahatnamelerin ortaya çıkmasında her ne kadar ilk olarak insanda var olan merak duygusunu belirttikse de arka planda bu duyguyu kamçılayan amillerin başında; devlet yöneticilerinin farklı siyasi hesapları ve dini önderlerin inançlarını daha geniş alanlara yaymak istemeleri gelmektedir.
İncelediğimiz eserde yazar, farklı tarihlerde çeşitli dergi ve internet sitelerinde yayımlanmış yirmi beş makaleden oluşan seyahatname eleştirilerini kronolojik bir sırayla okuyucuya sunmuştur.
Yazar, ele aldığı seyahatnameleri tabiri caizse iyice hazmetmiş, ardından kendi yorum ve bakış açısını da yansıtarak eleştiriye tabi tutmuştur. Yazar, bu eleştiri sürecinde isabetli tespitleriyle okuyucuyu ikna etmekte oldukça başarılıdır. Yazarın seyahatname eleştirilerinde değer verdiği ve sık sık üzerinde durduğu kaynakça ve kavram kullanımına bizzat kendisinin de dikkat etmesi fikir ve eylemlerinin tutarlılığını yansıtması bakımından oldukça değerlidir.
Yazar, makalelerinde yer yer akademik bir dil kullanırken, Osmanlı Türkçesi kelimeleri kullanmaya özellikle dikkat ettiği göze çarpmaktadır.
Zafer Saraç farklı bir disiplin üzerine (Biyoloji) başladığı yükseköğrenimini çok keskin bir kararla yarıda