Korktum. Ben senin gibi değilim. Sen cephelerde mermiye kafa atmışsın, bense kurşunu havada görsem ölürüm! Çok farklıyız biz! Halen aklım almıyor. Bana çok fazla geldi olanlar. Gördüğün şey korkumdu! Ben senin öldüğün haberini çok daha önce İstanbul'da aldım. Yerlere düştüm! Hala rüyalarıma giriyor. Şuram yandı ahh! "Ateş öldü" dediler. Sana "Ferah öldü!" dediler mi hiç?
Merhaba kitap sever dostlarım serinin ikinci kştabı ile karşınızdayım bugün.
ADSIZ'ın ardından aklımda kalan birçok soru işareti bu kitapta yavaş yavaş yerli yerine oturdu. Karakterlerin geçmişleri, yaşadıkları ve verdikleri kararlar daha anlamlı hale geldi. Özellikle Adsız'ın bir çırpıda tüm hayatını Ferah'a anlattığı bölüm beni en çok duygulandıran sahneydi. O satırlarda yıllarca içine attığı acıları, korkuları ve özlemleri hissetmemek mümkün değildi.
Kitabın en çarpıcı taraflarından biri de Adsız'ın tam otuz dört yıl sonra anne ve babasıyla yüzleşmesiydi. Bu sadece bir hesaplaşma değil, yılların biriktirdiği kırgınlıkların ve yaraların ortaya döküldüğü oldukça ağır bir yüzleşmeydi. O bölümlerde karakterin yükünü omuzlarımda hissettim.
Adsız ve Ferah'ın hikâyesi ise içimi en çok burkan kısımlardan biri oldu. Birbirlerini sevmelerine rağmen aralarındaki kırgınlıkların sevgilerinin önüne geçmesi, onları kitap boyunca ayrı düşürmesi insanın kalbini sıkıştırıyor. Bazen sevginin tek başına yetmediğini hatırlatan bir hikâyeydi bu.
Ve sonunda Adsız'ın erkek ve kız kardeşiyle tanışması... Sanırım onun hayatında yaşadığı en güzel gelişmelerden biriydi. Hayatından çalınan yılların ardından ait olduğu insanlara ulaşabilmesi beni mutlu etti.
Zihin Sarkacı, sadece gizemleri çözen bir devam kitabı değil; aile, aidiyet, affetmek, yüzleşmek ve sevmek üzerine de güçlü bir hikâye anlatıyor.
Üçüncü kitapta bizi neler bekliyor çok merak ediyorum ne olur güzel şeyler olsun artık.
Seri ile tanışmadıysamız hiç vakit kaybetmeyin. Yeni kitaplarla buluşmak dileği ile sevgiler.
Ama kan, gözyaşı, iç geçirmeler, tokatlar ve yumruklar, beden ve ruh yaraları, psikolojik ve nörolojik tahakküm ile ele geçirme izleri, dünyanın dört bir yanına dağılmış, yoksul ve zengin, Hiristiyan ve Müslüman, beyaz, siyah ve sarı tenli kadınların acı, ölüm ve kan dolu günlerinin nişanesi halindedir. Her yerde kadın kanı varken, bu korkunç şiddet zincirini kırmaya yetemeyen kalıplaşmış ifadeler ve kelimeler de buna eşlik ediyor.Bazı hikâyeler de daha sessiz bir acı taşıyordu.