Merhaba kitap sever dostlarım son zamanlarda okuduğum en sarsıcı, en "bizden" ama bir o kadar da evrensel kitaplardan biriyle geldim bugün.
Kitap, unutulmuş, susturulmuş veya görmezden gelinmiş kadınların ömürlük bir haykırışı.
Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, kadınların yıllar geçse bile benzer yükleri taşımaya devam etmesi oldu. Yazarın dili oldukça yalın ama duygusu yoğun. Abartıya kaçmadan, hayatın içinden kadın portreleri çiziyor. Bu yüzden okurken kurgu değil de birilerinin gerçek yaşamına tanıklık ediyormuş gibi hissettim.
Kitap, 1960'lardan günümüze uzanan geniş bir zaman dilimini, tam 27 farklı öyküyle birleştiriyor. Yazar, her bir öyküde kadın olmanın ağırlığını, toplumun biçtiği o dar kalıpları öyle ince bir sızıyla işliyor ki, okurken bazen kendinizi o karakterlerin yerine koyup nefes alamaz hale geliyorsunuz.
Mesela bir öyküde farklı olduğu, yani normalden biraz daha uzun boylu olduğu için anında "cadılıkla" damgalanan bir kadının öyküsünde, toplumun farklılığa karşı ne kadar acımasız olabildiğini iliklerime kadar hissettim. Bir diğer öyküde, hastalanıp evinden ilk defa dışarı çıkmak zorunda kalan bir kadının gözünden hastane, doktor ve hemşire ile tanışmasını okurken, o kadının dünyasının ne kadar sınırlı tutulduğunu düşünmek beni derinden sarstı.
Ve en çok da, yıllar önce ayrıldığı kocasının hayaliyle ömrünü tüketen, zihnini o eski gölgeyle meşgul eden kadının hikayesi... İnsanın kendi kendine kurduğu hapishanenin, başkalarının kurduğundan daha ağır olduğunu ne güzel anlatmış yazar.
Sarsızı ve etkileyici bir kitaptı unutulmayacaklar arasında yerini aldı. Kitaplığınızda bulunması gereken edebi değeri yüksek bir kitap tavsiye ederim. Yeni kitaplarla buluşmak dileği ile sevgiler.