Arzu Koşar

Arzu Koşar
@kitap_aski_arzu
Üniversite
İstanbul
Avusturya/Dornbirn, 25 Ağustos 1987
522 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Atlasın Kızları benim için sadece kadın kaşiflerin anlatıldığı bir araştırma kitabı değil, tarihin satır aralarında unutulmuş cesur kadınların izini süren etkileyici bir yolculuk oldu. Yazarın yaklaşık on yıllık araştırmasının ürünü olan bu eser, "Keşif denince neden hep erkekler akla geliyor?" sorusunun peşine düşüyor ve bize bambaşka bir tarih penceresi açıyor. Kitabı okurken en çok şaşırdığım şey, kadınların seyahat etmesinin bile büyük bir mücadele gerektirdiğini görmek oldu. Hayallerinin peşinden gitmek için erkek kılığına giren, isimlerini değiştiren, toplumun dayattığı sınırları aşmaya çalışan kadınların hikâyeleri hayranlık uyandırıcıydı. Özellikle keşif yapabilmek için tüm hayatını erkek kimliğiyle sürdüren Catalina De Erauso, erkek kılığında dünya turuna çıkan botanikçi Jeanne Baret ve keşif tutkusu sayesinde İngiliz Kraliyet Coğrafya Topluluğu'na kabul edilen ilk kadın olan Isabella Bird beni en çok etkileyen isimler arasındaydı. Fanny Bullock Workman'ın Mont Blanc'a tırmanışı, Alexandra David-Néel'in Tibet'e ulaşma mücadelesi ve Eva Lindström Dickson'ın Sahra Çölü'nü tek başına arabayla geçmesi ise kadınların kararlılıklarının ve cesaretlerinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha gösteriyor. Üstelik kitap sadece kaşif kadınlarla sınırlı kalmıyor; korsan kadınlardan, keşifleri destekleyen güçlü kadınlardan ve doğayı korumak için mücadele eden öncü isimlerden de bahsediyor. Bu kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Tarih kitaplarında adlarını çok az duyduğumuz ya da hiç duymadığımız bu kadınlar, aslında dünyanın keşfedilmesinde ve şekillenmesinde önemli roller üstlenmişler. Hatta belki bilmeden tarihin yönünü değiştirmişler. Ne yazık ki çoğu zaman gölgede bırakılmışlar. Atlasın Kızları, o gölgede kalmış hikâyeleri gün yüzüne çıkaran, hem öğretici hem de ilham
Atlasın KızlarıOya Mumcuoğlu · Ceres Yayınları · 20256 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım okurken sadece bir karakterin hikâyesini değil, bir toplumun yıllarca sessiz kalmış acılarını da omuzlarınızda hissedersiniz işte böyle bir kitap okudum. Romanın merkezinde Hatice var. Babası tarafından para karşılığında Filistinli bir Arap adama verilen ve dördüncü kuma olarak yabancı bir hayata sürüklenen genç bir kız... Kitap boyunca Hatice'nin yolculuğunu, yaşadığı acıları, korkularını ve ölümüne kadar uzanan hayatını okuyoruz. Ancak bu yalnızca Hatice'nin hikâyesi değil; aynı kaderi paylaşan yüzlerce kız çocuğunun da sesi. En çok etkilendiğim noktalardan biri Hatice'nin Nenannesinden (anneannesinden) dinlediği masallardı. Zor zamanlarında o masallara sığınması, sonra da kendi gibi istemeden evlendirilen kızlara anlatarak onların korkularını hafifletmeye çalışması çok dokunaklıydı. Zamanla çeşme başında kadınlara anlattığı masallar kulaktan kulağa yayılıyor ve Hatice, herkesin "Suların Sultanı" diye andığı bir kadına dönüşüyor. Acının içinden umut ve dayanışma yaratabilmesi gerçekten unutulmazdı. Kitap yoğun şekilde kadınların yaşadığı zorlukları, çaresizlikleri ve hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor. Aynı zamanda Kıbrıs'ın çok az bilinen, insanın içini sızlatan bir dönemine de ışık tutuyor. Okurken sık sık durup düşündüm; bir insanın kaderi başkalarının verdiği kararlarla ne kadar değişebilir? Hüzünlü, yer yer öfkelendiren ama bir o kadar da etkileyici bir romandı. Son sayfayı kapattığımda aklımda en çok Hatice'nin masalları kaldı. Çünkü bazen insanlar hayatta kalmak için ekmekten önce bir hikâyeye ihtiyaç duyarlar. Kadınların susturulmuş seslerine, Kıbrıs'ın kanayan yaralarına ve unutulmaması gereken hayatlara dokunan etkileyici bir roman. Çok hüzünlendim etkisinden çıkamıyorum. Sizi derinden sarsacak bir kitap mutlaka
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20241,955 okunma
8/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım serinin ikinci kştabı ile karşınızdayım bugün. ADSIZ'ın ardından aklımda kalan birçok soru işareti bu kitapta yavaş yavaş yerli yerine oturdu. Karakterlerin geçmişleri, yaşadıkları ve verdikleri kararlar daha anlamlı hale geldi. Özellikle Adsız'ın bir çırpıda tüm hayatını Ferah'a anlattığı bölüm beni en çok duygulandıran sahneydi. O satırlarda yıllarca içine attığı acıları, korkuları ve özlemleri hissetmemek mümkün değildi. Kitabın en çarpıcı taraflarından biri de Adsız'ın tam otuz dört yıl sonra anne ve babasıyla yüzleşmesiydi. Bu sadece bir hesaplaşma değil, yılların biriktirdiği kırgınlıkların ve yaraların ortaya döküldüğü oldukça ağır bir yüzleşmeydi. O bölümlerde karakterin yükünü omuzlarımda hissettim. Adsız ve Ferah'ın hikâyesi ise içimi en çok burkan kısımlardan biri oldu. Birbirlerini sevmelerine rağmen aralarındaki kırgınlıkların sevgilerinin önüne geçmesi, onları kitap boyunca ayrı düşürmesi insanın kalbini sıkıştırıyor. Bazen sevginin tek başına yetmediğini hatırlatan bir hikâyeydi bu. Ve sonunda Adsız'ın erkek ve kız kardeşiyle tanışması... Sanırım onun hayatında yaşadığı en güzel gelişmelerden biriydi. Hayatından çalınan yılların ardından ait olduğu insanlara ulaşabilmesi beni mutlu etti. Zihin Sarkacı, sadece gizemleri çözen bir devam kitabı değil; aile, aidiyet, affetmek, yüzleşmek ve sevmek üzerine de güçlü bir hikâye anlatıyor. Üçüncü kitapta bizi neler bekliyor çok merak ediyorum ne olur güzel şeyler olsun artık. Seri ile tanışmadıysamız hiç vakit kaybetmeyin. Yeni kitaplarla buluşmak dileği ile sevgiler.
Zihin SarkacıSelin Şafak · Hasrem Yayınları · 202540 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım son zamanlarda okuduğum en sarsıcı, en "bizden" ama bir o kadar da evrensel kitaplardan biriyle geldim bugün. Kitap, unutulmuş, susturulmuş veya görmezden gelinmiş kadınların ömürlük bir haykırışı. Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, kadınların yıllar geçse bile benzer yükleri taşımaya devam etmesi oldu. Yazarın dili oldukça yalın ama duygusu yoğun. Abartıya kaçmadan, hayatın içinden kadın portreleri çiziyor. Bu yüzden okurken kurgu değil de birilerinin gerçek yaşamına tanıklık ediyormuş gibi hissettim. ​Kitap, 1960'lardan günümüze uzanan geniş bir zaman dilimini, tam 27 farklı öyküyle birleştiriyor. Yazar, her bir öyküde kadın olmanın ağırlığını, toplumun biçtiği o dar kalıpları öyle ince bir sızıyla işliyor ki, okurken bazen kendinizi o karakterlerin yerine koyup nefes alamaz hale geliyorsunuz. Mesela bir öyküde farklı olduğu, yani normalden biraz daha uzun boylu olduğu için anında "cadılıkla" damgalanan bir kadının öyküsünde, toplumun farklılığa karşı ne kadar acımasız olabildiğini iliklerime kadar hissettim. ​Bir diğer öyküde, hastalanıp evinden ilk defa dışarı çıkmak zorunda kalan bir kadının gözünden hastane, doktor ve hemşire ile tanışmasını okurken, o kadının dünyasının ne kadar sınırlı tutulduğunu düşünmek beni derinden sarstı. ​Ve en çok da, yıllar önce ayrıldığı kocasının hayaliyle ömrünü tüketen, zihnini o eski gölgeyle meşgul eden kadının hikayesi... İnsanın kendi kendine kurduğu hapishanenin, başkalarının kurduğundan daha ağır olduğunu ne güzel anlatmış yazar. Sarsızı ve etkileyici bir kitaptı unutulmayacaklar arasında yerini aldı. Kitaplığınızda bulunması gereken edebi değeri yüksek bir kitap tavsiye ederim. Yeni kitaplarla buluşmak dileği ile sevgiler.
Değersiz KadınlarMaria Stella Rossi · Paspartu Yayınları · 20255 okunma
10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
Merhaba kitap sever dostalrım kitaplığımda yeni bir yolculuğa çıkmanın heyecanı içindeyim. Görselde de görebileceğiniz gibi, elime aldığım bu çalışma beni daha kapağıyla kendine çekmeyi başardı. Kitap iyinin ve kötünün, gücün ve kurnazlığın mücadelesi... Atsız’ın dili zaten başlı başına güçlü ama bu hikâyede doğa, mücadele ve semboller öyle etkileyici işlenmiş ki okurken kendimi bir destanın içinde yürüyormuş gibi hissettim. Bozdoğan’ın gökyüzündeki özgürlüğüyle Sarı Yılan’ın sessiz ama tehlikeli varlığı arasında geçen mücadele, aslında sadece iki canlıyı anlatmıyor. Gücü, iradeyi, korkuyu ve direnmeyi de simgeliyor. Sayfalar ilerledikçe çocuk kitabı gibi görünen bu hikâyenin altında ne kadar derin anlamlar olduğunu fark ediyorsunuz. O kadar çok beğendim ki Kitabın çizimleri de ayrı bir güzeldi. O sıcak tonlar ve masalsı atmosfer, anlatıyı daha da etkileyici hale getirmiş. Kısa olmasına rağmen zihnimde uzun süre yer edecek kitaplardan biri oldu. Hüseyin Nihal Atsız’ın kaleminden çıkan Her Çağın Masalı: Bozdoğan’la Sarı Yılan, adından da anlaşılacağı üzere sadece bir döneme değil, tüm zamanlara hitap eden bir derinliğe sahip. Selçuk Ören’in büyüleyici çizgileriyle buluşunca, okuma deneyimi adeta görsel bir anlatıya dönüşüyor. Alın aldırın dostlarım harika bir kitap. Yeni kitaplarla buluşmak dileğiyle Sevgiler.
Bozdoğan'la Sarı YılanHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Çocuk Yayınları · 202521 okunma